FETTULLAH GÜLEN NEDEN HEDEF TAHTASINDA?

Son yıllarda Fettullah Efendi ve onun sevdalılarına saldırılar artmaya başladı. Bazen CHP’nin bazen Cumhuriyet gazetesinin, bazen malum çevrelerin önayak olduğu bu saldırılara bir de sandalye dalkavuğu Hanifi Avcı’dan geldi.

Hanifi Avcı, tam da palavradan hoşlanan “Avcı” misali, varsayımlara dayanarak yazdığı kitaptaki suçlamalar; Fettullah Hoca Efendi sevdalılarına yapılan iftiralar, bühtanlar, hakaretler, akıl almaz suçlamalar asla boşuna ve tesadüfî değildir.

Size geçmişe ait birkaç anektot vermek istiyorum.

Bu ülkede, 1924 Anayasası değiştirilirken milletin dini, meclisteki bir komisyonda hararetli tartışmalara konu oluyor. Bu tartışmalar o noktaya geliyor ki; Hırıstiyanlık dahi gündeme geliyor.

Komisyon odasının önünden geçen “İstiklâl Muharebemiz”, kitabının yazarı Kâzım Karabekir, içerdeki yükselen harareti duyunca kapıdan başını uzatıp “Yoksa bu milleti siz Hıristiyanlaştımak mı istiyorsunuz?” diye çıkışıyor. Bu sert tepkiyi alan komisyon tartışmayı orada kesiyor.

Anayasadaki “Türk Milletini Dini İslamdır” maddesini kaldırmak isteyen zihniyet sonunda amacına ulaşıyor.

O zihniyetin kölelerinden biri; “Kâbe Arabın olsun, bize Çankaya yeter” diyecek kadar küfür bataklığının içine giriyor.

Bu ülkede bir zamanlar; Ezan, Türkçe okutulduğu gibi; namazların da Türkçe kılınması konusunda uygulama yapıldı…

1950’yılında İmam-Hatip Okullarını açan Menderes’i, idama götüren arka plandaki en büyük sebep; hiç şüphesiz İmam-hatip okullarının olduğu ifade ediliyor…

Daha geçtiğimiz yıl CHP’li bir vekilin hacca gitmek isteyen bir vatandaşa söyledikleri yüreklerimizi yakmadı mı?

Uzatmayayım.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan beri “Cumhuriyet bizim cumhuriyetimiz” diyen bir güruh; şu ya da bu şekilde bu milletin içine nifak tohumlarını ekmekten geri kalmadılar.

Bezen içteki hainlerle her zaman dış hainlerle işbirliği yaparak; milletin kanını emmek, milleti koyun gibi gütmek için her tülü hile, desise, yalan dolan uydurdular.

Kuzu postuna bürünmüş kurt misali halkla alay etmeye; “parçala, böl ve yut” zihniyetiyle Türk Milletinin tarihi, milli ve dini değerlerini aşağılayarak, hırpalayarak, zaman zaman askerle, zaman zaman polisle; zaman zaman hükümetle baskı yapmaktan çekinmediler.

Birlik ve beraberlik duygularını örseleyerek ırkçılığı, sadizmi, ateizmi, kominizmi, faşizmi körükleyerek işi mezhep kışkırtıcılığına kadar götürdüler.

Bunca acının hainliğin hizipçiliğin arasından gönüllere serinlik verecek, ülkenin dünyadaki insanların ufkunda umut tohumları yeşertecek bir hareket çıktı.

Fettullah Gülen ve onun sevdalıları…

Fettullah Gülen ve onun sevdalıları; yalnız Türkiye’ye değil, bütün dünyaya sevgi, kardeşlik, hoşgörü, halklar ve dinler arası diyalogla insanlığın huzura kavuşacağını yaymaya çalıştılar. Bu hareket, her türlü fitneden fesattan, hizipçilikten uzak; daima iyiyi, güzeli, kardeşliği barışı savunan bir hareket olduğu için birilerinin uykusu bozuldu. Fuhşun, eroinin, silah kaçakçılığın kıskancından kurtulan gençler, insanlığa sevgi ve barış tohumları ekmeye başlayınca; bu odakların para kaynakları kurumaya başladı…

Bu odaklarla şu ya da bu şekilde irtibatı olan devlet içinde çöreklenmiş her alandaki engereklerin makamları, mevkileri, istikballeri tehlikeye düştü. Bürokrasinin, içine prıl pırıl gençler, devletini, milletini ve bütün insanlığı barışa,  sevgiye, mutluluğa götüren insanlar hakim olmaya başladı. Hainlerin, meşveret yoksunu çağdaş yobazların oyunları bozuldu… Kurdukları kumpasa kendileri düştü…

Otuz beş yıldır Fettullah Hoca Efendiyi, şu ya da bu şekilde takip ederim. Hoca Efendi ve ona sevdalı insanların bir kez olsun bozgunculuk yaptıklarını; bir kez olsun hizipçilikten, kavgadan yana olduklarını görmedim, duymadım.

Bu durumda, elbette Fettullah Hoca Efendi ve onun sevdalıları hedefte olacak. Bu ülkede fuhşu yok etmeye çalışan, beyaz kadın ticaretini engellemek isteyen; silah kaçakçılığını engellemek için var gücüyle çalışan; mafyaya dur, diyen; askeriyle, polisiyle jandarmasıyla, hükümetiyle, siviliyle barış ve insanlık ideallerini paylaşan büyük kitle var…

Bu kitle ayakta kaldıkça; hainler, terör şakşakçıları, misyonerler, fuhuş çeteleri, postal vesayetinden medet uman gözü dönmüş insanlık katilleri, Fettullah Efendi ve ona sevdalılarını elbette hedef olarak göreceklerdir. Bu camiayı karalamak için her türlü iftirayı mübah göreceklerdir. Fettullah Efendi ve onun sevdalıları; ülkemize ve insanlığa yaptıkları hizmetler zirveye çıktıkça; karşısındakiler daha çok kuduracak, daha çok saldıracaklardır. Hiç şüpheniz olmasın; insanlığın barışı ve huzurunu engellemek için düşmanlık artıkça başarı da artacaktır. Çünkü onlar “İslâm’ın”  huzur ve mutluluk yolunun yolcularıdır… Onlar Kur’an ve Resulullah’ın hayatından aldıkları tevazu elbisesinin fıtratıyla; ülke ülke insanlığın gönüllerini fethetmektedirler…

Üstad diyor ya:

“Surda bir gedik açtık,

mukaddes mi mukaddes

Ey kahbe rüzgâr,

artık ne yandan esersen es!”

                                                                                                          Mehmet Emin ULU