MÜLTECİLER VE ARABİSTAN

 Milyonlarca Suriyeli ülkede dolaşıyor, kimi bizim işsizlerin yerini alarak işsiz sayısını artırıyor. Yani yoksulumuzun ekmeğini elinden alıyor. Ülke üzerinde sadakayla yaşayanların sayısını artırıyor. Ülke bunlara bakmaktan yatırım yapmaya, işyeri açmaya para ayıramaz durumda. Bu durumda her gün işsiz sayısını artıracaktır. Sosyal yaşamı olumsuz etkileyecek, ülkede olumsuz olaylar yaratacaktır. Hatta ülke insanları ile onlar arasında çatışmalar yaşanacaktır. Ülkeyi kurtaran kişilerin torunları bu olumsuzluklardan bıkıp yaşamak için başka yurtlar arayacaklardır.

Mülteciler düne kadar Esad rejimi altında yaşarken bugün beğenmeyip isyan ettiler. Başka ülkelerde onursuz dilenerek yaşamaktan kendi ülkelerinde yaşamak daha mı kötüydü? Rejimi beğenmiyorlarsa bunu zamanla demokrasi ile değiştirebilirlerdi. Onun bunun kışkırtmasına uydular.

Ülkesinde sıkışanlar yürüyerek haydi yavrum Türkiye. Orada olmadı koskocaman Akdenizi aşarak umut yolculuğu ile Avrupa.. Buradaki ülkeler ile hiçbir benzerliği yok. Dili, dini, gelenek ve görenekleri ayrı. Kültür farkı daha başka. İlle de Avrupa.Hani yeri gelince kafir, Müslüman değil onlarla yaşanmazdı. Hemen yanı başında koskocaman Suudi Arabistan, zengin Kuveyt, Bahreyn, Katar var. Dilleri ve dinleri aynı. Zengin mi zengin. Para su gibi akıyor. İklim hep yaz mevsimi. Barınma yeri, ısınma derdi gibi sorunlar yok. Bir çadır yeterli. Bütün bu olumlu durumlara rağmen oraları tercih etmiyorlar. Bu ülkeler mültecileri istemiyor olabilir. Suriye’deki yangının üzerine benzin dök, isyanı büyütmek için insanları teşvik et sonra da bu insanların yanında olma, kendi hallerine bırak. Bu durum insanlığa sığmaz.

Bu ülkelerin yöneticilerinin karınları tıka basa dolu. Açlık ne bilmiyorlar. Yalnız kalpleri aç. Mültecilerin hallerinden anlamaları için kalp tokluğu gerekli. Kalplerinde acıma, düşene yardım, kardeşlik, çıkarları dışında cömertlik yok. Bunlar kalp tokluğudur, müslümanın olmazsa olmazlarıdır. Müslümanlık sadece ibadet yapmak değildir. Bunlar ibadetin getirisi olan insan olmanın gereğidir. Hz. Muhammed’in dediği gibi “din güzel huydur”. Kalp bütün iyiliklerin merkezidir. Kalbimizi, sevgi, merhamet,

tevazu, kardeşlik, vefa, hak ve adaletle doyururuz. Bu arap dünyası mültecileri kabul etmediğine göre kalpleri aç.

Mültecileri Avrupalılar sanki istiyorlar mı? Tabi ki istemiyorlar. Mülteciler bütün olumsuzluklara rağmen onların kapısına dayanıyor. İnsanlık icabı kabul etmek durumunda kalıyorlar. Ülkelerine uyum sağlayacaklarını bilseler çoktan kabul ederler. Mülteciler Avrupaya bütün zorlukları yenip ulaşıyorlarsa daha az zorlukla Arabistana ulaşabilirler. Arabistan sınırlarına yığılınca kabul etmek durumunda kalacaktır. Üstelik uyum sorunu da yaşanmayacaktır. Yoksa Arabistan’a gitmek istemiyorlar mı? Oradaki demokrasi yoksunluğundan mı korkuyorlar? Yani yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktan mı korkuyorlar.

Bu konuda yurdumuz yöneticilerini anlamakta zorlanıyorum. Avrupa’ya mültecileri kabul etmiyorsunuz diye sitem edip şikayette bulunurken Araplara hiçbir şey demiyorlar. Yoksa Arabistan mültecileri bize göndermeyin diye para mı gönderiyor. Mültecilerden kurtulmanın yolu hiç olmazsa birazını Arabistan’a göndermek. En iyi seçenek ise elbette Suriye’de barışın sağlanıp ülkelerine dönmeleri. İnşallah bu olur da ülkemiz kurtulur.

Saygılarımla.

11. 02.2016

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen