30 AĞUSTOS ZAFERİNİ BU MİLLETE YAŞATANLARA SELAM OLSUN!

ŞERARE KIVRAK

 

            Ne var bu dünyada sana yakışan

            Alnında bir zafer sabaha kadar,

            Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman

            Sana zafer kadar yakışan ne var…!

                                               Ahmet Kutsi TECER.

 

            Ağustos ayları tarihimizin seyir defterinde “Türklerin Ateşle İmtihanı” olan sıcak aylar olarak yeri almaktadır.

            Bu imtihanları alnının akıyla, çok ağır bedeller ödeyerek veren bir ulusa tarih sayfalarında rastlamak mümkün değildir.

            Türk ordularının zaferle taçlandırdığı bu aylar, inanılmaz kahramanlıkların yaşandığı, eşine az rastlanan başarıların dünya tarihi sayfalarına düştüğü aylardır.

            Büyük bir İmparatorluğun enkazından, bir milletin silkinip dirilerek şahlanmasının tarihte bir örneği de yoktur.

            Bu millet ki kanıyla, canıyla yoğrulmuş vatan topraklarına sahip çıkmak için ölümüne savaşmış, yoktan var olma büyüklüğüne ulaşarak birlik beraberlik içinde kurtuluş mücadelesi vermiştir.

            Ağustos ayları Türk Milletinin kader çizgilerini, yol haritasını belirleyen sıcak aylardır.

            Malazgirt Ovasından, Sakarya’ya, Afyon Ovasına, Dumlupınar’a uzanan zaferlerin, ilâhi güzelliklerle süslendiği zaman dilimidir. Ağustos ayı.

            Savaşlar hiçbir zaman istenmeyen olgulardır. Öldürmek, yok etmek insanlık adına kara lekedir. Savaş istenmeyen olgudur ama “KONU VATAN TOPRAĞI OLUNCA, GERİSİ TEFERRUATTIR.”…

            Çünkü Türk Milleti için VATAN NAMUSTUR!

            Altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğunun tarihî yanlışlıklar sonucu girdiği 1. Dünya Savaşı, aleyhine sonuçlanınca ülke yok oluşun eşiğine gelmiştir. Dış güçlerin, dişleri sökülmüştür, tırnakları çekilmiş, gözleri görmeyen, kulakları duymayan, ağzı işlerliğini yitirmiş HASTA ADAM dedikleri koca imparatorlukta talan edilmeye başlamıştır.

            Anadolu işgal altında, Ordular dağıtılmış, silahlar alınmış, beş kıtaya hükmeden devasa güç yok olmuştu.

            Ülkede acıların yaşandığı, zulmün, yokluğun hızla büyüdüğü yıllardı o yıllar: “Halk fakr-u zaruret içinde harap ve bitaptı”

            Ülke kurtarıcı arıyordu. Yol gösteren, toplayıcı, birleştirici, yapıcı, onarıcı bir baş gerekliydi…

            Önder yaradılışı ile, bağımsızlık ruhuna sahip Mustafa Kemal tam bu sırada girdi tarih sayfalarımıza. Olayların akışını, tarihin gidişatını milletten yana çevirmeyi başarmıştı ulu önder.

            Samsundan yaktığı kurtuluş ışığı Anadolu’yu aydınlattı. Kahramanlar çığ gibi büyüdü Mustafa Kemal’in arkasında.

            Büyük başarılar, zaferler ard arda geldi. Anadolu kurtuluyordu. Bu toprakları işgal eden güçler, “Geldikleri gibi gidiyorlardı.!

            Son bir aşama gerekliydi. Düşman tamamen silinip atılacaktı.

            26 Ağustos sabahı Mustafa Kemal ve arkadaşları dâhice planladıkları taarruzu, büyük komutanın Akdeniz’i hedef gösteren tarihî emri ile başlatmışlardır. Kısa sürede düşman yurttan atılmış vatan kurtulmuştur.

            Böylesine büyük bir başarı onca yokluğa rağmen dünya savaş tarihinde eşine rastlanmayan bir olaydır.

            Özet olarak,

·  30 Ağustoslar, Türk Milletinin, bağımsızlık aşkının alev alev yanmasının sonucudur,

·  30 Ağustoslar, ülke sevdasının, vatan, millet, bayrak sevdasının yok edilmesine karşı verilen mücadelenin sesidir,

·  İşgalci ve saldırgan güçlere, Anadolu’yu işgal eden çarpık güç ve zihniyetlere başkaldırış, onlarla göğüs göğse mücadeledir, mazlumun haklı olan haykırışıdır. 30 Ağustos…

·         Ve 30 Ağustos Türklerin Ateşle İmtihanının aydınlık ve mutlu sonucudur.

Görülüyor ki Türkiye’miz bu günlere  kolay gelmedi. Tarih boyu ağır bedeller ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz.

Biz bu coğrafyada olduğumuz müddetçe, ülkesi ve milleti ile bölünmezliğimize, Milli kültürümüze, toplumun temeli olan aile yapımıza, yiyeceklerimize, giysilerimize, dilimize, dinimize fesat karıştıran gafiller, mel’unlar, iç ve dış mihraklar geçmişte vardı, bu günde var, yarında olacaktır.

   Beş duyumuzu aklımız ve yüreğimizle birleştirip çok ama çooook uyanık olmak mecburiyetindeyiz. Çünkü muzur güçler zamanı, mekanı çok iyi kolluyor ve seçimini ona göre yapıyor.

   Zaferlerimizin çelik abidesi,

   Büyük Türk Ordusu…! Seksen sekiz yıl önce olduğu gibi ülkeyi müdafaa mecburiyetine düştüğünde “26 Ağustos sabaha karşı” saflarında görev alarak milleti ile beraber ülkesini koruyacaktır. Aynı ruhla savaşacaktır.

   Buradan,

   “Dünyanın hiçbir yerinde ve ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastlanmamıştır. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir…” diyen büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve özlemle anarken sizlere sonsuza dek güveniyor, şehitlerimizi minnet ve şükran dualarımla yadediyor, 30 Ağustos Zafer Bayramınızı kutluyorum.

   Esen kalın…