Bir Fikriniz Olsun

Mustafa Uçurum

 

Düşünmeden, tartışmadan, hayatın gidişatına kaptırıp kendini; karşısındakinin sözlerine en güzel tasdik ifadesi artık “aynen” oldu. Dikkat edin, bir gün içinde “aynen” sözünü kullanan o kadar çok kişi var ki.

Zaman zaman toplumun diline takılan böyle sözler olur. Bir filmden ya da diziden kopup gelen ve bir anda toplumun içine sızan kelimeler bir virüs gibi herkesin zihnini kuşatmaya başlar. Kolaycılığın baş tacı olduğu zamanımızda da üretmek yerine hazıra konanlar için biçilmiş kaftandır böyle şeyler.

Anlatırsınız, tahliller yaparsınız, örnekler verirsiniz; karşınızdakinin de size eşlik etmesini beklersiniz. Karşıdan gelen ifade çok nettir; “aynen.” Kabul etmek, tasdiklemek yeri gelince güzeldir ama her şeyi de tasdikleyenlerin samimiyetine dikkat etmek gerek.

Bu aslında o kadar da basit bir mevzu değil. Yeni fikirlerin gün yüzüne çıkamamasının en baş sebeplerinden biridir bu aynenciler. Doğru olanı, hayırlı olanı onaylamakta zaten beis yok. Kime göre doğru, kime göre hayırlı diyeceksek eğer yine kıstas bellidir. Vatanın, milletin hayrına olan ne varsa doğrudur. Tabii ki vatan diye bir derdi olanlar için bu sözüm.

Liderinden şikâyet ederler, her şeyin sebebi budur derler ama liderlerinin söylediği her söze aynen derler.

Kitap okumazlar, araştırma yapmazlar ama karşılarındaki eğer biraz kendi gibi düşünüyorsa ne söylese aynen derler. Bu söz nereye gider, kime yarar sağlar kime zarar sağlar düşünmezler.

Ülke meseleleri konu olduğunda böyle kişilerin takındığı tavır açıktır. Kendi düşüncesi olmadığı için bir süre beklerler. Konuşanlar konuşur, açıklamalar yapılır, tartışmalar olur. Bunların arasından işine gelenini seçerler ve aynen derler.

Rusya mı hatalıydı Türkiye mi? Bu sorunun cevabını araştıran, tarihten, stratejiden anlayan kişi rahatlıkla verir. Ortada bir ihlal vardır ve bir de savunma hakkı. Türkiye’nin haklılığı apaçık ortada iken bekleyip açıklamaları dinleyip ona göre yorum yapmak da bir marifettir. Daha da ileri gidip Rusya’ya aynen katılmak da vatansızlıktır.

Şimdi görüyoruz işte. Aynı senaryo sahnede. Sadece kendi memleketine, devletine, iktidarına muhalefet olsun diye malum çevreler Rusya’ya ve Rusya’nın yandaşlarına “aynen” diyorlar. Gazete manşetlerinden yine kinlerini kusmaya devam ediyorlar.

Çarpıtma sanatının zirvesini yaşıyoruz. Olan biteni öyle evirip çevirip kendilerine yönlendiriyorlar ki kendilerine inanacak tasdik makamındaki itaatkâr takipçiler hemen “aynen” diyorlar. Can Dündar olayı son günlerin gündemini meşgul ediyor. Yapılan suç apaçık ortada. Casusluk diyor kayıtlar. Salim bir kafayla da bakınca kendi vatanının istihbaratını dünyanın gözü önünde aciz duruma düşürmeye çalışmak sadece casusluk değil aynı zamanda vatana ihanet suçuna da girer. Fakat tüm bunlardan bahsetmeyip de olayı basın özgürlüğüne darbe şeklinde görmek de ihanete ortak olmanın bir başka yoludur.

Devlet hakkında, millet hakkında, vatanın bölünmezliği hakkında fikri olmalı insanın. Kutsal dediği bu topraklarda yaşarken öylesine bir duruş sergileyemez aklını kullanmak isteyen kimse. Vatana ihanet edenin etrafında “aynen” diyerek pozlar veremez. Bir cemaat mantığıyla kendisine dikte edilen her fikri emre itaat edercesine kabullenip bir kenarda susamaz. Susarsa, asıl özgürlüklerin kısıtlanması, susturulması budur.

Siz konuşurken sürekli aynen diyen, ne derseniz deyin tasdik eden kişilerden uzak durun. Çünkü bunlar sadece size değil herkese aynı mesafededir. Herkesin gönlünü hoşnut etmek ister böyleleri. Olmayan fikirlerini başkalarının fikirleriyle doldurmaya çalışırlar.

 

Biraz basiret, biraz ülke gerçekleriyle yüzleşme ve önyargılardan kurtularak hareket etme kişiye sağlam bir irade kazandırabilir. Kimsenin güdümüne, uydusuna girmeye gerek yok. Yaşadığınız toprakları biraz sevin, sahip çıkın ve kişilikli olmayı baş tacı yapın yeter.