AYNANIN HANGİ YÜZÜ GERÇEK?

İnsana bu kadar da olmaz dedirtiyor. Hastaneler yakılıyor, camiler yakılıyor, okullar yakılıyor, kültür sarayları ve kütüphaneler yanında küçücük çocukların gittiği anaokulları bombalanıyor. Sokaklar savaş alanına dönmüş.

Şehirler, her karışı bombalarla tuzaklanmış, belediyelerin kepçeleriyle hendekler kazılmış, savaş alanı manzarası görünümünde… Yaşlı-genç, çoluk-çocuk, kız-kızan demeden halkını yakan, evinden, barkından göç ettiren gözü dönmüş hainler güruhu bu güne kadar nasıl bu hale gelmiş?

70 yaşında bir dede evini PKK’lılara vermediği için katledildi. Bir yaşlı teyze, “Bizi bu haydutların elinden kurtarın?” diye askerlere yalvarıyor. Yöre halkı göç ediyor. PKK ise gitmemeleri için tehdit ediyor. Halk iki arada bir derede kalmış ne yapacağını bilemiyor.

Uluslararası antlaşmalara göre savaş zamanlarında bile hastanelere saldırmak ve oraları ateş altına almak yasaktır. Tersini yapan olursa, savaş suçlusu sayılır ve uluslararası mahkemede yargılanır.

Çanakkale’yi gezenler bilirler. Hastane şehitlikleri vardır. Ever Paşa, “Eğer İngiliz denizaltıları Osmanlı hastane gemilerine taarruz ederlerse her Osmanlı yaralısına mukabil bir İngiliz esirini idam edeceğiz.” Der. Halkını katleden bu terörist gurubunun yaptığı katliamları hangi hukuka katmalıyız.

Türkiye kuşatılmış vaziyette… Ateş çemberindeyiz.

ABD, İngiltere ve İsrail tarafından, kumpasa alınan Türkiye, güneyden Suriye ve Irak’la sıkıştırılırken kuzeyden de Rusya’nın baskısıyla karşı karşıya… Dış politikadaki zor durumu fırsat bilen bölücü terör örgütü de emperyalist ülkelerden aldıkları emirle Güneydoğuyu savaş alanına çevirdi.

Türkiye’ye karşı ABD ve Rusya güç birliği yaparak Türk ordusunu Suriye ve Irak dışında tutmak istiyorlar. Bu iki ülkenin doğal kaynaklarını paylaşmak için anlaşmışlar. Türkiye’nin bu bölgelerdeki gücünü kırmak istiyorlar. Türkiye’nin dış politikadaki tutarsızlıkları buna imkân veriyor.

Sözde ABD, NATO’da Türkiye’nin müttefiki ve dostudur. Buna inanan devlet erkânımız şunu bilmiyor: “Ülkeler arasında dostluklar değil, çıkarlar vardır.”

ABD, Türkiye’nin düşmanı olan PYD’ ye silah yardımı yaparken, Türkiye’yi kan gölüne çeviren ve PYD’nin kardeşi olan PKK’ya da el altından her türlü desteği de vermekten çekinmiyor. Rusya da bu anlaşma gereğince PYD’ye Suriye’de yardım ediyor.

ABD, Türkiye’yi Suriye’de Rusya’nın kucağına bilerek atmıştır. Malatya’ya getirilen Alman Patriyot füzeleri ve Hollanda’nın getirdiği füze rampaları sökülerek ülkelerine geri götürülmüş ve Rusya Türkiye’nin üç tarafını uzun menzilli füze rampalarıyla çevirmiştir. ABD ise Türkiye’ye konuşlandırdığı ağır bombardıman uçaklarını şartlar olgunlaşmadığı düşüncesiyle geri çekmiştir.

ABD sözcüsü, “PKK ile çözüm sürecini devam ettirin. Özerklik konusunda ve Anayasanın yeniden tanzimi için çalışmaları başlatın?” diye Türkiye’ye akıl veriyor.

Türkiye’yi ahtapot gibi saran düşman ülkeler yanında bir de içeride ülkeyi bölmeye çalışan eli kanlı terör örgütüne mecliste yardım ve yaltaklık eden milletvekilleri var. AKP Diyarbakır Milletvekili Ensarioğlu, “Özerklik tartışılsa ne olur. Niye korkuyorsunuz bunu tartışmaktan.” diyebiliyor. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Kandil adına Amerika’yı, Avrupa’yı, Rusya’yı dolaşıyor. “Biz, Türkiye’den kopacağız, Sevr haritasını tekrar açın?” demeye getiriyor. Özerkliklerini ilan edeceklerini açıkça meclis kürsüsünden haykırıyor.

Halka şirin gözüküp güler yüzünü gösteren S.Demirtaş, ne diyordu zamanında? “Biz Türkiye Partisiyiz. Bayrak’tan ve üniter yapıdan bir şikâyetimiz, yok.” Rusya’ya gitmeden önce, “Askeri operasyonlar, sokağa çıkma yasakları kaldırılsa, öz yönetim nedir dese hükümet ne kaybeder?” diyor. Rusya’da dili çözülüyor ve uçağın düşürülmesinde Türkiye’yi suçluyor. Kısaca hainlik yapıyor. Başbakan da hain diyor. Ama laftan başka bir şey yaptığı yok. Meclis çoğunluğu elinizde kaldırın dokunulmazlığını…

Azerbaycan ile Ermenistan arasında bir kaç gün önce silahlı çatışma çıktı. 20 Ermeni askeri öldürüldü. Öldürülen Ermeni askerlerinin tabutlarına PKK bayrakları örtülerek öyle taşındılar. Bu da bize gösteriyor ki PKK’nın arkasında ASALA artığı Ermeniler var. Zaten bunlara cesareti verenler de ermeni kökenli değil mi?

Devlet halkının yanında olmalı, sözde değil özde olmalıdır.  “Çözüm süreci buz dolabında” deniyor. Güneydoğu buz tutmuş, her taraf yangın yerine dönmüş; anaların yanında babalar da ağlıyor, bizim Cumhurbaşkanın kafasında hala anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi var.

Halktan gerçekleri artık saklamayın. Aynanın hangi yüzü gerçek… Halkın bunu bilmesi gerek… Halkta artık bilinç yeni oluştu. Örneğin, Bitlis’te şehit düşen hemşehrimiz Samet Pişkin’in bir yakını feryat-figan ediyor:

Ben anneyim… Yüreğim yanıyor… Cephaneler dolana kadar bu vatan neredeydiler?” diyor.

Tık yok?

Halk yeter artık , “analar değil, babalar da ağlıyor, bitsin bu gözyaşları…” diyor.

 

Başta Samet Pişkin ve Atilla Güneş kardeşimiz olmak üzere bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, anne, baba, yakınlarına ve bütün hemşehrilerimize başsağlığı dilerim. Allah Türk Milletinin yar ve yardımcısı olsun.