Üniversiteliler Boşlukta

Nüfusumuz hızla artıyor. Yöneticilerimiz de çocukların geleceğini düşünmeden artışı teşvik ediyor. Bu teşviklere en çok fakir ve cahil vatandaşlar uyuyor. Zengin çocuğunun geleceğini kuracak durumda olmasına rağmen  birkaç çocukla yetinirken diğerleri çocuk parası ile yan gelip yatıyorlar. On – on beş çocuğa sahip olanlar hatta çocuklarının isimlerini sayamayan aile reisleri var.

            Netice olarak işsiz sayısı artıyor, kapkaççı artıyor, vatandaşı kandırıp soyanlar artıyor, bunalıma girip ailesini yok edenler artıyor. Andre Gide “Doğum oranı çok ulustan insan hayatına önem vermesi, aynı biçimde her kişiye saygı göstermesi beklenemez.” diyor. Bu sözüyle fazla çocuğun aileleri daha da yoksulluğa ve insanları önemsizliğe götüreceğini vurguluyor.

            Gazetelerde okuduğuma göre dört işsizden birisi üniversiteli. Bu oran her gün biraz daha yükseliyor. Bir baltaya sap olması gereken gençlerimiz sokaklarda boş boş dolaşıp ellerinde bir telefonla zaman öldürüyorlar. Tam ülke ekonomisine katkıda bulunacakları bir yaşta böyle boş olmaları beni üzüyor. Yıllarca dirsek çürütüp yıllarca görev alacağım diye beklemek uygun değil. Bu yüzden ülkemizin ne kadar adama ihtiyacı varsa ona göre üniversitelere öğrenci alınmalı. Örneğin eğitim alanında her yıl kaç öğretmene ihtiyacımız varsa o kadar öğrenci almalıyız. Boşu boşuna yıllarca iş alacağım diye bekletmemiş oluruz. Bunun yanında daha zeki kişilerin öğretmen olmasını sağlamış oluruz. Bunun neticesi olarak ülkenin geleceğini kuracak çocuklarımızın yaratıcı, girişimci, lider özellikli olmasını sağlarız. Aynı zamanda boşuna bekleyen gençlerimiz bir an önce başlarının çaresine bakar işsizliği azaltırız.

            Bugün verimli arazilere sahip köylüler bile çocuğunu memurluğa yöneltiyor. Sanayide bir dalda ustalık icra eden de aynı. Benim sanatımı öğrensin demiyor. Demek ki emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Onlara destek vermeliyiz. Çocuklarımızı ailenin çalıştığı dalda üniversite okutursak daha verimli olacaktır. Belki memurluktan kazanacağı paranın kat kat fazlasını kazanacak. Tarım işleri ile uğraşanlar için teşvik yapılmalı ürünlere daha fazla fiyat verilmelidir. Bir çay bir lira iken buğdaya 80 kuruş fiyat verirsen kimse buğday ekmez, dışarıdan ithal etmek zorunda kalırız. Dinimize göre doğru yapılan iş en büyük ibadettir.

            Siyasilerimiz milletin vekili olarak aldıkları maaşı hak etmek için böyle toplulukların dertlerini dinlemeli, çözüm aramalıdır. Boş gezen gençlerimizi gerekli işlere yönelterek ekonomiyi canlandıracak işleri harekete geçirmeliyiz. Halka sadaka dağıtarak kolaya kaçmanın yanında onlara balık tutması öğretilmeli. Bugün üniversiteyi bitirip yetiştiği dalda iş bulamayan ve bekleyen gençlerimiz anne babasına muhtaç olarak yaşamaktansa bir baltaya sap olmaya çalışmalı. Pesimist duruma düşüp çaresiz kalmamalı. Sadede gelip başının çaresine bakmalıdır. Aklı başında olan diplomam var diyerek yan gelip yatmıyor, iş bulduğu bir dalda kendisini geçindirecek işe yöneliyor. Saygılar böyle gençlere... 

 

02. 02.2016

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen