Eğitimci-Yazar Hami Karslı Ve “Niksar’da İz Bırakanlar” Eseri Üzerine

EĞİTİMCİ-YAZAR HAMİ KARSLI VE “NİKSAR’DA İZ BIRAKANLAR” ESERİ ÜZERİNE BAZI DEĞERLENDİRMELER

 

Hasan AKAR

 

Öğretmenliğimin altıncı yılında ( 1985)  Artvin-Şavşat’tan, Niksar’a atandım. İlk yıllarım okulları ve öğretmen arkadaşları tanımak yeni bir çevre kurmakla geçti. Bu zaman zarfında hayat bizi süratle kültür ve sanat etkinliklerini içine itiverdi. Belki bunda branşımın ve o dönemdeki kültür aşığı rahmetli Belediye Başkanı Selahattin HANÇER’in de etkisi olmuştu. Dolayısıyla ilk görevimiz Erzurumlu Emrah ile ilgili oldukça önemli bir sempozyumun ve âşıklar şöleninin düzenlenmesinde oldu.

Artık bu tür etkinliklerin de içine girince Niksar’da bir kaç yıl içinde kendimce edinebildiğim kadarıyla bir çevrem oluşmuştu. Arkadaşlarla yapılan bir sohbet sırasında Çamiçi Yaylası’nda ikamet eden,  kültürlü, emekli bir eğitimciden bahsedildi. Araştırma yönümüzün ağır basmasıyla tanışmak için 1989 yılı olacak bir yaz günü evinde ziyaret için randevu aldım. Dışarıdan iki katlı klasik bir mimari tarzı ile yapılmış evde büyük bir kütüphanenin içinde kitaplarla dost olmuş, yaylada yaşamasına rağmen tertemiz giyimli, bakışları ve konuşmasıyla güven veren bir insanla karşılaştım. Öyle ki oldukça zengin kütüphanesindeki bazı kitaplar evlerin balkonundan sarkan rengârenk çiçekler gibi sizi ev sahibi ile birlikte gülümseyerek karşılıyordu.

Sonrası bugüne dek saygı ve sevgide ihtimam gösterilerek kurulan, eksilmeyen bir dostluk. Ne zaman Niksar’la ilgili bir kültür-sanat çalışması yapmak isteğimiz olduysa ya tek başıma ya da kültür sanat ekibi oluşturduğumuz arkadaşlarım M.Necati Güneş, Müjdat Özbay ve A. Turan Erdoğan’la beraber O’nun yanında bulduk kendimizi. Öyle ki, bazen hemen her ay bir hafta sonu ya da akşam Çamiçi Yaylasındaki Kültür Merkezi han diye nitelendirebileceğim Hami Karslı Ağabeyin mütevazı evinde ve bahçesinde çamların arasında ötüşen özgür kuşlar gibi kültür kokusunu hissetmeye çalıştım.

Zaman O’nu bize araştırma ve çalışmalarımızda vazgeçilmez danışmanımız yapmıştı sanki. Kütüphanesindeki mevcut eser ve belgelerin dışında oldukça zengin bir arşivinin bulunması bu alanlardaki çalışmalarımızı oldukça kolaylaştırdı. Yılların verdiği tecrübeyle biriken rehberliği, yapıcı eleştirileri bizim için apayrı bir ışık oldu. Bazı çalışmalarımızı basına da taşıyarak bir yandan tanıtım yaparken diğer yandan da bu olumlu tavrıyla bizleri onurlandırarak motive etti.

Artık Niksar kültür sanatı iki mutfak kazanmıştı. Şehir merkezinde Niksar Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi ve Çamiçi Yaylası’nda Hami Karslı Kütüphanesi. Buralarda pişirilip kotarılan birbirinden değerli kültür emekleri /yemekleri bu alanın ihtiyaçlarını gidermeğe başladı.

Zaman zaman Niksar ve Tokat’ta ilklere imza attık. Bunlardan biri de; Âşık Veysel’in oğlu Bahri Şatıroğlu, Şarkışla, Orta Bucak Ortaokulu’ndan öğrencisi Sanatçı Ali DİNÇAL’ın da katıldığı “Âşık Veysel’i Anma Gecesi”nde kültür ekibimizdeki arkadaşlarımızla birlikte programa çıkışımız olmuştu.

Bu değerli insanı zor, acı günlerimde ve mutlu günlerimde daima yanımda buldum. İnşallah kurulan bu dostluğumuz can bedenden ayrılıncaya kadar devam edecektir.

 *  * *

Hami Karslı,1941 Niksar doğumlu. İlk ve ortaokulu burada tamamladıktan sonra Tokat Öğretmen Okulu’ndan 1959 yılında mezun olmuş. İlk görev yeri Milas Alatepe İlkokulu olmuş. Buradan İstanbul ‘a atanarak dört yıl çalıştıktan sonra Balıkesir Necati Bey Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümüne girerek 1963 yılında bitirmiş. Erzurum, İspir, Sivas Şarkışla, Kastamonu, Sakarya, İstanbul’da Türkçe ve Edebiyat Öğretmeni olarak görev yapmış. 1968 yılında kendisi gibi öğretmen olan Güngör Hanımla evlenmiş. (Bu evlilikten iki oğlu bulunmaktadır) Siyasi dönemin en buhranlı yıllarından olan 1978’de İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü’ne atanmış. Bu okulun kapatılması üzerine Kütahya ve Ankara’da mesleğine devam etmiş.

1985 yılında siyasi çalışmalarından –öğrencilerinin çıkardığı üç nüshalık bir dergideki yazılarından- dolayı dört ay Ankara’da tutuklu kalmış. Mahkemece aklandıktan sonra haksız yere tutuklandığını ispat ederek tazminat almaya hak kazanmış. Ve nihayetinde 1987 yılında her zaman onur duyduğu mesleğinden emekli olup memleketi Niksar’a dönmüş.

Burada kendini, kültür, sanata ve gazeteciliğe veren KARSLI, eşinin memleketi olan Tarsus’taki Tarsus Yenice Haber Gazetesi’ndeki deneyimlerinin ışığında Niksar Çamiçi Yayla Haber, Tokat Niksar Haber Gazetelerini çıkararak basın hayatının içinde bulunmuş.

Hâlen Niksar Çamiçi Yaylasında kitaplarının içinde ve eksik olmayan ziyaretçilerinin kültür-sanat dünyasıyla örtüşen sohbetleriyle hayatını sürdüren KARSLI, diğer yandan da çeşitli gazete ve dergilerdeki yazılarına devam ediyor.

Yazımın bu bölümünde O’nun yakinen takip ettiğim üzerinde yıllarca çalışıp yine kendi imkânlarıyla yayınlattığı :”NİKSAR’DA İZ BIRAKANLAR, NİKSAR ÜZERİNE YAZILAR “ adlı eserinden kısaca da olsa da bahsetmeye çalışacağım.

Eser, Kasım 2015 tarihinde Sivas Es-Form Ofset Tesisleri’nde basılmış. Renkli ön ve arka kapaklarıyla fizikisinde al benisi olan 408 sahifeden ibaret bir kitap. Ön kapakta bulunan dört eski siyah-beyaz Niksar resmi eserin içinde neler olduğuna dair size bazı ipuçları veriyor. Arka kapağı yazarın biyografisi ve gülümseyen bir vesikalık fotoğrafı dolduruyor.

  Hemen her yazıda konuyla örtüşen, özenle bulunup konulan orijinal fotoğraflara yer verilmiş. Dolayısıyla siz her bir yazıda Niksar’la ilgili kısa bir dizi film seyretme imkânı bulabiliyorsunuz. İç kısmına geçince, sırasıyla; İçindekiler, Önsöz, Niksar Tarihi Zaman Dizini(Kronoloji),Kaynakça bölümlerinden sonra eserin asıl konularını ihtiva eden bölümlere geçiş yapılıyor. Bunlar da: İz Bırakanlar, Geçmiş Zaman Olur ki, Üç Okul, Bir Meslek Öyküsü, Kitaplar, Niksar’la İlgili Çeşitli Yazılar, Sonsöz başlıklarıyla okuyucularla buluşuyor.

“İz Bırakanlar”  bölümünde yirmi üç kişi tanıtılırken bunlardan bugün on dördü hayatta bulunmuyor. Erzurumlu –Niksarlı-Emrah’tan, Şakire Duyum’a sanki bir tren katarında geçmişi ve bugünü seyre durmak mümkün. “Geçmiş Zaman Olur ki “bölümünde altı yazı resmi belgelerle karşımıza çıkıyor.” Üç Okul’da Cumhuriyet’in ilk yıllarında açılan bir ilkokulla sonradan eğitime başlayan bu alanda önemli bir yeri olan iki ortaokulun tarihçesi bazı hatıralarla beraber ele alınıyor.” Bir Meslek Öyküsü”nde Niksar’da uzun bir dönem ticari yönden önemli bir meslek olan debbağcılık gözlerimizin önüne seriliyor. Kitaplar bölümünde ise Niksar’la ilgili son yirmi yılda yayınlanan yirmi bir eser kısaca ele alınırken üç eserin daha geniş bir açıdan tanıtımı yapılıyor.

Eserde, diğer mesleklerden neden yazılar yok soruma yine kendimce cevap buluyorum. Sayın KARSLI, bu alanı çalışmalarını ilgiyle takip ettiği Araştırmacı-Yazar Kardeşim M. Necati Güneş’e bıraktı mutlaka şeklinde değerlendiriyorum.

“Niksar’la İlgili çeşitli Yazılar” başlığıyla çıkan bölümde de bazı gazete ve dergilerde yayınlan on bir yazısına yer verilmiş. Bunların içinde yer alan ”Onları Özlüyorum” yazısı Niksar’ın dününü ve bugününü kıyaslaması açısından oldukça ilgi çekici

Elbette her bölüm kendi arasında apayrı bir değer oluşturuyor. Sayın KARSLI, eserin yayınlanmasından sonra ortaya konulabilecek bazı eleştiri ve değerlendirmelere daha “ÖNSÖZ “ bölümünde cevap veriyor:

“  ….

Ben bu insanlardan bir kısmının yeni kuşak Niksarlı tarafından tanınmak amacıyla- belli bir sıra gözetmeksizin -kısa yaşam öykülerini yazdım.

İlerleyen yaşım nedeniyle bu yazılanları bir gün kaybolup gideceği endişesine kapılarak ilgililerin ilgi göstermediği bu çalışmayı kendi gücümle yayınlamayı düşündüm. Ancak emekli bir öğretmen olarak hiçbir birikmiş param olmadığı için bankadan aldığım krediyle bu kitabı yayımlayabildim.

….

Bundan sonra da kentin sosyal tarihine ilgi duyanların bu tür çalışmalarla Niksar’a hizmet edeceğine inanıyorum.

….

Buna benzer ifadeleri  “SONSÖZ “bölümünde de bulmak mümkün:

“….

Yazıları, önceden yapılmış bir plan, program içinde de yazmadım. Örneğin, Niksar da iz bırakanlarla ilgili bir liste yapıp, bugün şunu yazayım sonra sıradakini anlatayım, demedim.

Ekonomi Yazarı, Değerli Hemşerim Rüştü Bozkurt “Unutulan Göç” adlı kitabının sunuş yazısında: Hayata değer katmadan, önüne gelen her işi eleştirmeye, eksik bulmaya çalışan ‘kasaba kültürü kıskançlığını’ biliyoruz. Değer katmadan eleştiri yapacak olanlara diyoruz ki, bu çalışmanın eksikliklerini tamamlayın, yanlışlarını düzeltin, daha ileri düzeylere taşımak için bir tuğla da siz koyun” diyor.

Ben de öyle diyorum. Lütfen bu çalışmanın eksiklilerini giderin. Niksar Türkiye’nin en eski kentlerinden biri. Üzerinde binlerce yılın izleri, iz bırakanları var. Kentin sosyal tarihinin tümünü tamamlamak üzere-Sayın Bozkurt’un dediği gibi- bir tuğla da siz koyun!

Evet, eserle ilgili bazı duygularını Çamiçi Yaylası’ndaki kültür pınarlarından sessizce akan berrak sular gibi Sayın KARSLI sizin de içiminize sunuyor. Belki herkes bu eserde kendini, izlerini sülalesini aramaya çalışacak ama bu mümkün mü? Bu değerli eser, imkânlar ölçüsünde şehrin sosyal tarihine hiç bir ayrım yapmadan ışık tutuyor.

“Şayet biz yoksak bu değerli çalışmanın içinde” gibi bana göre gereksiz sitem ve eleştirileri bir kenara bırakıp öyleyse biz de başlayalım, izlerimizi yansıtmayı hedefleyerek bu şehrin tarihinde,  alanında bir ilk olan bu eseri tamamlamaya ne dersiniz?

Var mısınız siz de değil bir tuğla, kerpiç koyabilmeye.

Teşekkürler Sayın KARSLI, bana göre siz bu tarih, tabiat, kültür şehrine yıllarca emek vererek kendi imkânlarınızla gün yüzüne çıkardığınız bu eserinizle vefanızı ödemeye çalıştınız.

Mayası, tarihin derin kültür ve sanatı ile yoğrulmuş Niksarlı’ da eminim ki bu emeği ya da emek sahiplerini göz ardı etmeyecektir mutlaka.

 

Beklentimiz, Danişmendli Türk Devleti’nin kurulduğu bu aziz şehrin topraklarındaki çeşmelerden beslenenlerin, kuru sevdalarının ötesinde bir gün olsun Niksar’a hangi alanda olursa olsun vefa göstermeleridir.