TOKAT’TA MEVLÂNÂ’NIN 742.VUSLAT YILI

MEVLÂNÂ’DA OLMAK VE TOKAT’TA MEVLÂNÂ’NIN 742.VUSLAT YILI İLE İLGİLİ YAPILAN ETKİNLİKLER ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER

                                                                                               Hasan AKAR

“Ben yaşadıkça Kur’an’ın kulu,kölesiyim

Ben,o temiz ,pâk Muhammed’in yolunun toprağıyım.

Bir kimse,benim sözümden başka bir şey naklederse,

Onu  söyleyenden de,o sözden de bîzarım….”

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî

            Bu ülkenin manevi değerlerinin,  şahsiyetlerinin kıymetini bilmek istemeyen ,maddi güçlerini dışarıdan alan pervasızlar  dün Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saldırdıkları gibi  birkaç yıl önce   en zor şartlarda milliliğimizin ,bütünlüğümüzün  sembolü İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif ERSOY’a yüklendiler.

            Gündemlerinde şimdi Hz.Mevlânâ var.Yarın belki başka değerlerimiz olacak ama  bizler inadına bu görevli yıpratıcılara fırsat vermeyeceğiz.Yukarıdaki  mısraların  ışığında  yapabileceğimiz çalışmalarla Akiflere,Mevlânâlara sahip çıkıp asla onları  unutturmayacağız.

            Bu yıl Hz.Mevlânâ’nın vuslata erişinin 742.yılıydı. Başta Konya olmak üzere ülkemizin pek çok yerinde olduğu gibi Tokat’ta da bu yıl daha anlamlı ve farklı etkinliklerle anıldı.

            İlk etkinlik Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesince 18 Aralık 2015’de “Vuslatının 742.yılında Mevlânâ ve Mevlevilik” adıyla Üniversite Konferans Salonunda gerçekleştirildi. İkincisi 25 Aralık 2015’de Tokat Belediyesi ‘nce Hüseyin AKBAŞ Kapalı Spor Salonunda Sanatçı Fatih Koca ‘nın Tasavvuf Müziği Konseri ve Konya’dan davet edilen sema topluğunun sema gösterileri ile yapıldı.

            Bir diğeri de yine  22 Ocak 2016’da Tokat Belediyesi’nce 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayında Ömer Tuğrul İnançer ve Serdar Tuncer’in sahne aldığı “Aşk Kalbe Düşünce” söyleşisi  oldu.İl dışında -Balıkesir ve İstanbul’da düzenlen kültür etkinliklerine davetli  -olduğum için bu güzel etkinliklere maalesef katılamadım.Üniversitemiz ve Belediyemiz başta olmak üzere emeği geçenleri  ,Tokat Belediyesi Başkan Yardımcısı Selahattin Kelemci’yi ,yeni görevleriyle güzel projelere imza atan Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ahmet Turan Erdoğan ve Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Mehmet Akif Erten  kardeşlerimizi içten duygularımla kutluyorum.

            Bana  göre Tokat bu yıl  yukarıda gerçekleştirilenleri perçinleştiren apayrı  derin bir güzellik yaşadı.Zira Mevlânâ’nın döneminde Mevlevilikle tanışan ilk şehirlerden biri olan Tokat,O’nun 22.kuşaktan torunu ,Uluslar arası Mevlânâ Vakfı Başkan Vekili Esin Çelebi BAYRU’yu ağırladı.Tokat Mahperi Hatun Teknik ve Mesleki Anadolu Lisesi’nin daveti üzerine  8-9 Ocak 2016 tarihleri arasında şehrimizi onurlandıran Esin Çelebi BAYRU Hanım Gaziosmanpaşa Lisesi Konferans Salonunda” 8 Ocak Cuma  akşamı Mevlânâ,Mevlevilik ve Sema” konulu bir konuşma yaptı.

Üç yıl önce Konya Selçuk Üniversitesi’nce düzenlen “Türkiye’de Bulunan Mevlevihâneler Sempozyumu”na kadim dostum ,Tokat Mevlevihânesi Vakıf Müzesi Müdürü Ekrem ANAÇ ‘la birlikte katılarak Tokat Mevlevihânesi konusunda bildiriler sunmuştuk.Esin Çelebi BAYRU Hanımefendi ile o zaman tanışmış,kendisini Tokat’ta da  görmek istediğimizi belirterek,nazikane davet etmiştik.

            Esin Çelebi BAYRU 1949 Halep doğumlu. Neden Çelebi Hanımefendi  Türkiye  topraklarında doğmadı  sorusuna işte  az da olsa dramatik cevabımız; 30 Kasım 1925 yılında Tekke ve Zaviyelerin çıkarılan kanunla kapatılmasından önce  Mevlânâ Dergahının son Makam Çelebisi ,1.Devre T.B.M.M.Reis Vekili ,Konya Milletvekili  Abdulhalim Çelebi’yi Ankara’ya davet eden Mustafa Kemal onunla görüşerek çalışmaların Suriye’deki Mevlevihânelerde (Halep) devamı konusunda görüş birliğine varmışlardı.Abdulhalim Çelebi (1869-1925,(Mustafa Kemal’in de onayını alarak oğlu Mehmet Bakır Çelebi’yi  ,Suriye’deki Mevlevihanelerin merkezi olan Halep Mevlevihânesine şeyh olarak tayin etmişti.(Unutmamak gerekir ki,İstiklal Savaşı yıllarında Gazi Mustafa Kemal Konya’ya gelmiş, Mevlânâ Türbesini ziyaret ederek üç gün  burada kalıp dua etmiştir.)

            Aile bunun üzerine Halep’e giderek faaliyetleri oradan yürütmüştü.Esin Çelebi Bayru’nun babası Celalettin Bakır Çelebi de  (1926-1996)1926 yılında burada doğmuştur.Annesi ise  Osmanlı vezirlerinden Namık Paşa’nın torunu Güzide Hanım’dır.Aile ,Suriye Hükümetinin Mevlevihaneleri kapatma kararı alması üzerine 1958 yılında acilen Türkiye’ye gelmek zorunda kalmışlardır.

            Makam Çelebisi olan babası Celalettin Çelebi’nin 13 Nisan 1996 yılında vefatı üzerine yerine oğlu  Faruk Hemdem Çelebi getirilmiş, kızlarından Esin Çelebi Bayru Hanım’da Konya’ya davet edilerek diğer faaliyetleri sürdürme görevini üstlenmiştir.

            Ve  Yüce Allah,Hz.Mevlânâ’nın torunu bu değerli  Çelebi Hanımefendi’yi 8-9 Ocak tarihlerinde ilk defa Tokat’la,Tokat Mevlevihânesi ile buluşturdu.Aynı programda  Okul Müdürü Sevil ALAÇAM’ın açılış konuşmasından sonra şu an GOP Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı olan Ekrem ANAÇ” Tokat  Mevlevihânesi ve Tokat’ın Mevlevilikle Tanışması” bendeniz de Tokat Mahperi Hatun Teknik ve Meslek Anadolu Lisesi Edebiyat Öğretmeni olarak “Tokat Mevlevihânesi’ne Atanan İlk Mevlevi Kadın Şeyhi Arife Hoş-Lika ” konulu birer sunum yaptık.

            Geceye, Vali Vekilimiz Suphi   KÜSBECİ, Devlet Eski Bakanı Metin GÜRDERE,Sivas  Mevlânâ Tasavvuf Kültürü ve  Sema  Derneği Başkanı Şemsi Yılmaz Susamış, ulusal ve mahalli basın,üniversite öğrencileri ve  seçkin bir halk grubu katıldı.Salonun tam dolu olmasından dolayı  misafirimiz Esin Çelebi Hanımefendi’nin   memnuniyeti ,sahnedeki konuşması arasına sıkıştırdığı teşekküre kadar yansıdı.

            Aynı gün randevuları alınan Tokat Valiliği ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaretleri İstanbul’dan Tokat’a uçak seferinin iptal edilmesi üzerine gerçekleştirilemedi. Aynı şekilde Tokat Mevlevihânesi son Şeyhi Abdulhadi (Üstün )Efendi’nin Ankara’da yaşayan torunu Nurten Üstün Tüzemen Hanım da arzu etmesine rağmen Tokat’ta bu buluşmaya gelemedi.

            Akşam, GOP Lisesindeki program sonrası Devlet Eski Bakanımız Sayın Metin GÜRDERE’nin misafirlerimizi ve bizi “Saklı Bahçe Tesisleri”nde ağırlama nezaketi ve yemekte yapılan sohbetler herkesin yorgunluğunu unutturdu. Dolayısıyla kendilerine bu satırların arasından hassaten teşekkürlerimi sunuyorum.

            Ertesi gün ,okul öğretmenleriyle Öğretmenevinde yapılan kahvaltı sonrası Esin Çelebi BAYRU Hanımefendinin ilk durağı Tokat Mevlevihânesi oldu.Soğuk bir havaya rağmen burada incelemeler yaparak görevlilerden  bilgi aldı.BAYRU,Tokat’ın kültürel değer taşıyan bazı eserlerini gezdikten sonra Cumartesi akşam Tokat Güneş Televizyonu ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği koordinesiyle Mevlevihâne Muslu Ağa Köşkünde” Kültür Sofrası” adıyla düzenlenen canlı yayına katıldı.Programın sunumu  Eğitimci -Yazar Mahmut Hasgül ve bendeniz tarafından yapılırken Şair Rasim Yılmaz  kendi yazdığı “Mevlân┺iiriyle ve öğrencimiz Cansu Polat  da Yavuz Bülent Bakiler’in “Sana Geldim Mevlânâ” şiiriyle katıldılar.

            Program sonrası Esin Çelebi BAYRU Hanımefendi ile özel sohbetlerimiz de  oldu.Anladım ki manevi değeri büyük insanların soyunda , aradan yüzyıllar da geçse bu izleri rahatlıkla bulabiliyoruz.Size 12.asırda yaşamış Büyük Tasavvuf Ehli Mevlânâ’nın hoşgörü iklimini tattıran,konuşmasıyla,adabıyla  eksiksiz hissettiren bir hanımefendi buluyorsunuz karşınızda.Onu büyük bir manevi hazla dinledikçe aklınıza işte günümüzün Arife Hoş Likayı Konevisi  budur mutlaka düşüncesi geliyor.

            Çelebi Hanımefendi’den  kısa sürede de olsa sessizce alabildikleriniz belki de  sizin hayatınızın akışına yansıyor .Özellikle GOP Tıp Fakültesi’nde yatmakta olan bir arkadaşımızın eşini ziyareti bizde  onu  daha iyi tanımamızda apayrı bir  anlam,vefa ve güzellik uyandırıyor.Dilerim onlardan aldıklarımızı bizler de bir nebze olsun karşımızdaki insanlara verebiliriz.İşte Esin Çelebi BAYRU Hanımefendi’nin bende bıraktıklarının ışığında asılla ilgisi olmayan  dış şekilden iç şeklin  manevi güzelliğine nasıl taşınabiliriz diye düşünüyorum, düşünüyorum.

            Bu arada çok üzüldüğü bir konu son yıllarda Mevleviliğin icra edilmesindeki sema gösterilerine katılan bazı semazenlerin ve toplulukların konumu. Bunların asıl görevin dışında artık düğünlerde ve benzeri merasimlerde ortaya çıkıp sema etmeleri ve bunun karşılığında bir grup ilim adamı gibi para talep etmeleri ve işi maalesef ticarete dökmeleri onun kadar Mevlânâ sevenlerini bir hayli endişeye sevk ediyor.

            Aynı konu Konya’daki sempozyumda da tartışılmış bildiri sunan bir hanımefendi gözleri dolarak ülkemizdeki düğünlerde amaç dışı gerçekleştirilen bu semazenlerin durumunu fotoğraf ve canlı kayıtlarla göstermişti.

            Elbette davet edilen insanların, bu konu ile emek sarf eden ilgili toplulukların yol, konaklama  vb. giderlerini karşılamak kurumların ya da ev sahiplerinin görevi ama ayrıca dernek adı kullanılarak maddi bir çıkar temin teklif ve pazarlıkları hiç hoş değil bizce de.

            Yazımızın son bölümünde Hz.Mevlânâ’nın değerli eserlerinden biri olan Mesnevi’den bir örnek verip anlayana diyelim:

            Bir fakih, bir sürü eski püskü parçaları toplayıp kendince bir sarık yapmıştı. Görünüşte gayet büyük olup meclislerde başköşeye oturulsun istiyordu.

            Sarığın içinde parça parça pılı pırtılar doluydu. Dışındansa pek güzel görünüyordu. Dışı, cennet elbiseleri gibi güzel, içiyse münafığın kalbi gibi haraptı!

            Parça parça eski bezler, sarığın içinde gizlenmişti.

            Bir sabah vakti, bir şeyler elde etmek ümidiyle bu heyetle medreseye gitti. Bir hırsız da karanlık bir yolda sanatını icra etmek için hazır bekliyordu. Ansızın fakihin sarığını kapıp işini bitirmek için koşmaya koyuldu.

            Fakihse onun arkasından bağırıyordu:”Hele bir destan çöz de sonra koşmaya bak!

            Böyle sevinç içinde uçar gibi gidiyorsun ama önce elindeki metaa bak da sonra ona candan bağlan!

            Onu elinle bir açıp hâlini tetkik et; ondan sonra istersen götür sana helâl ettim!”

            Hırsız sabırsızlanıp sarığı açınca yol üzerine sayısız bez parçaları dökülüverdi!

            Şaşırmış vaziyette, o işe yaramaz dostlardan elinde sadece bir arşın eski bir bez parçası kadı!

            Onu da hırsı yere çalıp,”A hilekâr beni işimden alıkoydun! Deyince;

            Fakih,”Gerçi sana hile yaptım ama boşuna mücadele etmemen içinde nasihatte bulundum” dedi.

 

Mevlânâ hoş görüsü ile efendim.