DEVLET KURUMLARI, BİRBİRİNE GÜVENMİYORLAR MI?

 

            Yeşil pasaportumun vize yapılması ya da yenilenmesi için emniyete başvurdum. 25 yıl önce edindiğim pasaportun değiştirileceğini söyleyip gerekli evrakın listesini verdiler. Öyle ya 25 yıl önceki fotoğrafımla bu günkü arasında dağlar kadar fark var.

            Listeyi tamamladım. Yalnız emekli olduğum kurumca verilecek kadro derecemi gösteren ıslak imzalı belgede takıldım.

            Efendim, Ankara Peyami Tepe İlköğretim Okulu’nca emekli olanların dosyaları, Hasanoğlan’daki bir arşive gönderilmiş. Ankara milli Eğitim Müdürlüğü, elinde hizmet çizelgesi olmadan böyle bir yazı veremezmiş. Hasanoğlan’dan gerekli evrakı alıp Ankara Milli eğitim Müdürlüğüne getirirsem kadro derecemi bildiren yazıyı verebileceklermiş. Tokat’da oturuyorum. Bir evrak için oraları dolaşmayı gözüm kesmedi. 

            Şu anda elimde devletin verdiği ıslak imzalı iki belge var. Ne var ki ikisi de yetkililerce kabul edilmiyor. Devletin verdiği pasaportu kendi devletim kabul etmezse yabancı devlet nasıl kabul edecek?

            Kabul edilmeyen elimdeki belgelerden birincisi:

            T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nce emekli aylığı bağlananlara verilen özel belge. Bu belgede iki ay, yirmi yedi yıllık hizmet sürem, emekli keseneğine esas birinci derece dördüncü kademem ve 1750 ek göstergem yazılı.

            İkincisi:

            24420-95 sayılı TR-A No 28 74 01 TÜRKİYE CUMHURİYETİ HUSUSİ PASAPORT

            Üçüncüsü ise:

            Vatandaş olarak kendi beyanım:

            Rahmetli Turgut Özal zamanında vatandaşın beyanı esas kabul ediliyordu. Bu kabul halen geçerli ise Namus ve şerefim üzerine yemin ve beyan ederim ki kadro derecem bire dörttür. İstenirse bir tutanak tutulsun altını imzalarım, hem de ıslak imzamla…

Elimdeki belgeleri milli eğitim müdürlüğü de dikkate almıyor, emniyet de. Oysa pasaportumu verirken Ankara Emniyet Müdürlüğü’de gerekli incelemeyi yapmıştı. Onlar da sormuşlardı kadro ve derecemi. Ve de kadro derecemde 25 senedir hiç bir değişiklik olmadı. Yani bu süre zarfında tenzil-i rütbe falan almadım.  Ayrıca devletin kolu uzundur. İstenilen evrakın adresi tespit edildiğine göre 76 yaşındaki vatandaşı koşturmak yerine ya belgelerimi kabul etmesi, ya da istediği evraka kendisinin ulaşması daha şık olmaz mıydı?

            Ben, “pcasap.s. bdl” açıklamalı dekontla  87.50 Türk lirasını  ziraat bankasına yatırdım. İstenilen fotoğrafı çektirdim. Nüfus kâğıdımı yenileyerek fotokopilerini hazırladım.  Şimdi iş devletin yetkili kurumlarına kaldı.

 

            Hani adam hem türkü çağırıyor hem eşeğini arıyormuş. “Böyle kayıp mı aranır?” diyenlere “Bir umudum da şu tepenin ardında kaldı. Orada da bulamazsam görün ben de ki feryadı figanı” dediği gibi,  şimdi umudum, izine ayrılmış olan bir elemanın dönmesine kaldı.  O da beceremezse seksen yedi buçuk liramın dekontu ezip suyunu içeceğim. Bu suyu içen, yurt dışına çıkmış, dünyanın yedi harikasını görmüş gibi oluyormuş.