Sebze, Meyve Hallerine Laboratuar kurulmalı

Dünyaya bir kez geliyoruz. Yaşamak ve yaşatmak için elimizden neler geliyorsa yapmalıyız. Kimseye zarar vermeden, kimseden zarar görmeden yaşamalıyız. Beslenmek için canlılara ihtiyacımız var. Bu ürünleri de üretirken sağlıklı üretmeli, sağlıklı tüketmeliyiz. Meyveler, sebzeler ve hayvansal gıdalara dikkat etmeliyiz. Tarım ürünlerini üretirken, haşerelerden korumak için  tarımsal ilaç atarız. Haşereleri yok ettiğimiz gibi kendimize de büyük yaralar açarız. Pestisit denen ilacı kullanır daha bol ürün alma gayreti ve çabası içine gireriz. Pestisit Nedir? "Genel anlamıyla  insan kullanımına  sunulan gıdalarda istenmeyen hayvan veya bitkileri öldürmek amacıyla kullanılan adet metot  veya kimyasal olarak tanımlanabilinir. Pestisitler, insektisitler,fungusitler,herbisitler,nematositler ve rodentisitler içermektedirler." Bilinçli  kullanılmadığı zaman insanlık ve tabiat için zararlıdır.

            Eski çağlarda çiftçiler ziraat alanlarını değişik tekniklerle korurmuş. Ses çıkartarak gürültü yaparak, elle kovarak haşereleri kovarlarmış. Zaman içerisinde  ufalanmış taç yaprağı, sülfür, arsenik Ortadoğu, Roma ve Çin'de kullanılmaya başlanmış. Çinliler  istenilmeyen haşereleri yemesi için karınca gibi doğal avcılarda  kullanmışlar. Patates böceğinden kurtulmak için Paris yeşili olarak bilinen  kimyasalı kullanarak patatesleri koruyabildiler. Bazen katran yağı ve acı ağaç gibi pestisitler kullandılar. İkinci Dünya savaşında 30 çeşit pestisit bulunuyordu. Bunların bazıları da gaz olarak üretiliyordu. DDT (dichlorodip-henyl-tricloro-ethane) daha sonraları meyve sineğine karşı kullanılan  malathion gibi önemli organofosforu yüzlerce bileşiği ortaya çıkardılar. Bu gün 40.000 ticari ilaç için 900 kadar aktif kimyasal pestisit kullanılmaktadır. EPA (Çevre Koruma Örgütü)  halen Dünya da  1.8 Milyar kilo gram pestisit kullandığını söylemekte. Bu da havayı, toprağı, bitkiyi, suyu zehirlemektedir. Bunları yiyen içen  ve bununla beslenen insanların hali ne olur? Pestisittin  içinde hidrokarbon bileşiği, klor, oksijen, sülfür, fosfor, azot, brom, sıvı pestisiti içine krosen ve petrol türevleri konulmaktadır.

            Zararları: Pestisitte maruz kalan işçiler ve kişilerde; basit cilt ve göz iritasyonu, sinir sistemlerini etkileme, akut, üreme problemleri ve kanser gibi sebeplere yol açabilir. Son zamanlarda  lösemi, karaciğer kanserine de sebep olduğunun bulgusunu buldular. Eksik uzuv doğumları, düşüklere de sebep olmaktadır. Her yıl dünya da üç milyon zirai işçi pestisit zehirlenmesi yaşamaktadırlar. Bunların yaklaşık 18 000  kadarı hayatını kaybediyor. Ülkemizde 25 milyon işçi pestisit zehirlenmesi riski altında. Eğe Üniversitesindeki bir araştırmaya göre DDT gibi bazı kullanımı yasak pestisitlerin  anne sütüne geçtiğini söylenmektedir. İzmir körfezinde yapılan bir çalışmada  balıklarda DDE pestisitne rastlanmıştır. Çiftcilerin kullandıkları pestisitlerin yağmur suları veya yıkama suları kanal ile denize taşıdığı ve denizde çok yüksek oranda olduğunu göz önüne alınırsa, en büyük problemin pestisit olacağa benzemektedir.

            Her belediye bulunduğu yerleşim yerindeki halkının sağlığını düşünmek, korumak ve kollamak zorundadır. Bunun için sağlığın çevreden başladığını, bilim ve ilimle yaşamla harmanlandığını, bilincinde olmalıdır her yönetici. Sebze ve meyvelerde pestisit (tarımsal ilaç) kalıntılarının kontrol edilmesi için belediyelerin hallerde laboratuar kurması, sağlıklı meyve ve sebzelerin halkına yedirmesi gerekir. Sağlıksız ürünlerin imha edilmesi sonucunda hem insanlarımızı hem de doğayı ve doğada ki canlılara iyilik etmiş olur. Akdeniz Üniversitesi Gıda Güvenliği ve Tarımsal Araştırmalar Merkezinin araştırması sonucuna göre 2014 yılında semt pazarlarından rast gele toplanan ve en çok tüketilen domates, kabak, portakal, gibi değişik sebze ve meyvelerden alınan örnekler laboratuarlarda  pestisit (tarımsal ilaç) analizine  tabi tutulmuş. Maksimum kalıntı limitlerini aşan gıdaların oranı % 25 olarak saptanmış. Ayrıca araştırmalarda analiz edilen örneklerin % 85 'inde birden çok pestisit kalıntısı tespit edilmiştir. Bazı ürünlerde  13' e kadar  çıkan pestisit saptanabilmiştir. Gıdalarımızın üzerinde ki bu zehirlerin çok çeşitli sağlık etkileri vardır. Kanserler başta olmak üzere hormon sistemimizi, ürememize, kalp-damar, sinir ve bağışıklık sistemimizi olumsuz etkilemektedir. 2012 yılında çıkarılan yeni hal yasası ülkemizdeki meyve ve sebze hallerinde kalıntı analizleri yapmaya muktedir laboratuarlar kurulmasını  ve hale giren ürünlerde kalıntı kontrolü yapılmasını şart koşuyordu. Tüketici haklarımızı kullanarak, bilinçli ve araştırmacı bir toplum olmalıyız. Belediyeler de üzerlerine düşen görev ve sorumlulukların üzerinde sorumluluk almalıdırlar. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile il, ilçe belediyelerinin pestisit  kullanılmadığını bildiren köylülerin  ürünlerinde  periyodik analizler  yaparak, yaptıkları sıfır kalıntı belge verilmesi; bu ürünlerin belgeleriyle birlikte ayrı bir semt pazarında ürünlerinin satılması gerekmektedir. Bu üreticiler ve satıcılardan yer ücreti alınmaması, vergilerinde de yardımcı olunması teşvik etmek gerekmektedir. Kalıntı yoktur belgesini her fırsatta toplumla paylaşılması gerekir. Pestisitlerin birleşiminde  yer alan hormanal sistem üzerinde etkisi olduğunu düşünülen alkilfenol, etoksilatlar gibi yardımcı maddelerinde kalıntıları izlenmelidir.

            Sağlıklı yaşamak için temiz hava, doğal gıda, saf arıtılmış su, huzurlu ve mutlu bir toplum içinde yaşamak, birlikte sevgi yumağı olup, sevgi yolunu birlikte yürümek gerekir.....

Süleyman ERKAN

27-03-2016

 

ŞİŞLİ-İSTANBUL