HOCALI SOYKIRIMI UNUTULUR MU?

 

            1990’da SSCB’nin dağılmasından sonra yeni yeni bağımsız devletler ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan ikisi Ermenistan ve Azerbaycan’dır. Emperyalist güçler Kurtuluş Savaşı öncesi Ermenilere Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni Devleti kurulması için söz vermişlerdi. Kurtuluş Savaşından sonra umduklarını bulamayan Ermeni işgalciler SSCB’nin dağılmasını fırsat bilerek Azerbaycan’ın işgali için planlar yapmaya başladılar.

            Azerbaycan’ın Dağlık Karadağ bölgesinde bulunan Hocalı şehri bağlantı yolları ve bölgenin tek havalimanına sahip olmasıyla (üs) niteliğindeydi. Buraya sahip olan bütün Azerbaycan’a sahip olabilirdi.SSCB tarafından 25 Temmuz 1990’la çıkarılan bir kanunla Dağlık Karabağ’da halkın elinde bulunan af tüfekleri de dâhil bütün ateşli silahlar toplatıldı. Halk savunmasız hale getirildi. Ermeniler 30 Ekim 1991’de bağlantı yollarını kapattılar. Helikopter ulaşımını engellediler. Elektrik ve sularını kestiler. Giriş ve çıkışları yasakladılar. Hocalının çevre ile olan bütün iletişimlerini kestiler. Hocalı’nın işgali için tüm hazırlıklarını tamamladılar.

            Ermeni işgalciler, 1992 yılının 25 Şubat’ını 26’sına bağlayan gece, Rus 366.Motorize Alayına ait 9 tank,4 zırhlı taşıyıcı,70 piyade zırhlı savaş aracı,8 top,10 roket sistemi,57 havan topuyla geldiler ve hiçbir savunma gücü olmayan ve sadece 200’e yakın “gönüllü” tarafından korunan silahsız Hocalıyı yerle bir ettiler.

            Resmi makamlara göre 63’ü çocuk,106’sı kadın ve 70’i yaşlı olan 613 kişi öldü.1275 kişi rehin,487 kişi de sakat kaldı.150 kişi halen kayıp…

            Ermenilerin Ağdam yolunda ateş açmama sözü verdikleri “insani koridorda” öldürülüp, pazarlıkla cenazeleri alınabilenler dışında Hocalı’daki gerçek ölü sayısı halen bilinmiyor. Hocalı gerçeği, Rus ordusunda subay olan Yuri Girçenko’nın ifadesiyle “ceset dağlarının altında saklı” hâlâ!

            1988 yılından itibaren Azerbaycan’ın %20’si işgal edildi. Amaçları “sadece Ermenilerin yaşadığı Büyük Ermenistan için bölgeyi Türklerden arındırma” projesinin bir parçasıydı.1 milyon Azerbaycan Türk’ü göç ettirildi.20 bin Türk katledildi,50 bin Türk sakat bırakıldı. Ve bu gün 8 bine yakın “şehit ailesi” var Azerbaycan’da!

            O gün katliamdan kurtulup yaşayanların anlattıkları insanın kanını donduruyor. Ermeni’deki kin, nefret ve öfkenin boyutunu ortaya koyuyor. Biz ise hala 70 bin Ermeni’yi ülkemizde işçi olarak çalıştırıyoruz.

            Bir zamanlar kendilerini “teba-i sadıka” olarak kabul eden Osmanlı İmparatorluğu’nu buldukları ilk fırsatta sırtından hançerleyen Ermeniler 1915 yılında Doğu Anadolu’da baskın düzenledikleri kasaba ve köylerde, “hamile kadınların” karınlarını yararak bebekleri dışarı çıkarmışlar, ellerine geçirdikleri “küçük yaştaki” çocukları “diri diri” tandırlarda pişirerek zorla annelerine yedirmeye çalışmışlardır.

            Ermenistan Hükümeti tarafından ‘milli kahraman’ unvanı verilen katillerden biri olan Zori Balayan, kaleme aldığı “Ruhumuzun canlanması” isimli hatıratında, Hocalı soykırımı esnasında yaşanan “insanlık dışı” mezalimi bakın nasıl anlatıyor: “

             “Çete üyesi olan Haçatur ile birlikte zapt edilmiş evlerden birisine girdiğimizde, askerlerimizin 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilediklerini gördük. Haçatur, çocuğun bağırmaması için anasının kesilmiş göğsünü onun ağzına soktu. Ben de önce çocuğun karnını deştim, başının ve göğsünün derisini soydum. Sonra Haçatur, cesedini doğradı ve onunla aynı kökten, Türk kökünden gelen köpeklere dağıttı. Aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Halkımın intikamının yüzde birini bile aldı isem ne mutlu bana.”

            Hocalı’da sağ kanlar anlatıyor:

            “İnsan öldükten sonra artık nefesi yoktur. Ermeni, Türk’e o kadar düşmandı ki o ölmüş insanları gelip yeniden öldürüyordu. Ölmüş insana yakından mermi sıkıp başını parçalıyordu, taşla kafasını eziyordu, başının derisini soyuyordu, gözünü çıkarıyordu…”

            Cesetlerin içinde tesadüfen sağ bulunup şimdi dağ gibi delikanlı olan da var, anne karnında kurşunlanıp hayata tutunanda… “60 yaşındaki annemin cesedini 20 gün sonra getirebildim. Yüzünü, başını, gözünü hayvanlar yemişti. Paltosundan tanıdım. Biz Allahın mucizesiyiz “diyor.

            Ünlü İngiliz araştırmacı yazar Thomas Waal’ın, Ermenistan’ın şimdiki ‘Devlet Başkanı” Serj Sarkisyan’la yaptığı röportajda bütün ‘muasır’ dünyanın utanması gereken ve Ermenistan açısından medeniyetin bittiğinin ilanı niteliğinde olan şu ifadeler yer almaktadır:

             “Azerbaycanlılar Ermenilerin sivil halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye yaptık.” Bu devlet başkanının daveti üzerine Abdullah Gül, Erivan’a gidip dostluk maçı yapmış ve Bursa’da yapılan rövanş maçında ise Azerbaycan bayrakları çöp bidonlarına atılmış ve Azerbaycan halkı küstürülmüştü.

            Bu gün ülkemizin doğusunu yaşanmaz hale getiren ve çoluk-çocuk, kadın-kız ve yaşlı demeden katleden PKK’lılar ile bunların hiçbir farkı yoktur. Çoğu köken olarak aynıdır.

            Binlerce yıldır “Türk” kenti olarak bilinen Hocalının adı ‘İvnovka’ olarak değiştirilmiştir.

            İnsan haklarına çok önem veren bu çağdaş dünya haksızlığa uğrayan Hocalı halkının ızdıraplarına karşı ne kadar kör ve sağır kalacaktır.

            Azerbaycan Devleti ve halkı topraklarının işgal altında kalmasına asla müsaade etmeyecektir. Hocalı’da katledilmiş şehitlerimizin hatırasını daima aziz tutuyor, onları saygıyla anıyoruz. Nur içinde yatsınlar.

            Ülkemizi idare edenlerin de kim dost, kim düşman iyi belirlemelerini temenni ediyor ve Azerbaycan’lı şair Mehmet Aslan’nın şu dizeleriyle bitiriyorum.

           Cavanlara gıydılar,             Yoluna gülle çıhsag,         Bu gara yazılara,

           Tanklar altda goydular.      Evezi:Gülle ancag!            Bu körpe guzulara,

          Ganıp içip goydular,            Dost zeif,düşman alçag!    Bu ölen arzulara,

 

          Ağla garanfi ağla!                Ağla garafil ağla!               Ağla garanfil, ağla!