Kadın olmak zor zanaattır

Çok doğru ve yerinde bir tanım. Zira zanaat el emeği, göz nuru ile işlenen, alın terinin ıslattığı, helal kazanımların bütünüdür. Bu işleri yapan ehil ellerin de adıdır zanaatkâr.

            Kadın hem zanaat hem de zanaatkârdır. Böyle olunca da sorumluluğu güzelliklerle donanımlı bir varlıktır kadın. O, emektir. Güçtür. Onun elinde, dilinde, yüreğinde var olan her güzellik yaşamsal bir sığınaktır. Hayatın akış sistemidir kadın.

            08 Mart Dünya Kadın Hakları günü olarak ses getirmesi istenilen kadın sorunları dünyanın her ülkesinde olduğu gibi benim ülkemde de var. Çözüm var mı? Hayır! Gözlemler, izlenimler hep hüsran.

            Lakin benim ülkemin, Türkiyemin kadınında farklı bir yürek var. Bu Türk Kadınına has bir özellik diye düşünüyorum.

            O, sevdikleri için, namusu olarak bildiği, inandığı vatanı için hayatını hep ortaya koyandır. Tarihimizde örnekleri çoktur.

            Tüm bunları yaparken de ahlaki değerleri önemseyerek onları yaşam felsefesine dönüştürüp kuşaklara taşımak onun asli görevidir.

            Bugün fazla bir şey yazmak istemedim. Yazacak çok şey var da… ben de kalsınlar diye karar verdim.

            Lakin diyorum ki, Anne olarak, bir eğitimci olarak bu ülkenin, Cumhuriyetin nimetlerinden yararlanarak bu günlere ulaşan bir Türk Kadını olarak; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlarımıza verdiği çağdaş güzellikleri hak ederek benliğinde şeref ve gururla taşıyan tüm kadınlarımızın gününü kutluyorum.

            Bekir Coşkun’un duygusal şiirini sizlerle paylaşıyorum:

BİR KADIN GİTTİĞİNDE

           

            Kadınlar gittiklerinde arkalarında büyük bir boşluk bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde YETİM-ÖKSÜZ kalan çok olur.

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler,

Özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler…

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar.

Yetim kalmıştır tabaklar.

**

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker ‘Sarı Kız’

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz.

Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz bir kadın gittiğinde…

**

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;

Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçevan, bir muhasebeci.

Bir anne gider…

Bir dost…

Bir arkadaş…

Bir sevgili…

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde…

Hep böyle olur, bir kadın gittiğinde.

Övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki, “DİKKAT ET” duyulmaz.

Annesi gitmiştir “GEÇ KALMA” nın.

Kadınlar arkalarında büyük bir boşluk bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında.

Ve bir kadın gittiğinde pek çok “YETİM” bırakmıştır arkasında

 

 

BEKİR COŞKUN