RÜYALARIM ÇİÇEK AÇTI (1)

Osman BAŞ

            Gün ağarmaya başlamış, yıldızlar gökyüzünden kaybolmadan önce son görüntüleriyle güneşe gülümsüyorlar.

            Birkaç dakika balkon sefasıyla dua vaktine hazırlık yapmam gerektiğini biliyor, rahatlamak, huzura akmak, yeni güne rahat ve sağlıklı başlamanın ön hazırlığını tamamlıyorum.

            Kahvaltı sonrasında indiğim caddede yaklaşık bir km. uzayan araç var. İnternetten takip ettiğim otobüs geçiş saatlerinde hazır olmak için Konya yolu durağına doğru ilerliyorum.

            Karşıya geçmem için çok yavaş hareket eden araçların arasından geçmem gerek. İşte o an sabırsız ya da etrafında gelen geçenden habersiz, cep telefonu takıntılı araç şoförlerinin birkaç korna sesi ile sözüm ona uyarı kornasıyla ilerliyorum. Başka ne yolum ne de şansım var.

            Seslere ve şoförün davranışına takılmadan zamana ve durağa ilerliyorum. Birkaç bekleyenler arasında tanıdıklara selam veriyor ve duraktaki yerimi alıyorum.

            Gölbaşı ve İncek istikametinden gelen otobüsler tıklım tıklım dolu. Her sabah tekrarladığım, alışkın olduğum sabah yolculuğuna hazırım.

            Yaşadığım şehirden her sabah caddeler, sokaklar, duraklar ve iş yerlerinde koşuşturan insanlardan rutin görüntülerdi.

            Şehre yavaş yavaş bahar geliyor. Balkonun karşısındaki ormanda bulunan badem ağaçlarının çiçekleri sabah ve akşamımı süslüyor, aralıklarla çocukluğuma, köyüme akmama sebep oluyor.

            Doğduğum şehir ve köyün bahçelerinde bahar yaşamak inanılmaz rahatlığı ve dinlenmeyi sağlıyor. Doğa ile baş başa olmak, toprağa basmak, onlarca çeşit çiçek arasında akşamsefası yaşamanın tadı ve lezzeti yaşadığım şehirde özlediğim anılardır.

            Belediye otobüsünde Kızılay hattındayım. Bu sabah Balkanlardan esen gönül serinliğinde işe yürüyorum.

            Üstat, Zeynel Beksaç Rüyalarım Çiçek Açtı kitabına "Yeşil ırmaklarınıza bir açılabilseydim, içimdekini anlardınız” diyerek başlıyor. Sonra Sevginin Rengini Arıyorsanız diyerek şiirin derinliğinde uzakları yakın eden duygu yüklenmiş dizeleri heybesine koyarak yüreğimize doğru yol alıyor.

            Biliyor ki bu satırların yazarı Yeşilırmak yatağında yürümüş, büyümüş, şiirler yazmış, çalışmalarının önemli bir bölümünü bu mekânda yapmıştır.

            Maddi ve manevi etkenlerin bitmeyen savaşında biz daima manevi derinliklerde yüreğimize sevgi yükleyerek dünyaya gülümseyen şiir akıntılarıyız. Neyi, nerede, aradığımızı, nasıl arayacağımızı ve ulaşacağımızı biliyor olmanın rahatlığında saniye sonrasını bilmediğimiz dünya hayatına inandığımız ölçüde yön vermeye gayret ediyoruz.

            Kitabın sayfalarında rahat, seri, huzurlu ilerliyorum. Bölümleri bir bir atlıyor, yıllardır çok yakından tanıdığım ve birçok programda birlikte olduğum, çıkardığı TÜRKÇEM dergisini büyük bir mutlulukla takip ettiğim Zeynel Beksaç’la şiirin derinliklerinde birlikte yürüyorum.

            Mısralarla buluşuyor, kıtalarda denizleri aşıyor, duygu alıyor, duymadan, sezmeden, yaşamak, sevmek… Balon uçurmak, saklambaç oynamak, düşmek, ağlamak, konuşmak, masal dinlemek, usanmadan, bıkmadan…

Şiir, böyle bir şeydir işte.

            Olurların ve olmazların bir araya gelip karşılıklı gülümsedikleri duyguların bütünleşmesidir. Kilitli ve kilitsiz kapılar. Çocuklu ve çocuksuz evler. Uçmayan uçurtmalar, yarınların bulutlar tarafından kapatılmış sabahlara, güneşin doğuşu gerçek olduğu an buzlar bir bir çözülecek. Gönlü dağ yeşili, yüreği gök mavisi bir canın bir ömrün bitmez tükenmez dünyalıkları serin gecelerde üşüyor.

            Bir günlüğüne de olsa istenilen olmak, var olan ya da olmayan çocuklar ne istiyorsa o olmak.  Bir anlığına, bir günlüğüne çocuk olmak, uçurtma, kaptan, pasta, oyuncak olmak. Derin nefes alırken, türkü söylemek körpe yüreklere.

            Korkuyorum şiirinde ana fikrin derinliğinde kendi hayatınızdan kesitler bulacaksınız.

            Sen

            Elleri tombul çocuk

            Bakışın güneş midir?

            Bahar mı?

            Gözlerimin içine bakamıyorum

            Sonsuz bir mavidir

            Ta ötelerden uzayan

 

            Hayır, hayır

            Gözlerinin içine bakamıyorum    

            O yıllara dönemem diye

            Korkuyorum

 

            Çok korkuyorum.