Gazetemiz Renkli Baskıya Geçerken

Sevgili Fatih Kılıç aradı.

Hocam, 11.12.2015 Cuma günü saat 09. 30’da Piran’da kahvaltıya bekleriz. Pazartesinden itibaren renkli basıma geçeceğiz. O nedenle Tokat Gazetesi ailesi olarak kahvaltıda buluşmak istiyoruz. Mutlaka bekliyoruz.

-Teşekkür ederim Fatih ama ben Piranı bilmiyorum ki. Piran nerede?

Tabii Fatih, Piran’ın yerini ayrıntısıyla tarif etti. Şimdi düşündüm de elli yıldır bu kentte yaşıyorum. Üstelik Pir Han’ın civarında sıkça dolaşırım. Ne var ki kafamı kaldırıp etrafıma bakmamışım. Hani derler ya “Ol mahiler ki yüzerler derya içre / Derya nedir bilmezler.”  Yani, balıklar denizde yüzerler ama denizin ne olduğunu bilmezler. Benim ki de o hesap işte. Yazılışı Pir Han, okunuşu Piran olan restorantın civarında sayısız kez taban tepmişimdir. Ama burada böyle bir mekânın bulunduğunu fark etmemişim.

Üstelik bir zamanlar, öğretmenevlerine gidemediğimiz çatışmalı yıllarda genellikle Pir Han’ın burnunun dibindeki kahvede buluşurduk dostlarla. Tarihî bina mutlaka vardır da o yıllarda restore edilmediği ya da dalgınlığımdan dolayı dikkatimi çekmemiş olabilir. Dalgınlığımı, kimisi “Sanat adamı o anda neler plânlıyordu kim bilir?” diye iyiye, kimisi de “Karnındaki birbirine kuyruğu bile değmeyen tilkileri dolayısıyla neler kuruyordu kim bilir?” diye kötüye yorar. Oysa yorumların ikisinin de gerçeği yansıtmadığını kesinlikle iddia edebilirim.

Dalgınlığımdanöteden beri şikâyetçiyim. Dostlarım ve öğrencilerimin, “Karşılaşınca selam vermeye hazırlanıyoruz bizi görmüyorsun” gibi sitemlerine eşimle bir çözüm geliştirmiştik: sokakta kol kola yürüyeceğiz, karşıdan gelen tanıdığı ya da selam vermeye hazırlanan öğrenciyi kolumu çimdikleyerek haber verecekti. Çimdiği yiyince hemen selam almaya hazırlanacaktım. Bu karardan sonra epey çimdik yedim. Sol pazum nasır bağladı. Çünkü sağ elimle selam verecektim, askerde öyle alışmıştım.

Bir gün güçlü bir çimdikten hemen sonra gözümü dört açarak karşıyı, sağı solu acele taradım. Selamlaşacağım kimseyi göremeyince çıkıştım eşime:

-Kime selam vereceğim yahu! Trafik levhalarından birisini işaretle:

-Şunun ne anlama geldiğini soracaktım.

-(!) o günlerde eşim ehliyet sınavlarına giriyordu.

***

Gazetenin sahipleri, yöneticileri, çalışan ve yazarlarının oluşturduğu aile topluluğuyla özenle hazırlanan sofrada karnımızı doyurup gözümüz ışıyınca Yönetici Fatih Kılıç, özlü bir konuşma yaptıktan sonra herkesin söz almasını istedi. Ayrı ayrı hepimiz uzun ya da kısa cümlelerle duygu düşünce ve temennilerimizi belirttik. Kahvaltıdan memnuniyetimiz, ortak paydamızdı. Benzer buluşmaların sıklıkla tekrarlanması da ortak temennilerimizdi.

Tesisin önünde çektirdiğimiz aile fotoğrafındansonra vedalaşarak ayrıldık.

 

Buluşmamızdan şahsen memnun oldum. Tanımadıklarımı tanıdım. Konuşmalardan yararlandım. Emeği geçenlere teşekkür eder devamını beklerim… Ayrıca ve daha önemlisi, pazartesinden itibaren yeni bir görünüşle okuyucunun karşısına çıkacak olan TOKAT GAZETESİ’nin, ilimize, ülkemize ve herkese hayırlı olmasını diler, sahiplerini, çalışanlarını ve gazeteye emeği geçen herkesi tebrik ederim.