Emekli

Hayaller kurarız, uzun ve büyük ağaçlara salıncak kurar gibi. Okullarda okuyup bir meslek, iyi bir eğitim almak  için. Kendimizi daha iyi donanımlı olabilmemiz için değişik kurs, staj ve tecrübeli insanların  bilgi ve görgüsünü alırız. Meslek dalında  iş bulmak veya iş kurup mesleki bilgi, kariyerini yükseltmek o mevkide  durabilmek, yükselebilmek. İşe başlamamızla evlenmeniz, çoluk çocuklara karışmanız an meselesidir. Günleri, ayları, yılları tutamazsınız. Havada  uçuşan sonbahar yaprakları gibisinizdir. Kuvvetli rüzgarın  önünde savrulur durursunuz. Ev almak, araba alırsınız, bakımı, gezmesi, ev eşyaları derken çocuklarınız büyür. Onları okutayım, iyi bir meslek sahibi yapayım, evlendirip mürüvvetini göreyim derken, kendine zaman bile ayıramadan yaşlanmışsındır. Saçlarına beyazlar, yüzüne kırışıklıklar gelip oturmuştur bile. Emeklisindir artık. Dönüp arkana baktığında acısıyla, tatlısıyla uzun bir zaman dilimi bırakmışsındır arkanızda. Yılların yorgunluğu omuzlarına gelip oturmuştur. Bir tek yorgunluk mu? Hastalıklar, çaresizlikler, güçsüzlükler seni gelir bulur. Nerede o destek verdiklerin, emek verdiklerin. Hepsi yok olup gitmişlerdir. Ararsalar önemli günlerde, bayramlarda. O da ararsalar.

Devlete, millete yaptığın bunca yıl hizmet karşılığında, ödediğin primlere güvenirsin. Benim emekli maaşım var dersiniz. Vefasız dostlar gibi o da  sana yetmez, acından da öldürmez. Kimse sana insanca yaşıyor musun, diye sormaz. Toplumdan gerekli destek ve hizmeti alıyor musun diyen olmaz. Devlet seni sanki emekli ettiği gün unutmuş gibi. Ne zam ne de maaşında bir iyileşme olur. Sanki bugün çalışanlar yarın emekli olmayacaklar. Bugün çekilen zahmetin iki katını yarın kendileri çekmeyecekler. ''Ne verirsin elin ile o gider senin ile'', ''Ne ekersen  onu biçersin, rüzgar eken fırtına biçer'' derler. Yaşlılar ve emekliler bilgi ve tecrübe küpüdür, alıp kullanmasını bilene. Bizleri yönetenler maddi olarak  emeklilere bir şeyler vermeye niyetleri yok. Manevi olarak da değer verdiklerini düşünmüyorum.

Emekli yurttaşlarımızın acil olarak, maddi imkansızlıklarının çözümü için plan ve programlarını yapması gerekmektedir. Maaşlarının ve yaşam düzeylerinin yaşanabilir bir düzeye getirmeleri gerekmektedir. Devletin ve milletin bu konuda duyarlı olması gerekmektedir. Mağdur ve sıkıntılı yaşam sürdürenlerin arasında emeklilerde  yerlerini almaktadırlar. Her seçim öncesinde verilen vaatler, iş başına gelinince unutuluyor.

Emekliye gelirden payımı kalmıyor, maaşını mı artırmak istiyorsunuz? Çalışanlara iyi bir yaşam mı sunmak istiyorsunuz? Ülkenin kalkınmasını mı istiyorsunuz? O zaman bilinçli yurttaşlar yetiştirip, çalana, çırpana, vergi kaçırana göz yummayacaksınız. Kandıranlara, dolandırıcılara göz açtırmayacak, hiç bir aftan faydalanmayacaklar. Her yıl 10-60 tl.lik bir aylık artışı emeklilere yetiyor mu? Hani bankalar emeklilere promosyon parası ödeyeceklerdi? İntibak yasası çıkacaktı, çıkmadı. Emekli aylığı artışında ''refah payı'' hesabı katılacaktı, katılmadı. Aileleriyle birlikte 30-40 milyona ulaşan ve gün be gün artan emekli aylığına bağlı yaşam, her gün bir adım  daha bataklığa batmaktadır. Sizce bir emekli kaç kişiyi besliyor acaba? Emeklilere yeni bir seçim vaatlerini bekleye dursun, ömürleri yeterse oylarını kullanırlar. Emeklilerin bu kangren sorununa bakalım kimler ve nasıl çözecekler? Umut emeklinin doğuştan ölünceye kadar ekmeği olmuştur. Ye bakalım emeklim ye...

Yaşlısına, emeklisine, emekçisine saygı duymayan bir toplum, aslında kendisine saygı duymayı unutmuştur. Emekliler yıllarca devletine, milletine çalışıp emek verdikten sonra, bir kenara atılıp, itilip, horlanması hiç hoş bir davranış değildir. Emekli olduktan sonra da tekrar bir işte çalışması uygun değildir.

EMEKLİLER NE İSTER?

Rahat yaşayacağı huzurlu, sakin, saygı duyduğu bir çevrede yaşamak ister. Hastalanınca hastane kuyruğunda beklememek, muayene ve tedavi görmek ister. Yaşamına uygun günün koşullarına  uygun bir maaşının olmasını ister. Yıllarca topluma yaptığı hizmet ve saygıya karşın, toplumdan aynısını ister. Yaşamlarının sonbahar dilimlerinde gezemediği, göremediği yerleri görmek ister. Bilgi ve becerilerini başkalarıyla paylaşmak ister. Toplumda yalnız, itilmişlik, işe yaramazlık duygusunu yaşamak istemez. Yaşadığı ortamdan ve yöneticilerden saygı beklerler.

Yapılan artışlara bir göz atalım. Yetim aylıklarına yapılan zam; 6,99 krş. Dul aylıklarına yapılan zam; 9.33 krş. 600 tl aylık alanlara yapılan zam; 13,98 krş.800 tl aylık alanlara yapılan zam; 18,64 krş. 1000 tl  aylık alanlara yapılan zam; 23,33 krş. 1470  tl alanlara yapılan zam 24,00 krş. Yapılan bu zamları güle güle harcayınız.

Bu yıl askeri ücret bin üç yüz lira oldu. Acaba piyasaya gelen zam ve pahalılığın çetelesini tutanınız var mı? Hastanelere  ödediğimiz paranın ne kadar olduğunu bileniniz var mı? Eğitime ödediğiniz parayı biliyor musunuz? Aslında  bu hizmetlerin halka ücretsiz olması gerekmez mi? Yaşlılara ve emeklilere sahip çıkılması, koruyup kollanması yurttaşlarımızın ve Türkiye Cumhuriyetinin görevi değil mi?

Sonbaharda ağaçtaki yapraklar yaşamak için ne kadar dallara sarılsalar da, ağaç suyunu kesip vedalaşma anı gelse de yaprak sararıp solsa da daldan tutunmaya devam eder. Ne yazık ki o acı ve keskin rüzgarın şiddetine, ıslığına dayanamaz uçar gider. Emeklilerin de sonbahar yapraklarına benzetirim. Zamanı gelince her biri aramızdan sessizce uçar gider. Herkes yaşadığı sürece yaşlanacak, emekli olacak. Yaşlılara ve emeklilere saygı, hürmet etmek kendimize hizmet etmektir.

 

Süleyman ERKAN

11-03-2016

 

ŞİŞLİ-İSTANBUL