Yeni yıla yine acılarla giriyoruz

Acı tatlı olaylarla yaşadık 2015’i… Böylece bir yılımız daha uçup gitti. Herkes  “yeni yılı” karşılamaya çalışırken ne getireceğini ve hayatımızdan neleri götüreceğini hiç aklına getirmiyor. Belki de bizden çok şeyler çalıp götürecek…

Ne yazık ki kara bulutlar gibi üzerimize çökecek; gaflet, dalalet ve de hıyaneti üzerinde taşıyacak yeni yılı meydanlarda eğlenerek karşılıyoruz. 2016 yılına yine bombaların patlamalarıyla, polis ve askerlerimizin şehit haberleriyle girdik. Hıyanet alçak yüzünü yine gösterdi. 2016, 2015’i aratacağa benziyor.

Agâh Oktay Güner Yeniçağ’daki “Dost Gözüyle” ki köşesinde “2016 Yılına Girerken” başlıklı makalesinde şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Gönülden temennimiz Türkiye’mizin, yaşadıklarını iyi değerlendirerek 2016’da vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde yaşayacağı bir ülke haline gelmesidir. Dış politika sorunlarının fevkalade ağırlaştığı bir darboğazdayız. Hükümet adına yapılan konuşmalarda; “Hangi hataları işledik de Türkiye’yi bu yalnızlığa mahkûm ettik?” sorusunun asla gündeme getirilmediğini görüyoruz. Hükümetin mezhepçiliği esas alan ve ABD’nin teslimiyete dayanan siyaseti, bize dış politikada onarılmaz yaralar açmıştır.

Üç ülke de karşımızda

Türkiye Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)’nin rüzgârına kapıldı. Libya, Mısır, Irak, Suriye ile çok geniş bir yelpazede gelişen iktisadi menfaatlerimizi ABD’nin BOP’una kurban ettik. ABD, AB ile “sıfır” gümrükle mal akışını temin edecek Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşmasını imzalamış. Türkiye’ye  “Ey benim fedakâr müttefikim, dostum sen de anlaşmaya taraf ol” dememiştir. Bu süper güce yakışan vefasızlık ve kaypaklıkla Türkiye’nin çok aleyhine olacak bu ekonomik anlaşmaya Türkiye’yi dâhil etmedi. Türkiye BOP’un yıkım tablosunda küçük bir birliğini Musul civanına Başika’ya yerleştirmişti. ABD’nin ağzından, “Türkiye askerlerini Başika’dan çeksin” diye demeç patlatmayı marifet sayan bir üslupla Irak ve ardından AB ve Rusya karşımıza çıktılar. AKP’nin hükümet etme ve devlet yönetme sanatında en büyük talihsizliği geçmişte yapılanları inkâr ederek yola çıkmış olmasıdır.

Büyük Nutku, Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarının hatıralarını okumak zahmetine katlanmadan Ata’yı kulaktan dolma bilgilerle yargılayıp mahkûm ederler. Nutku ve Ata’nın silah arkadaşlarının hatıralarını titizlikle okumuş olsalardı asla böyle bir yanlışa batıp kalmazlardı. Emperyalist oyunları öğrenirlerdi. Bu zincirleme yanlışlar yetmezmiş gibi bir Rus savaş uçağı 17 saniye sınırlarımızı ihlâl ettiği gerekçesiyle düşürüldü. Rusya adeta beklediğim fırsat ayağıma geldi dercesine olayın üstüne atladı. Putin’in de Türkiye ile olan bütün münasebetleri çok kolaylıkla ayakları altına alabileceğini teessürle gördük.

Yüzeydeki gayretler

Yeni yıla girerken iç politika problemlerimiz en az dış politika kadar ağırdır. “İnsan yetiştirme düzenimiz” ve bunun temeli olan eğitim sistemimiz perişan edilmiştir. Politikacıların sığ idraki ve dar ufkuyla Milli Eğitim Bakanlığı Tanzimat devrinde başlayan ve 1940’ların sonuna kadar devam eden parlak eğitim düzenini ve okullaşmayı muhafaza edememiştir. Ufuksuz politikacının Bakanlığa topladığı yetersiz uzmanlarla Türk eğitim sistemi ve sonucunda gençliğimiz tam bir çıkmaza girmiştir. Çocuklarına lisan öğretemeyen İmam Hatip okullarından din bilgini ve görevlisi çıkmaz; lisede yeterince gelişmeyen iyi yetişmeyen öğrenciden de sakat bir üniversite gençliği ortaya çıkar. Dağı taşı ise ve İmam Hatip okullarıyla dolduran tembel siyaset adamları; teknik eğitime geçmeye, endüstri liseleri açmaya bu politikaları sıkı bir iradeyle takip etmeye girememiştir. Yüzeyde kalan gayretler Maarif’in temel dertlerine çare olamamıştır.

Yeni yıla girerken ne yazık ki insan yetiştirme düzenimiz kadar dertli ve perişan bir ekonomik tablo ile karşı karşıyayız. İsrafçı, kaynakları heder eden gösterişçi ekonomi harcamaları ile Türkiye verim ekonomisine geçmekten çok uzaktadır.

Resmi makamlar işsizlik oranının % 11 dolayında olduğunu söylüyor. Fiili işsizlik oranı en az % 17’dir. Üç gençten biri işsizdir. İşsizliğin çözümü için hükümet ortaya bir plan ve program koyamamıştır. Türkiye 400 milyar doları geçen dış borçlarını ödeyebilmek için gelir yaratmak zorundadır. Büyüme olmazsa gelir sağlanamaz.

Bölücü savunucusu

Yeni yılda ülkeyi bekleyen en ağır meselelerden birisi “Türkiye’nin partisi olacağız” diyenlerin Kürt ırkçılığının partisi olmalarıdır. HDP bünyesinde bu gömlek değiştirme, bünyelerindeki iyi yetişmiş, sağduyulu insanları da eminim üzmektedir. Türkiye ve Rusya ilişkilerinin geldiği gerginlik çizgisinde Ruslarla görüşmek HDP’nin işi olmamalıydı. Bu yanlışa eklenen S. Demirtaş’ın bölünmeden ve bağımsız Kürt Devletinden söz etmesi artık akıl ve uzlaşma yolunu terk ettiklerinin göstergesidir. Onlara yakışan savunma kaleleri haline getirilmiş sokakları, kasabaları görmek ve buna karşı çıkmaktı. Ne yazık ki bebek öldüren, dede kurşunlayan, kitap okuyan gençlerle kütüphaneleri yakan, okulları ateşe veren, hastanelere saldıran, ambulansları kurşunlayan bölücünün savunucusu olmak Demirtaş ve ekibine sempati ile tanınmış olan krediyi sıfırlamıştır. Hükümet öncelikle istihbarat birimleri arasında koordinasyon ve iş birliğine ağırlık vermeli, devlet ciddiyeti içinde terör bitirilmelidir. Terörü bitirmeden şöyle veya böyle müzakere masasına oturmak ülkenin intiharı olur.

Terör konusunda işbirliği yapmamız gereken ülkelerin hepsi hasım haline getirilmiş, bu sayede teröristler geniş imkânlara ve ağır silahlara kavuşabilmiştir. Bunlar görülmeli ve çareleri düşünülmelidir.

 

2016 yılı tablosu görüldüğü gibi çetindir. Hükümet bu işleri başarmak zorundadır. Aksi halde demokrasi içinde yeni kadrolar gelir. Türkiye’nin insan malzemesi kimseyi ve kimseleri put yapmayacak kadar zengindir. Yeter ki inancımızı, güvenimizi ve irademizi diri tutalım.”