Despot Yönetimler İçin Temel Değer Güçtür

 Rus lideri, “sınır-mınır dinlemeyiz” diyor. Kısaca küstahlık yapıyor. Ve bu küstahlığını da İstanbul Boğazından geçen bir Rus savaş gemisi güvertesinde bir askerin omuzunda taşıdığı füzeyi boğazda bulunan Türk ve NATO savaş gemilerindeki askerlere göstererek geçiyor.

            Putin, sürekli Türkiye’yi tehdit etmektedir. Sanki Türkiye ile Rusya savaş halindedir. “Türkiye’ye karşı tepkimiz ticari yatırımlarla sınırlı kalacağını düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Türkiye’yi yaptıklarından dolayı pişman edeceğiz.”diyor. Diktatörler hep böyledir. Yaptıkları hataları hep başkalarına yüklerler ve bunları örtmek içinde kendilerine göre düşman yaratmaya çalışırlar. Diktatör Vladimir Putin’de böyle birisidir.

            Rus yetkililer sürekli gerilimi artırmak için vatandaşlarının Türkiye’ye gitmelerini engelliyor. Türkiye’yi İŞİD’e yardım eden ülke ve petrolü, İŞİD’ten alan ülke olarak sürekli dünya kamuoyuna reklâm ediyor. Putin bütün bunları bir amacı için yapıyor. Tabii ki bu iddiaları tutmadı.

            Rus halkı ile Türk halkı arasında bir sorun yoktur. İki halk arasını açmaya çalışıyorlar. Öfke ile kalkan zararla otururmuş. Sorunların cezasını hiç günahı olmayan halklar çekmektedir. Liderler bunu bir anlayabilseler? Karşılıklı paslaşmalarla sorunlar çözülmez. Diplomatların konuşmasında yarar vardır.

            Türkiye’nin alttan alması, itidalli ve yumuşatmaya yönelik girişimlerini sert sözler, ambargo tehditleri ve Türk vatandaşlarını sınır dışı etmelerle geri çeviriyor. Rusya’ya giden Türk iş adamlarını günlerce gözaltına alıp psikolojik baskı uyguluyor ve orada eğitim gören öğrencileri tehdit edip pasaportlarını ellerinden alıyorlar.

            Rusya, uçağın düşürülmesini bölgede güç yoğunlaştırmak için bir araç olarak kullanmaktadır. SSCB’nin dağılmasıyla kaybettiği alanları Putin sırasıyla doldurmaya çalışıyor. Putin ağırlığı Gürcistan, Kırım, Ukrayna operasyonlarının ardından Akdeniz ve Ortadoğu bölgesine vermeye çalışıyor. Suriye’de kendine özgü yeni bir statü aramaya çalışıyor.

            Putin yangına kürekle gidiyor. Ortamı geriyor ve ondan da nemalanıyor. Putin çıldırmış olmalı… Türkiye’nin kolay yutulacak bir lokma olmadığını da bilmesi gerekir.

            Putin uçak düşürülmesini bahane ederek Deli Petro’nun vasiyeti olan ‘sıcak denizlere inme’ hayalini Afganistan’da denemiş ve başarılı olamamış ve Suriye yoluyla bu hayalini gerçekleştirmek istiyor. Bu nedenle Kırım’ı Karadeniz’de, Lazkiye’yi de Akdeniz’de bayrak gösterme alanı ve güç yığma noktası olarak seçiyor. Möntrö Anlaşmasına aykırı olarak da savaş gemilerini ve füzelerini boğazdan göstere göstere geçiriyor. Kendi aklınca tehdit ediyor. Halk tabiriyle bir söz vardır, “Isıran it dişini göstermez.”

            Putin Bizans’ın mirasını yemek için Ortodoksların temsilcisi gibi hareket ediyor. III. İvan’dan başlayan heves bu…Öyle bir heves ki,Bizans’ın çift başlı kartalı bile sembolleri olmuştu.Rusların şuuraltında “Sıcak denizler”, “Boğazlar”, “Bizans mirası” olduğunu kimse iddia edemez.

            Putin herhalde Osmanlı ile 1711’de yaptıkları Prut Savaşında bataklığa gömülen Rus askerlerini kurtarmak için kendini Baltacı Mehmet Paşa’ya teslim eden Katerina’nın intikamını almak için tehdit yollarına başvuruyor.

            Putin, Rusya’da yayın yapan “Rossiya-24”haber kanalında Ürdün Kralı Abdullah’la beraberken yaptığı konuşmasında Türkiye’ye saldırıyor. Başı dik ve rahat konuşuyor. Kral Abdullah’ta başı ile söylenenleri onaylıyor. Dedelerinin dedesi Şerif Hüseyin de İngilizleri böyle onaylıyordu. “Rossiya-24”’te Bozkurt işareti yapan silahlı Suriye Türklerini gösteriyor, sonra dönüyor, Türkiye’de stattaki, sokaktaki Bozkurt işareti yapan protestocuları… Terörist bunlar Bozkurtlar” Diyor.

            Muhabir sokaktan geçenlere mikrofon uzatıyor. Konuşturduklarının hepsi Türkiye’ye nefretlerini kusuyor.”Sakın ha! Ne için olursa olsun Türkiye’ye gitmeyin, sakın ha Türklerle iş ortaklığı yapmayın?” Diyor.

            Bir gence muhabir mikrofonu tutuyor, “Suriye’de uçağımızı düşürdüler, fikriniz ne?”

            Genç, “Türkiye kaç defa ikaz etmiş. Rus pilotlar İngilizce anlar mı, anlamaz mı, bilmiyorum ama pilotlar ikazlara aldırmamışlar.”Muhabir gençten istediği cevabı alamayınca gençten şüpheleniyor: “Sen buralı mısın? Rusya’da mı yaşıyorsun? Tipin Ruslara benzemiyor. Kara kaş, kara gözlüsün.”Diyor. Genç Azerbaycanlı olduğunu söylüyor. Buraya okumaya geldiğini ve “Ben Türk tarafını da Rus tarafını da tutmuyorum. Gerçekleri söylüyorum.”Diyor. İlla beklediği cevabı alacak muhabir.

           Rusya’da da Türkiye’de olduğu gibi bir merkez medya gurubu var. Putin ne söylüyorsa onu allandıra ballandıra ekranlarda fotoğraflarla gösteriyorlar. Halkta algı oluşturup aynı şeyleri düşünmelerini sağlıyorlar.

            Aslan Tekin, “Putin çılgın, Rus halkı daha çılgın. Eski huyları depreşti. Yakında, Ortodokslar da, ‘Biz Bizans’ın vârisiyiz.’demeye de kalkarlar!”diyor.

            Rus lider, “Biz güçlüyüz, her istediğimiz şeyi yaparız.”diyor. Putin açıkça güce tapan bir lider. Despotik liderler için temel değer güçtür. İnsan da gücün aracıdır.

            Türklerin, “yutulması kolay lokma” olmadığı da bizzat Rus tarihlerinde yazılı duruyor.