GÜNEŞE GÖÇ VAR

Şu fani dünyada hayatın akışına kendimiz kaptırmak ne kadar büyük gaflet!... Ne büyük aldanış… Hırs, kin ve kavgayla, nefsin peşinde koşmak ne büyük dalalet… Etrafımıza şöyle bir baksak… Yanı başımızdaki dostlarımız bir bir aramızdan ayrılıyor.  Elişimizin, dostumuzun, anamızın babamızın, çoluğumuzun, çocuğumuzun gül yüzleri bir anda soluyor, alıp kendi ellerimizle aslımız olan toprağına bağrına bırakıyoruz.  Sonra çekip geliyoruz. O güzelim insanları sessizliğin ve sakinliğin kucağına bırakıyoruz. Görünmeyen bir seslik… Bilinmeyen fakat en çok bilinmesi gereken bir gerçek dünyanın kucağına… Yerin altından bihaberiz… Fakat kim bilir orada neler oluyor, neler dile geliyor?. Ne söyleniyor, ne konuşuluyor?

            “Bu adamdan büyük, bu adamdan daha ulu kimse yok” dediğimiz, nice insanlar, toprağın altına bir toz zerresine dönüşüyor.”

 Hâlbuki ne biz, ne de kendini “Ulu” zanneden zavallılar, geçek Ululuk sahibinin, El-Celil (C.C) Allah olduğunu çoğumuz farkında bile değiliz.

            Hiç şüphesiz Allah (C.C.) celadet ve ululuk sahibidir.  O’nun büyüklüğünü bizim aklımızın tasavvur etmesi asla düşünülemez. Büyüklük ve ululuk, insan aklının anlayabileceği “ululuk” ve “büyüklük” kavramıyla asla bağdaşmaz.  Hiç bir şeyle kıyaslanamaz. Rabbi-Zül-Celal Hazretlerinin büyüklüğü zamanlarla ölçülemez. Mekânlara sığmaz, vehimler ve tasavvurlar O’nu kavramaya muktedir değildir. Hiçbir şey Ona denk değildir.. Fakat her şeyin dizgini O’nun sonsuz kudretinin elindedir. Karıncanın, yürüyüşü, kar tanelerinin bir birbirine değmeden yere düşüşü, rüzgârın esişi, baharı gelişi, kuşların ötüşü… O, her yerde ve her noktada her zaman hazır neve nazırdır.  O’ndan kaçıp kurtulan olmamıştır. O’nun zâlimleri yakalayışı pek müthiştir. Çünkü nihayetsiz bir kudreti vardır. O, asla acele etmez. Fakat sırası geldiğinde kimse O’nun adaletinin önünden kaçamaz.

            Şu günlerde dostlar meclisinden güvercinleri uçmağa gönderiyoruz. Binler on binler sıra sıra dizilip dualarla gönül güvercinlerini sonsuzluğa uğurluyoruz… Hepimiz bir gün bu yolculuğa, bu göçe gitmeyecek miyiz? Evet gideceğiz…  Fakat bu göçe hazır mıyız? Asıl onu düşünsek… Yanı başımızdan devrilen duvarlar; bizi aklen, fikren ve zihnen çırılçıplak bırakmıyor mu? Eğer bu çıplaklığı örtmek için tövbe kapısına kapanıp gecelerce ve gecelerce gözyaşları ile mağfiret ırmağına sığınamıyorsak vah bize! Yazık bize….

            Baksanıza:

            "Genç, bahtiyar, gelin, kız… anne baba gider,

            Hiç kimse ebed kalmaz, herkes hesaba gider!” diyen şair, bu yolcuğun sonunu ne güzel ifade ediyor.

            Bakın koca bir yılı geride bıraktık. Arkamızda savurduğumuz nice yıllar var…

            Ya önümüzde?

            Kaç yıl, kaç ay, kaç saat, kaç dakika, ya da kısacık bir an var, kimse bilemez. Rıhlet ülkesine biletimizin ne zaman kesileceği meçhuldür.   Öyleyse Allah’a teslim olmaktan başka çaremiz var mı? Yok…

            Öyleyse dostlar, dost bağında gül dererken biz neden bekleriz? Neden kırdığımız gönüllerden özür dilemeyiz? Neden sonsuzluk diyarına azığımız hazırlamayız…

            Doğrusu yıllar bize “Güneşe Göç” ü daha da yaklaştırıyor.  Bu akşam gönül birliği edelim, tenleri toprağa cansız düşen bütün kardeşlerimizi bir kez daha analım. Bir kez de kendimizi onların yerine koyalım… Onların ailelerinin, akrabalarının acılarını yaşayalım. Tövbe edelim. Kim bilir belki ülkemizdeki acılar diner de ruhumuz serinler… Yoksa inanın,  ülkemizin bir tarafı yangın içindeyken, “Güneşe göç edenleri bile huzur içinde yolcu edemiyoruz… 

            Üstad diyor ya…

            “Yeryüzü boşaldı, kalan biz miyiz?

            Güneşe göç var da, habersiz miyiz?”

            Yüreğimiz yanmaya değil kanamaya devam ettikçe sofralarımızda ekmek bize haram değil mi? Buruk lokmalardan, tebessümlü lokmalara doğru adım adım uzanmanın tek yolu, “Dua dua…”….

            Bu yazım, varsa gönüllerini kırdığım dostlar varsa, onlar için bir kez daha “Özür dileme!”olsun! Allah ülkemizdeki acıları dindirsin, dost bağında hep birlikte gül devşir zamanın tez gelsin!

 

Mehmet Emin ULU