HOCALI SOYKIRIMI

HOCALI SOYKIRIMI

Osman BAŞ

            1992 yılı Şubat ayının 25’ini 26’sına bağlayan gecenin hikâyesi.

            Bir gecede yok olan, Hocalı şehrinde yaşananlar unutulmazlar arasında ki yerini almıştır. Bu gün Hayalet şehir olarak ne yaptığını, kimi barındırdığını, kardeşlerimizin öz topraklarında ve bıraktıkları evlerde kimler yaşıyor, bilmiyoruz.

            O gece Hocalı’da olan ve halen yaşayanlar nerede yaşıyorlarsa yaşasınlar, her karlı gecede soykırım gecesini yeniden hatırlıyor ve yaşıyorlar. Rüzgâr ve kar son nefeslerine kadar 1992 yılı Şubatının 25. Gecesini hatırlatıyor.

            Bu şehrin o geceyi yaşayanları: Ketik ormanını, Gargar ırmağını, Karadiken çalışını, üzerine benzin dökülüp yakılan 70 yaşındaki Medine Nine’yi ve kocası Azim Dede’yi hatırlatıyor. Nerede yaşlı kadın görseler, üç oğlunun başı gözleri önünde kesilen Sadakat Nine’yi ve Askeran’da başları sırıklara geçirilmiş Azerbaycanlılar akıllara geliyor. (Hakverdi, Kar Kan Rengiydi O gece, 6)

            Hocalı ilçenin merkeziydi. İki kasabayı, 50 köyü birleştiriyordu. Karabağ silsilesinde yerleşen şehri Kızkale ve Kırkız dağlarıyla, Badara ve Gargar ırmakları çevreliyordu.

            Hocalı, son tunç ve ilk demir devrinden bu yana Oğuz Türklerine mesken olmuştu.

            O gece… Unutulmaz bir gece. Dünya uyurken, bir milletin evlatları vatanlarında, şehirlerinde, evlerinde soykırım yaşıyor, üstelik bu durumu yazılı ve görsel basına iletemiyordu.

            25 Şubat 1992 saat: 23.00 gibi… Azerbaycan tarihine geçen en kanlı bir gecedir. Ölüm sessizliği bitti.  Biranda şehrin dört bir yanında feryat figan başladı.

            Sokaklarda başını dövüp, yüzünü yırtan, saçını yolan, korkudan kendinden geçip bayılan birbirine karışmış.  İnsanlar gargar ırmağını geçip, kendilerini ormana attılar.( (Hakverdi, Kar Kan Rengiydi O gece, 12)  

            Bütün bunlar bir gecede yaşanıyordu.

            Hocalı büyük bir meşale gibi alev alevdi. Her şey gün gibi ortadaydı, bu kaçışın geri dönüşü olmayacaktı.

            Ermeni askerleri her yere pusuya yatmışlardı. Çayı geçen ahalinin umut yeri olarak gördüğü ormana giriş yolları askerler tarafından kesilmişti. Çoluk çocuk ayırımı gözetmeksizin insan avı başlamıştı. Orman boyunca karşısına çıkan yaşlıya, bebeğe, çoluk çocuğa, kıza gelince acımıyorlardı. Kurşunların hiçbiri boş geçmiyor, her kurşun bir hayata son veriyordu.(Hakverdi, Kar Kan Rengiydi O gece, 13)

            Bir gecelik katliamın sonunda resmi rakamlara göre ortaya çıkan bilanço şuydu:

            *Hocalı soykırımında (katliamında) 613 kişinin cenazesine ulaşıldı.

            *Onlardan 63 çocuk, 106 kadın işkence ile öldürülmüştü.

            *8 aile bütünüyle yok edilmişti.

            *100 kişi sürekli sakat kaldı.

            *487 kişinin el ve ayakları dondu.

            *1275 yaşlı, çocuk, kadınlar rehin alınarak akıl almaz tahkirlere, zulme ve hakarete maruz kaldı.

            *Rehin alınanlardan 150 erkeğin, 68 kadının ve 26 çocuğun sonraki akibeti hakkında bugüne dek malumat almak mümkün olmamıştır.

            *İşgalden sonra, yalnızca 2.300 kişinin öldürülmesi ve rehin edilmesi açığa çıkarılmışsa da esirlerin akıbeti hakkında hala bilgi yoktur.

            (Hakverdi Kebuter, Kar Kan Rengiydi O gece)

                         “İçimde bitmez tükenmez bir gece

                        Acısı dinmez, yaralı bir gece

                        Şimdi mahzun, haber salmaz Hocalı

 

                        Bir şehir bitti, yok oldu, bir gece.”