Asla Yılmayacağız

Katiller ve onların uşakları yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Bundan sonra da devam edecek gibi.

Niçin etmesinler ki? Ülkemiz hemen her alanda büyük atılımlar yapmak için gecesini gündüze katıyor. 2023 Türkiye’si, gerçekten İstiklâlimize kavuştuğumuz yıl olacaktır. Lozan’da ayağımıza vurulan prangalar kırılacaktır.

Türkiye suni sınırlarını ötesinde dünya devleti olmanın verdiği bir ufukla her yere koşuyor. İnsanlık değerlerini yüceltmek adına yaptığı hizmetler bütün dünyayı, özellikle düşmanlarımızı kıskandıracak ölçülere geldi. Bu millet, bu devlet değil iki buçuk milyon insan, kendi nüfusu kadar mülteciyi barındıracak bir güçtedir… Buna yürekten inanıyorum.

Öyleyse bu aşağılık mahlûkların bu millete kasıtları nedendir? Hiç şüphesiz olayı sadece kendini parçalayan hainlerin kundaklaması olarak görmek, gerçek düşmanlarımızın istediği bir algıdır. Biz maşalarla uğraşmak mecburiyetinde değiliz. Bu maşaları tutan elleri yönlendiren, onları eğiten, eğitenlere destek veren, silah veren, arkasını okşayan, koruyup kollayan kim varsa gerçek düşmanlarımız elbette ki onlardır.  Bu da nerden bakarsanız bakınız, tarihi düşmanlarımızla karşı karşıya olduğumuz geçeğinin gün gibi ortada olmasıdır.

Bugün bir şekilde bize dost gibi görünen ABD, AB ve onların bir numaralı Orta doğudaki destekçisi İsrail, bazen perde arkasından, bazen alay ederek, bazen sırıtarak, bazen de sırtlan dişlerini göstererek düşmanlıklarını acımasız bir şekilde ortaya koydukları gün gibi aşikârdır.

NATO’da işbirliği yaptığımızı defalarca söyleyerek ağızlarına sakız yapan ABD’nin, Orta doğudaki siyasetinin yüzde kaçının Türk Devletinin çıkarlarıyla örtüştüğünü ne kadar biliyoruz? Aslına bakarsanız, ABD Türk Devletini kullanabildiği ölçüde bize destek verdiği su götürmez bir gerçektir.

Hemen her defasında yurt içindeki PKK ve onun uzantılarını “terör” örgütü olarak kabul eden, yurt dışında birebir PKK’nın uzantısı olan YPG ve onu kollayanları “terör” örgütü olarak görmemesi; ABD’nin kendi menfaatleri için dostlarını nasıl saf dışı edeceğinin en büyük delili değil de, nedir?

Şurası bir geçek ki, 1. Cihan Savaşı öncesi kimler niçin Devlet-i Aliye-i Osmaniye’yi batırmak için işbirliği yapmışsalar; bu gün de, aynı iğrenç tezgâh kurulmuş, masanın etrafına aynı leş kargaları üşüşmüştür.

“Müslüman’ın Müslüman’dan başka dostu yoktur.” düşüncesini artık yalnız kafalarımıza değil, kapılarımıza, yollarımıza, şehirlerimize hatta kurumlarımıza varıncaya kadar kazımak durumundayız.

Ankara’da vahşi oyunun kurbanlarından başı kapalı bir şehit kardeşimize “Sosyal Medyada” reva görülen hakaretleri yapan beyni ipotek altına alınmış hainlerin varlığı, bu tür olayların devam edeceğinin en belirgin işaretidir.

Bu uşak zihniyet, dün “Gezi Olaylarında” kimler, neye karşı durmuş iseler, Türk Devletine neyi diretmek istiyorsalar; Ankara’daki olayları tezgâhlayanlar da aynı düşüncenin kelplerindendir. Bunda kimsenin şüphesi olmasın.

Bu ülke dünyanın hür ufuklarında, kendine düşen bütün insani görevleri yapmaktan, dünyanın her yerine yardım götürmekten, hainlerini hak ettiği dersi vermekten geri durmayacaktır.

Evet, kimler ne söylerse söylesinler, kimler ne yaparsalar yapsınlar, asla bizi yıldıramayacaklardır.

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

 

Mehmet Emin ULU