DOSTLUK

Sekiz sene yatılı okudum. Altı ay yedek subay öğrencisiydim. Yani sekiz buçuk yıl devletin ekmeğini yedim. Bu süre boyunca hisseme düşen zeytinlerden bir tane bile tatmadım. Zeytinlerimin hepsini masa arkadaşlarıma ikram ettim.

Yeğenim annesine, “Zeytini hiç tattın mı ki sevmiyorsun?” deyince “Yağlı yağlı görüntüsü hoşuma gitmiyor ” demiş.

Evlendikten sonra eşim zeytini sevdirmek için olağan üstü gayret gösterdi. Çizik zeytinden başladı ama daha ileri götüremedi. Hatta bir Bursa gezimizde sevgili arkadaşım Ali Yılmaz Tokat’ın konuğu idik. Yardım için mutfağa giren eşim, pirinç pilavının zeytinyağı ile pişirilmesini hayretle karşıladığını belirtmişti. Beni zeytin yemeye alıştırmaya çalışan eşim bile pilava zeytinyağı konmasını şaşkınlıkla karşılıyordu.

Zaman geldi, yine Bursalı Şair Hüseyin’le yazı dostu olduk. O bana Atatürk’ten sonra ikinci başöğretmenim der. Çiftçilik yapar. Fırsatlar yaratarak şiir odasında şiir ve hikâyeler yazar. Ancak tahsilinin az olduğundan ortaokulu bile bitiremediğinden yakınır. Yazmak için tahsilin gerekliliği inkâr edilemez ama okuyamayan, hiç okul yüzü görmeyenlerin de harikalar yarattıkları bir gerçektir. Koca koca edebiyat profesörleri, ortaya dişe dokunur bir eser koyamazken yedi yaşında gözlerini kaybeden Âşık Veysel’in muhteşem şiirleri, en yakınımızdaki örnektir.

Yani Şair Hüseyin’in eserleri, organiktir, katkısızdır. Aynen zeytinleri gibi…

Şair, yapay gübreyi çoktan bırakmış. Önceleri komşu köyden getirdiği çiftlik gübresini kullanırken o da bitince yapraklardan gübre yapmayı öğrenmiş. Son yıllarda onu kullanıyormuş. O yüzden de zeytinleri, komşu bahçelere göre kâh görüntü, kâh lezzet bakımından fark ediliyormuş.

Kendisi okuyamamış ama kızı ve damadı İngilizce öğretmeni olmuşlar. Açıktan söylemese bile onlarla için için gurur duyduğu yazılarından belli oluyor.

Geçenlerde organik zeytinlerinden bir miktar göndermiş, kargoyla. Eşimin yıllardır alıştıramadığı zeytine şair bir çırpıda alıştırıverdi. Meğer şimdiye kadar önüme konulan zeytinler, Umurbey’in organik zeytini, değilmiş. Umurbey zeytinlerinde, emek var, alın teri var, samimiyet var. Böyle zeytin yenmez mi?

Bu sene uzaktaki dostlarımın sürprizleriyle sevindik. Umurbeyli şair Hüseyin’in zeytinlerinden başka Köyceğiz’de mukim, kadim dostum avukat sevgili Aziz Mersin’in kargosundan hepsinin de organik ve kendi bahçesinde üretildiğine inandığım portakal, mandalina, ceviz, avokado ve yine narenciye gillerin en küçüğü adını telefonda öğrendiğim halde unuttuğum ürünler çıktı.  

 

Ne diyelim, iki dostuma da sağlık dileklerimle çokça teşekkürler. Böyle dostlar herksin başına. Yüklerinin altında kalmayız inşallah.