Güneydoğu’nun karışacağı yıllar öncesinden belliydi

Güneydoğu’da resmen savaş var. Bu öyle bir boyuta gelmiş ki anlamakta güçlük

çekiyoruz. Özel hareket timleri, sat komandoları işin içinden çıkamadılar ki çifte sıkıyönetim ilan edilerek değişik illerden getirilen askeri komandolar; tank ve ağır zırhlı araçlarla takviye edilerek operasyonlara katılmaktadır.

Diyarbakır Sur ilçesinden sonra, Nusaybin, Cizre, Silopi’de de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu yasağın ne kadar devam edeceği belli değil… Anlaşılan şiddetli çarpışmalar olacak.

Okullar kapandı. Silopi, Cizre ve Nusaybin’de Milli Eğitim Müdürlükleri Öğretmenlerin cep telefonlarına SMS çekiyor. Ne diyorlar: “Tüm öğretmen ve idarecilerimiz bakanlığımız tarafından 14.12.2015 tarihinden itibaren hizmet içi eğitim seminerine alınmıştır. Öğretmenlerimiz seminerlerini memleketlerinde alabilirler.”

HDP Milletvekili Pervin Buldan: “Milli Eğitim SMS ile öğretmenlerin memleketlere gitmesini bildirdi. Gitmeyin, bulunduğunuz yeri terk etmeyin. Giderseniz bir daha gelmeye yüzünüz olmaz.”diye öğretmenleri açıktan tehdit ediyor.

Bir HDP milletvekili arama yapan askerlere hakaret ediyor.Arama yaptırmak istemiyor.Askerler arama yapıyor ve silahlar bulunuyor.Boğaziçi Üniversitesi bir devlet Üniversitesidir.  Orada PKK yuvalanmış, Yard.Doç Dr.Nazan Üstündağ’ın başkanlığında konusu “Hendekler bizim özgürlük kazanımızdır.Hendeklerin önemi…” olan bir panel yapılıyor.Bu panele HDP milletvekillerinden Aysel Tuğluk konuşmacı olarak  katılıyor.O da hendeklerin özgürlük kazanımları olduğunu, hendeklerin neden kazıldığını ve önemini anlatıyor.Devlete hakaretlerde bulunuyor.Bunlar için ne soruşturma açılıyor ve nede herhangi bir işlem yapılıyor. İşte sonuç ortada…

Bu günlere gelineceği iki, üç yıl öncesinden belliydi. Çözüm Süreci aldatmacası nedeniyle askerin ve polisin elleri bağlanmış PKK militanları bu bölgede; il ve ilçelerde ne kadar mahalle ve sokak varsa hendekler kazıp, barikatlar kurup buralara patlayıcıları ve ağır silahları yerleştirip alan hâkimiyetini sağlamaya çalışmışlardır.

Güneydoğu’da dönen bu dolapları biz birkaç yazımızda okuyucularımıza dilimizin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalışmıştık. Yazdığımız makalelerden biri, “Devlet O Kadar Aciz mi?”idi. Bakın neler yazmışız:

“Kolluk kuvvetleri Güneydoğudaki bu olaylara müdahale edecekleri yerde; Soma’da, Ermenek’te, Validebağ Parkı gibi toplumu ilgilendiren, çevreye duyarlı ve oraları korumaya çalışan ve kömür ocağında mahsur kalmış insanların acılarını paylaşmak için toplanmış kalabalıkları dağıtmaya çalışıyorlar.

Güneydoğuda PKK/KCK/YDG-H örgütleri Kobani’yi bahane edip şehirleri yakıp yıktılar.40 insanımız öldürüldü. Milyonlarca lira halkın malına zarar verdiler. Polis ve kolluk kuvvetleri neredeydi?

Cizre Silopi’de, Hakkâri, Diyarbakır; Sur ve Bağlar semti ve daha birçok yerlerde kantonlar oluşturdular. Buralara polis ve askerler giremiyor. Vergi toplayıp haraç alıyorlar. Mahkemeler kuruyor, kimlik kontrolü yapıyorlar. Hendek kazıp siper yapıyorlar. İçişleri bakanı Efkan Ala:

“Bu süreçte alan hâkimiyetinin kaybedildiği zamanlar oldu. Hâkimiyeti sağlayamadığımız zamanlar oldu. Kırsalda terör baskısı arttı, şehirlere inmeye başladılar.”diyebiliyor. Senin görevin ne diye sorulması gerekmez mi? Bölgede devletin devlet gücünü göstermesi gerekir. Bu kadar acizlik olur mu? Sanki maliye bakanı. Elini kolunu bağlayan mı var. Her şey senin elinde değil mi? Şikâyet etmeye hakkın yok. Sen çözüm makamısın. Şikâyet etme makamı değil?

Aynı İçişleri Bakanı, kamu düzeninin bozulmasıyla ilgili olarak hem itiraf ve hem de ciddi bir tespitte daha bulunarak diyor ki; “Sorun PKK’dan kaynaklanıyor. Oslo’da anlaşmıştık. Oslo’yu PKK bozdu.”Hani PKK ile devlet görüşmüyordu. Görüştü diyenlere “şerefsizler” diyordunuz?

Diyarbakır valisinin acizliğine ne dersiniz. Vali PKK’lı milletvekillerinden; Diyarbakır’da düzenin sağlanması için yardım istiyor. Vali, “Türkiye’de ve dünyada Kobani’ye destek günü ilan edildi. Bu günlerde olay çıkarılmamasını özellikle istirham ediyorum.”şeklinde açıklamalar yapıyor. Elinde valinin binlerce polis ve askeri kuvveti varken PKK’ya neden yalvarıyor. Acizliğinden!

Devlete el kaldıranların elleri kırılmadığı müddetçe bu böyle devam eder. Devlet devletliğini bilmeli. Acizlik göstermemelidir.

Türk Milletine mahkûm değiliz, kendi imkânlarımızı biz kullanacağız. Bu hükümete güvenmiyoruz.”diye açıklama yapan bir milletvekilinin bulunduğu bir meclisi siz düşünün!

Türkiye ile “Artık 20 yıl savaşacak güce ulaştık. Kamu düzenini bizim sağlamamızı istiyorlar.”diye dalga geçiyorlar.

PKK ise yakmaya, yıkmaya ve kanton bölgeleri ilan etmeye(Özerklik bölgeleri) devam ediyor.

Bizimkiler de seyrediyor. Üst Akıl bekleniyor.”

Bu günlere böyle geldik. Hesabını kim verecek. Her gün 2–3 şehit,yıkılan evler, yanan camiler ve okullar…

 

Allah orada PKK ile mücadele eden asker ve polislerimize güç ve kuvvet, ailelerine de sabır versin? Birlik ve dirlik zamanı…