ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ

ÜRETİCİ VE TÜKETİCİ

Gıda üretici kimdir? Şöyle bir düşünelim bu sözü. Büyümemizi, yaşamamızı kısaca hayatta kalmamızı sağlayan kişilerdir. Onlarsız hayatta kalmak olanaksızdır. Hava, su, güneş gibi önemlidir onlar.

Bu kadar önemli olan üreticileri her gün biraz daha azaltıyoruz. Durum böyle devam ederse üreticileri tamamen kaybedeceğiz. Afrika ülkelerinde olduğu gibi beslenecek gıda bulamayınca ölüme yolculuk başlayacak. Üreticiler de dahil bütün insanlar, bütün canlılar tüketicidir. Üreticinin korunması yurdumuz ve bütün insanlar için şarttır.

Daha düne kadar kendi kendini besleyen, dış ülkelere temel gıda maddeleri ihraç eden bir ülkeydik. Bugün en önemli temel besin ürünlerinden buğday ve eti de dışarıdan alır olduk. Tarım ülkesi olan ülkemiz temel gıda maddelerini ithal ediyorsa bu durum üreticinin korunmadığını kanıtlar. Üreticiyi depresyona sürüklemişiz demektir. Çoğu çiftçi ancak kendisine yetecek kadar buğday üretimi yaptığından bugün samanı bile dışarıdan alır olduk.

Bugün bir çay bardağı çayı bir liraya içiyorken tahıllar 70 – 80 kuruş olursa üretici yaptığı masrafı bile kurtaramaz. Bu durum çiftçiye yapılan ceberutluktur. Yap buğdayı 150 kuruş ekmeği de sat 150 kuruşa. Dışarıdan buğday ithal etme.

Şu an domates ve diğer sebzeler yazın köylünün ürettiği zamana göre beş – altı katsa köylü üretince 50 – 100 kuruşa düşüyor. Bu durumda masrafını çıkaramıyorsa akıl, vicdan, mantık yok demektir. Sebzenin çok olduğu zaman fiyatlar doğal olarak düşecektir. Bu düşmeyi önlemek için dengeli ekim veya ihraç işlemini ayarlaması gerekir. İşte o zaman yokuşa karşı var oluş sağlanmış olur.

Vatandaş el arabasına altı çuval soğan koymuş götürüyor. Nereye götürüyorsun diye sordum. Soğanları dereye döküp çuvalları kurtaracağım dedi. Soğan iyi para edince herkes soğan ekiyor, çok olunca ihraç edecek Pazar bulunamayınca vatandaş on kuruşluk çuvalı kurtarmaya çalışıyor. Burada devlete düşen görev pancarda olduğu gibi düzenli soğan ekimini sağlamaktır. Ülkenin ihtiyacı ve ihraç edeceği kadar soğan ektirip fiyatı dengelemek gerekir.

Bu denge sağlanamadığı için üreticinin anası ağlayacaktır. Oy alacağım diye ucuz mal sattırmak için hep tüketiciyi düşünmek yanlıştır. Bu durum üreticiyi bitirmektedir. Yarın bu ürünleri bulamayınca tüketici daha zor durumda kalacaktır. Tüketiciye ucuz ürün sunacağım diye değil de organik ürün sunalım diye düşünmeliyiz. Ucuz ve kalitesiz ürün sunarak vatandaşın sağlığını bozma yerine pahalı ve kaliteli ürün satarak vatandaşın sağlığını hem de üreticiyi kurtaralım. Gördüğüm kadarıyla ne üretici ne de tüketici memnun.

Kırsal kesimde yetiştirdiği ürünle geçimini sağlayamadığından ya memurluğa ya da büyük şehirlere koşuyor. Atalarımız insan doğduğu yerde değil doyduğu yerde mutlu olur demiş. Kırsal kesimdeki 500 – 1000 nüfuslu köylerimiz bitti. Kışın birkaç aileyi zor buluyorsun. Onlar da ele bakan yaşlılar. Ovalık köylerimizin nüfusu da günden güne azalıyor. Yaşlılar emekli paraları ile yaşamaya çalışıyorlar üretim yapılmıyor.

Borcu olan çiftçi borcunu ödemek için traktörünü satıyorsa üretimi bitiyor demektir. Onu kurtarmanın yolu borcunu ertelemek teşvik vermekten ziyade ürününün değer fiyata satılmasını sağlamaktır. Çiftçi ektikçe ürettikçe zarar ediyorsa üretimden vazgeçecek demektir. Bir bardak çay bir lirayken bir litre sütü çayın fiyatına satıyorsa utanmazlık oluyor.

Üreticiyi kurtarmak için günü birlik tedbirler almamalıyız. Ürün az olduğu zaman pahalanarak tüketicinin, çok olduğu zamanda üreticinin yaşamını bozmayalım. Devletin ilgili bakanlığı düzenli ve dengeli ekim yaptırarak fiyatların dengeli tutulmasını sağlamalıdır. Böylece iki grubu da memnun etmiş oluruz.

Saygılarımla.

08. 03.2016

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen