CAHİLİN CAHİLİ

Güzel sözdür: “Dehanın sınırları vardır ama cehalet sınırsızdır”.. Prof. Bülent Arı’nın ağzından çıkanları duyunca aklımıza geldi. Bakın ne diyor:


            “Ben bu ülkede daha çok okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum. Yani ülkeyi ayakta tutacak olanlar okumamış hatta ilkokul bile okumamış cahil halktır. Her zaman olduğu gibi Jön Türklerin yaptığı gibi Türkiye’nin okumuş kesimi ülkeyi ateşe sürüklüyor. Profesörden başlayarak en tehlikeli olanlar üniversite mensuplarıdır. En güvenilir olanlar, zihni en berrak olanlar, olayları en iyi okuyanlar ilkokulu bile okumamış olanlardır. Üniversite ve sonrası çok vahim. Çünkü zihinleri bulanık. Sultan Hamit dönemine dönelim. Sultan Hamid mülkiye başta olmak üzere Sultanileri kurdu. Yani medreselerde kıt kanaat sadece dini tedrisat yerine laik eğitimi bütün Türkiye’ye yaydı. İşte bu okullarda okuyanlar Sultan Hamid’i devirdi. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar hep bu okul mezunlarıdır. Bizde şimdi okuma oranları arttıkça hafakanlar basıyor. Açıkçası korkuyorum. Dünyanın gidişatını göremiyorlar okumuşlar. Okuma oranı arttıkça Türkiye’de olayları tahlil kabiliyeti azalıyor. Tayyip Erdoğan giderse tam bir felaketle karşı karşıya kalırız.”


            Buyurun cenaze namazına. Güneşe karanlık diyor.  Adamın ne demek istediği açık niyetini anlamak lazım. En güvendiği kişiler ilkokula bile gitmemiş insanlar. Demek ki dünyadan haberi olmayan insanları kuzu gibi yönetirsin diyor. En tehlikeli olarak profesörleri görüyor. Burada kendine göre konuşuyor. Profesör olarak millete cehaleti önerdiğine göre ülkesine en büyük kötülüğü yapıyor. Kız çocuğu okumaz diyen cahil vatandaşın yanında oluyor. Ülkeyi dogmalarla idare etmek, bir Ortadoğu ülkesine döndürmek isteyenlerle birlik oluyor. Allah’ın Peygamberine gönderdiği ilk emri “Oku” emrini de tanımamış oluyor. Okur yazar olmazsan Allah’ın emirlerini nasıl öğreneceğimizi söylemiyor. Dünyanın gidişatını cahillerin daha iyi gördüğünü söylüyor. Cahillerin bu dünyada nasıl yaşayacağını söylemiyor. Herhalde onları dağ başında yaşatacak.


            TC'yi kuranların da Sultan Hamid’in kurduğu okullarda yetiştiğini söylüyor. Demek ki yurdun kurtarılıp cumhuriyetin kurulmasını da ülkemiz için bir kötülük olarak görüyor. Ona göre eğitim sistemine son verirsek ortalık süt liman oluyor. Bu durumda eğitim masraflarından da kurtuluruz.     Profesörümüzün son sözü de yenilip yutulacak gibi değil.  “Tayyip Erdoğan giderse tam bir felaket” diyor. Bütün canlılar gibi cumhurbaşkanımız da bir gün gidecek. Bu dünya kimseye baki değildir. O zaman bu ülke yıkılacak mı yani?


            Sonuç olarak şunları diyebilirim: Dilimizde “çam devirmek” diye bir deyim vardır. Yukarıda özetlediğim bu olay deyimi açıklamak için çok güzel örnek olur doğrusu. Aklı sıra akademisyenlerin imzaladıkları bildiriyi eleştirecek, asıl amacı bu, ama konuya öyle bir yerden girdi ki içindeki tüm bilinçaltına itilmiş hezeyanlarını, ön yargılarını, bastırılmış duygularını, otoriteye yaranma tutkusunu ortalığa saçtı. Bunu öyle bir düşüncesizlikle ve kafa göz yararak yaptı ki çalıştığı kurum bile dayanamamış olmalı görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Ve bu adam profesör. Bu adamı profesör yapanlar eserlerine bakıp utanırlar mı acaba? İnşallah yanlışlarından döner. Allah yardım etsin. Zihniyeti böyle olanlar ülkemizi bir gün felakete götürmezler inşallah.


Saygılarımla.


01. 04.2016


Mehmet Tapar




Emekli Öğretmen