ÖLÜDEN HELALLİK İSTEMEK

 Kavlağan mahallesinden Mehmet Topaç (cücüğünoğlu) vefat etmiş. Cenaze köyden kalkacak. Öğle namazında hocanın vaazını dinlerken 50 – 60 yıl önce bu caminin yerinde bulunan ahşap camide imamlık yapan merhumun imamlığı film şeridi gibi geçti gözümün önünden.

            Köyümüz altı haneydi ve sadece Halaç ve Kavlağan (Çınar ağacına verilen isim)  Mahallesinde cami vardı. En kalabalık mahalle o zaman Kavlağan’dı. Bu mahalle onu imam olarak tutmuştu. Kesin bilmiyorum ama herhalde hane başı tenekeden daha küçük bir ölçü olan “uroploğ” ile bir ölçek buğday veriyorlardı. O mahalle dışında diğer mahalle insanlarının Cuma namazlarını da ve ayrıca cenazeleri kıldırır, mevlitleri okur, nikahlarını kıyardı. Verilen ücret her halde üç beş kuruş para olurdu. İmam sadece burada olduğundan Bayram namazlarında bütün mahallelerin halkı da kavlağan’da toplanırdı. Rahmetli Salih Topaç’ın müezzinliği ile bayram namazlarını kıldırırdı. Namazdan sonra yaş sırasına göre sıralanılır bayramlaşma yapılırdı. Sonra da Kavlağan’dan başlanarak bütün mahalleler bayramlaşmak için dolaşılırdı. O gün akşama kadar evlerin sofrası hiç kaldırılmaz isteyen istediği evde yemek yerdi. Öğleden sonra her mahallede salıncaklar kurularak eğlenilirlerdi. Camide otururken bunlar geçti gözümün önünden..

            Namazdan sonra merhumun bizlerde hakkı çoktur lehine bir şeyler söyleyeceğim dedim. İmam cenazenin önünde toplandıktan sonra bana söz verdi. Oradaki kalabalığın yüzde doksanı dışarıdan gelmeydi. Halbuki altmış yıl önce buradaki kalabalıktan daha fazlası köy halkı olarak  bayram namazında burada olurdu. O anlar gözümün önüne gelince bir an üzüntüden ne diyeceğimi unuttum. Sadece “şu musalla taşında yatan Mehmet İmamın atalarımızda hakkı çoktur. Bizlere ve atalarımıza hakkını helal etmesini istiyorum. Cevap vermeyeceğini biliyorum, öbür dünyaya göçen atalarımız için samimi helallik isteğimi geri çevirmeyeceğini düşünüyorum. Allah rahmet etsin.” Dedim.

            Benim bildiğim Hüseyin Gümüş (Ala Muhtar) de bir uroploğ buğdaya uzun yıllar muhtarlık yaptı. O buğdayı da kavga dövüş ev ev dolaşarak yarısını ancak toplardı. Şimdiki muhtarlar gibi işi az değildi. Köydeki bütün problemleri ilçeye havale ettirmeden o çözerdi. Doğan çocukları, evlenenleri nüfusa o kaydettirirdi. Vatandaş ilçeyle olan işlerini halletmek için gene onu yanına alırdı. İmam gibi onun da köylülerimizde çok hakkı vardı. Allah ona da rahmet etsin.

            Cenaze topluluğu içinde köyün en yaşlılarından Şükrü Özen’e (Kınabaş) gözüm ilişti. Onun da İdris mahallesinde çok hakkı vardır. Kınabaş o mahallenin sığırını altı ay boyunca yine aynı bir uroploğ buğdaya otlatırdı. Resmi bir işte olsa çoktan emekli olurdu. Topladığı buğday ancak zar zor karnını doyurmaya yeterdi. Bugün idris Mahallesi halkına diyorum ki: Ey gençler Şükrü Özen bu dünyadan göçmeden  dedelerinize olan hakkını öbür dünyaya kalmadan helal ettiriniz.

Allah kimsenin kul hakkıyla huzura gelmesini istemiyor. Bilesiniz.

Saygılarımla.

25. 02.2016

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen