Bankta Söyleşi

Şişman ayrıldıktan sonra orta yaşlarda kır saçlı bir bey oturdu, yanıma. Tır şoförü imiş. Yurt dışına, daha çok da Türk Cumhuriyetlerine gidiyormuş.

            -Irak, Suriye gibi Orta Doğu ülkelerine gitmiyor musun?

            -Oralarda savaş var. Bir defasında Hatay’a gittim. Hatay’da erkekler hanımlarını boşayıp Suriyeli bayanla evleniyorlarmış.

            -Sebep?

            -Onlar daha güzelmiş.

            -Bu cümle bana bir tevatürü anımsattı: Adam, eşini almış hacdan dönen komşusunu ziyarete gitmiş. Laf arasında sormuş: “Oranın hanımları mı güzel, buranın kiler mi?”  Hacı, “Onların yanında bizim kilerin sözü mü olur?” Diyesiymiş… Bu tevatür doğru ise hacı bile onaylamış oluyor, Arap kadınların güzelliğini. Kara çarşaf içindeki bayanları nasıl görebildiyse... 

 

            -Kazova köylerinden misin?

            -Evet, hava alanı meralarımıza kuruldu. Hava alanında dört köyün merası var. Sanki dağlarda, tepelerde yer yokmuş gibi gelip meramızı işgal ettiler. Hayvanlarımızı yeşile çıkaramıyoruz. Yaz kış fenni yemle besliyoruz. Onun için de ne etin tadı kaldı ne sütün...

            -Çiftçinin ürünü de para etmiyormuş.

            -Doğru, geçen birisi anlatıyordu. Saman almış. Samanın içinden bol miktarda buğday çıkmış.

            -Allah Allaaah, ona da mı hile yapmışlar?

            -Sorma hocam, samanın kilosu yüz, buğdayın ki altmış beş kuruş olursa çiftçi buğdayı saman niyetine satıyormuş.

            Bu arada elinden tuttuğu çocuğu gezdiren bir hanım gelip elimi öptü. Tanımadığım bayana çok yaşa dedim ama bir anlam veremedim. Öğrencilerimden olsa kendini tanıtır, hal hatır sorardı. Suriyeli olsa el açar dilenirdi. Hanım uzaklaşınca muhatabıma sordum.

            -Bu kimdi yav?

            -Merak etme o bizim gelindir. Seninle konuştuğumu görünce…

            -Çiftçiye mazot parası da veriliyormuş?

            -Verilmeye veriliyor ama o da zengine yarıyor. Adamın dönümlerce tarlası var. Alıyor boş bıraktığı tarlasının mazot parasını, keyfine bakıyor. Fakir, birkaç dönüm için alsa ne oluuur, almasa ne!

            -Ama yine de oyunu veriyor. Yüzde elli ne demek? İki kişiden biri. Sen vermediysen ben vermişimdir.

            -Ne yapalım Kılıçdaroğlu’na mı verelim? Bir Muhsin Yazıcıoğlu vardı. Onu da öldürdüler.

            -Bide Kılıçtaroğlu’nu denesek ne olur?

            -O, kendisini bile yönetemiyor. Ben aslında MHP’liydim ama…

O arada bizimkiler kapıda göründü.

            -Ooo, bizimkiler işini bitirmiş geliyorlar. Bana müsaade. Adımızı da söylemedik ama tanıştığımıza memnun oldum.

 

            -Ben de memnun oldum. Güle güle, hastanıza şifalar…