Bilim adamları ne ile uğraşıyor? -2-

Dünkü yazımda, kahve kalbe zarar vermiyor, akciğer hastalıklarına karşı Akdeniz tipi beslenme, güçlü hafıza, tükürük testi ile kanser teşhisini anlattım. Zengin olmanın yolu akıl ve bilimle uğraşıp yeni ürünler üretenler başarıya adını yazdıranlardır.

ÜÇ GÜNEŞİ BİR ODAYA SIĞDIRDILAR:

Çinli  bilim insanları, bir plazmayı laboratuvar ortamında tam 49.9 milyon santigrat derece sıcaklığa ulaştırmayı başardılar. Bu bizi ısıtan Güneş'in çekirdeğindeki sıcaklığın 3 katına denk geliyor. Çin Bilim Akademisi Plazma Fiziği Enstitüsünde nükleer füzyon üzerine çalışan bilim adamları, özel bir cihazla, Güneş'in çekirdeğinde görülenin tam üç katı sıcaklıkta plazma üretmeyi başardılar. Bilim insanlarının, Deneysel İleri Süper iletken Toka mat adlı cihazı kullanarak, plazmayı 102 saniye boyunca 50 milyon Kelvin (tam 49.999 Celsius) sıcaklıkta tutmayı başardığı açıklandı. Uzmanlar, daha önce hiç bir cihazın plazmayı bu derece yüksek sıcaklıkta bu kadar uzun süre sabit tutamadığını belirtti. Bilim insanları, çok yüksek sıcaklıklarda atomların birleşerek yüksek oranda enerji üretmesini sağlayan nükleer füzyon tekniğinin gelecekte Dünya'nın başlıca enerji kaynağı olabileceğine inanıyor. Henüz araştırmalar bu hayali gerçekleştirmeye yaklaşmadı.

DAHA İYİ UYKU İÇİN IŞIK TERAPİSİ:

Ritmi gittikçe hızlanan hayat, kısalan seyahat süreleri ve saat farklılıkları 21. yüzyıl şehir yaşamında ve insanların biyolojisinde de etkisini gösteriyor. Uyku  düzensizlikleri, sürekli yorgunluk hissi ve güneşi farklı zamanlarda almaya bağlı olarak göz rahatsızlıkları ve psikolojik sorunların geliştiği biliniyor. Artan gece çalışmaları da bunda etkili oluyor. Avustralya'nın Fliders Üniversitesinde uyku ve göz sağlığı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Burada üretilen gözlüğün çalışma prensibi aslında basit. Beynin uyku düzenleyici bölümüne mavi-yeşil bir ışık gönderiliyor ve araştırma ekibinin başında bulunan Leon  Lack'e göre bir tür ışık terapisi amaçlanıyor. ''Şunu fark ettik ki parlayan çok küçük diyotlar elektriği ışığa çeviriyor. Gözün çok yakınında bulunuyorlar. Gözlere ışığı iletiyor ve bir tür ışık terapisi yapıyorlar. Böylece daha küçük bir ebatta fakat göze daha yakın bir ışık kaynağı oluyor. Mavi-yeşil rengi seçmemizin temelinde on yılı bulan renk yelpazesinin hangi bölümü biyolojik saatimizin ayarlanmasında etkili olabilir, bunu tespit etmek istedik.'' Bu ışık terapisinin bir diğer özelliği de taşınabilir olması. Bu da gündelik hayatın ritmi ve hareketliliğine  uyum sağlayabiliyor. Biyolojik saatin kademeli olarak değiştirilebilmesi için bu gözlüklerin günde onar dakika takılması öneriliyor.

GENÇLİK İKSİRİ TESTOSTERONDA:

Yapılan bir araştırma 65 yaşın üzerindeki erkeklere uygulanan testosteron tedavisinin cinsel isteği artırdığını, kişinin ruh halini iyileştirdiğini ortaya koydu. Tıp dergisi New England Journal of Madicine'de  yayınlanan araştırma yükselen testosteron seviyesinin cinsel fonksiyonları artırdığını bu bağlamda cinsel istek ve ereksiyon kabiliyeti konusunda olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Buna ek olarak yüksek testosteron seviyesinin depresyon eğilimini de azalttığı belirtiliyor. Araştırmanın yazarları, 65 yaşının üzerindeki erkeklere uygulanan testosteron tedavisinin olumlu etkileri olduğuna daha önce birçok araştırmalarda da yer verildiğine ancak daha önce sunulan bulguların yeterince inandırıcı ve mantıklı olmadığına işaret ediliyor. ABD'nin Kaliforniya eyaletinde bulunan LABioMed'den araştırmacı Ronald Swerdloff ilk bulguların cesaret verici olduğu görüşünde. Araştırmacıların bir sonraki hedefi ise testosteron tedavisinin beyin, kemik yoğunluğu, kalp ve dolaşım sistemi ve tam kan sayımı üzerinde de olumlu etkileri olup olmadığının araştırılmasını yapmaktadırlar.

Dünya bilim adamları bu ve buna benzer daha nice araştırmalara imza atarken bizler ne yapıyoruz? Daha iyisini ve güzelini bizim üniversitelerimiz üretemez mi? Üretiliyorsa neden dünya pazarında yerimizi alamıyoruz?

Bilimle sevgi yolunuz açık olsun.

 

SÜLEYMAN  ERKAN

15-03-2016

ŞİŞLİ-İSTANBUL.