Ankara’da Bir Hain Saldırı Daha

Ankara'da hainler yine canlarımıza kıydı. Ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Bizdeki terör uluslararası güçlerin kullandığı bir enstrüman olduğu sürece bizim başımıza bela olmaya devam edecektir. Kurtuluş savaşındaki düşmanlarımız terör kozunu kullanarak aynı savaşı devam ettirdiği artık herkes tarafından bilinmektedir. Devlet demokratik açılımın bir sonuç getirmeyeceğine kanaat getirdikten sonra artık bunun kazınmasına karar vermiş durumdadır. Devlet savaşa savaş dedikten sonra bu olayların sıklıkla yaşanacağı açıktır. Hain güçler bu yolla elde etmek istediklerinin maksimumunu elde etmeye çalışacaklardır. Ülke ve millet olarak buna hazır olmak zorundayız. Elbette acımız çok büyük. Ancak bu kirli savaşın hem psikolojik boyutunu hem de maddi boyutunu kazanmak zorundayız. Bu günler suçlu arama günü değildir. Bunun için öncelikle bu savaşı doğru tahlil etmek zorundayız. Suçlu arayarak problemleri çözemeyiz. Üstelik düşmana fırsat veririz. Zira düşmanın istediği bu. Hangi siyasi, etnik vb grup bu olayları siyasi rant haline getirmeye çalışırsa bombacının yaptığından farklı bir şey yapmamış olur. Çünkü bu belanın sebebi güçsüz bir ülke oluşumuzdandır. Bu da yüzyıldır Anadolu'ya layık olmayan yönetimlerin bu ülkeyi yönetmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla suçlu bir değil birden çok kurum ve kuruluşa aittir. Hatta vatanını öncelemeyen insanlar da bu suca ortaktır. 

Bütün siyasi gruplar, sivil toplum örgütleri, sendikalar, tarikat ve cemaatler farklılıkları derin dondurucuya kaldırmak zorundadır. Artık Türkiye'de yaşayan, bu toprakların nimetinden faydalanan, bu ülkenin havasını soluyan tüm insanların tek bir dili ve tek bir rengi olmak zorundadır. Dilimiz kardeşlik dili, rengimiz al ve beyaz, bayrağımız milli bayrağımız, marşımız da istiklal marşı olmalı. Sen deme hastalığından kurtulmak, bundan sonra biz diye konuşmak ve yaşamak zorundayız. Kim ki bu zor şartlarda ülkesine hiç bir katkı sağlamadan oturduğu yerden konuşmasıyla, eleştirmesiyle düşmanın aşına su, tuz taşıyorsa bilinmelidir ki bu zat ya Türk Milletinin düşmanıdır, ya beyinsizdir ya da teröristlerin ortağıdır.

Siyasi rakipleriniz olabilir. Daha iyisini yapmak, ülkeye daha çok katma değer üretmek iddianız varsa sonuna kadar meşru yollarla siyasi rakiplerinizi dize getirebilirsiniz. Ancak pire için yorganı yakamazsınız. Bunu yapan siyasilerin olduğunu herkes biliyor. Millet olarak uyanık olmak gerekiyor. Bana ne demenin zamanı geçmiştir. Millet askeriyle, polisiyle, istihbaratıyla birlikte olmak zorundadır. Gördüğünü, bildiğini polisiyle paylaşmak zorundadır.

Siyasi iktidar, muhalefetin vatansever vekilleri, hukuku elinde bulunduran kurumlarımız, bu milletin ekmeğini yiyen hain vekillerin ve bürokratların elinden kullandıkları makamları ve ekmeği almak zorundadırlar. Millet canını, malını bu uğurda verirken meclisteki temsilcilerimiz yatamazlar. Milli meseleler için bir milli mutabakat sağlamak zorundadırlar. Kim ki bu mutabakata katılmıyorsa onun da bu millete şikayet edilmesi ve milletin hakemliğine bırakılması gerekir.

Evet, bu toprakların kirası tarih boyunca çok yüksek olmuştur. Özellikle ecdadımızın bu topraklara ayak bastıktan sonra. Dolayısıyla kirası yüksek evlerde oturanlar da özel insanlar, zengin insanlar olmak zorundadır. Bu özellik ve zenginlik akıl ve beyin yönünden olmalıdır. Bu topraklarda birlik ve beraberlikten ayrılanlar, maddi ve manevi ilimlerle kendisini donatmayanlar, dost ve düşmanı bilip ona göre kendisini şekillendirmeyenler her zaman av olmaya devam edecektir. Biz kendimizi avlamayla uğraştığımız sürece başkalarının avı olmaktan kaçamayacağız. O halde ilim şemsiyesi altında bu olayları değerlendirerek, iç dinamizmimizi en üst seviyeye çıkararak, ilimsiz eleştirmelerden uzak durarak bu olayların üstesinden geleceğimiz unutulmamalıdır.

Allah bu millete zeval vermesin. Amin.