KORKUYORUM

 

            Korkum, kendim için değil. Hani bir laf vardır. “Günümü gördüm, kürkümü giydim.” Yaşım yetmiş altı,  bugün var yarın yokum. Elime bakacak kimse yok. Çocuklarımın hepsi kendi başına bakacak durumda. Neden korkayım.

            Korkum, Ülkem için, korkum milletim için, korkum Ülkemin çocukları, torunlarımız için. Yani Ülkemin bütün insanları içindir.

            Daha düne kadar, bütün komşularımızla dosttuk. Birbirimize kötü niyet beslemeden yaşıyorduk. Bugün niçin birbirimize düşman olduk? Oralardan ülkemize kötülük yağıyor. Ülkemiz insanları zarara giriyor. Oralardan Ülkemize zarar gelecek diye, uyur uyanık olma durumundayız. Dünyanın süper gücü Rusya’dan ülkeye gelen zarar arşı alaya çıktı. Turizm sektörüne verdiği zararın yanında, sebze ve meyveye vurduğu darbe Ülke ekonomisini, felç etti. Üreticiler perişan. Toplanmayan portakallar bahçelerde çürüyor.

            Terör örgütü kabul ettiğimiz kuruluşlara yardım ediyor, Rusya. Müttefikimiz olan Amerika bile Rusya ile beraber oldu. Yurdumuzu parçalamaya çalışan terör örgütlerine her iki ülke silah yardımı yapıyor.

            Koskoca yüzyılda kazandığımız, ülke birlik ve beraberliğimiz, kazanımlarımız gitti elimizden. İtibarsız küçük bir ülke durumuna geldik. Uzak ülkelerden dost aramaya başladık. Daha düne kadar düşman saydığımız İsrail’e yanaşmaya başladık. Küçük bir saldırıda ülkesini korumak için, Amerika’yı yardıma çağıran, Suudi Arabistan’dan yardım istemeye başladık.

            Sınırlı gücümüzle, silah satın aldığımız, sınırsız güçlerle uğraşmaya başladık. Komşumuz Suriye ve Irak’la dost yaşarken, onların parçalanması ile oluşan kuruluşlar olan, Kürt devleri, İşid, YPG-PYD gibi oluşumlarla uğraşmaya başladık. Yarın bunlar devlet olunca düşman devlet sayımızda çoğalacaktır. Yarın bunların ülkemize zarar vereceklerinden korkuyorum.

            Esad rejimine isyan edenlere yardım edelim derken, Ülkemizi felaketin eşiğine getirdik. Esad’ın yıkılmasını istemeyen, Amerika ve yakın komşularımız, her zaman birbirimize muhtaç olacağımız, Rusya ve İran’ı karşımızda bulduk. Yöneticilerimiz bunun böyle olacağını düşünemediler mi? Ülkenin yöneticileri, önce Esad’a isyan edenleri değil, ülkemizin çıkarlarını düşünmek durumundalar. Bunlar yüzünden ülke zarara uğrarsa, yöneticiler bu vebalın altından kalkamazlar.

            Savaşın ne olduğu bilen, savaşlar yaşayan kurtarıcımız “Ulusların hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça, savaş cinayettir.” demiş. Bu sözü iyi tahlil etmek gerekir.

            Suriye’nin bütünlüğümü, yoksa parçalanması mı Ülkemizin çıkarınadır? Tabi ki bütünlüğü çıkarımızadır. Yöneticilerin kibir ve hırslarına kapılıp, Ülkeyi maceraya sürüklemenin anlamı yok. Ülke yararı, kendi hırslarının önüne geçerse, yönetici ancak o zaman millet nazarında değer kazanır. Alçak gönüllülük merdivenini tırmanarak, yücelir. Aksi durumda kendi başları ile birlikte, milletinde başını duvara vururlar.

            Atalarımız Osmanlı İmparatorluğu, üç kıtada ülkeler yıkmış, toprak almış. Durmasını bilemeyip, sonunda hepsi elimizden gitmiş. Atatürk olmasa, Anayurdumuzda elimizden çıkıp, İç Anadolu’ya hapsediliyorduk. Atamız sayesinde yurdu kurtararak, yepyeni milli ve modern bir devlet kurduk. Bir felaket anında bir Atatürk bulamazsak, dünyadaki son Türk Devletinin felaketi olur.

            Bir an önce ülke çıkarı doğrultusunda adımlar atıp, olumsuzlukları yok edelim. Rusya ile eski günlere dönerek, turizm kaynağımızı, sebze ve meyve pazarımızı yeniden kazanalım. Ülke ekonomisini zarardan kurtararak, vatandaşların çıkarlarını kurtaralım.

            Bütün komşularımızla eski günlere dönerek kötü oluşumlardan kurtulalım. Ülkemizi nerdeyse işgal eden mültecileri ülkelerine göndererek, onların ülkemize getireceği olumsuzluklardan kurtulalım. Ülkemizdeki terörü bitirerek, terörden nemalananların ereklerine son verelim.

            Haydi, “Yurtta sulh, cihanda sulh”

            Saygılarımla.

            29.02.2016

            Mehmet Tapar

            Emekli Öğretmen