YÜKSEK KAHVE

Kahve yemekten sonra yorgunluk atmak için dost ve arkadaşlarla bir araya gelerek içtikleri bir içecektir. Kahve içmekteki amaç sohbet etmek, bilgi alış verişinde bulunmak, dedikodu yapmak, bir plan ve proje üzerinde fikir yürütmektir. Kahvehane o bölgede yaşayan insanların bir araya gelip oturup, eğlenip, konuştukları mekandır.

Behzat Bulvarıyla Behzat caddesinin buluştuğu köşede yüksek kahve yer almaktadır. Karşısında Behzat camii ve saat kulesi ikiz kardeş gibi bitişik durmaktadırlar. Behzat deresi yanı başından gece gündüz akıp durmaktadır.

Yüksek kahvenin 19 yy.da yapıldığı sanılmaktadır. Köşe başında bulunan yapı zemin üzerine iki kattan oluşmaktadır. İkinci katı yarım yuvarlak alınlıkla sonlanan orta bölüm ve iki yan kattan oluşan bir düzenlemeye sahiptir. Birinci kat dükkanlara dönüştürülmüş ve hala günümüzde kullanılmaktadır. Pencereler geniş dikdörtgen pencerelerden oluşmaktadır. Alaturka kiremit kaplı kırma çatıyla örtülmüştür. Altı ahşapla kaplanmış saçak, orta bölümde yarım yuvarlak alınlığa göre biçimlenmiştir. Ahşap çatı arası kerpiç dolgu tekniğinde inşa edilmiş ve sıvanmıştır. Ahşap silmelerle yatay ve dikey hatlar belirginleştirilmiştir. Yarım yuvarlak alınlıkta barok üslupta yüksek kabartma bitkisel bezeme yapılmıştır. Yüz on yıllık olan bu bina hala ayakta Osmanlı döneminin son dönemi ile Cumhuriyetin ilk dönemini görmüş şaheser bir yapı örneğidir.

Behzat caddesi Cumhuriyetin ilk dönemlerinde oldukça hareketli bir yermiş. Tokat'ın merkezi ve tek caddesiymiş. Behzad deresinin karşısında valilik hükümet binası, jandarma binası bulunurmuş. Devlet işlerini burada gören halk Behzad karşısında alışverişini yaparmış. O zamanlar çarşıda yok yokmuş. Peynir, süt, yoğurt, çökelik satan yerler, kasabı, berberi, terzisi, fırını, şifalı bitkilerin satıldığı, eczanesinin bulunduğu, tarım ziraatla ne ararsan orada bulunurmuş.

O dönemde caddede birçok meyhane ve kahvehaneler varmış. Yüksek kahveye her vatandaş girip oturamazmış. Sadece yüksek seviyedeki memurlar ve tanınmış insanlar bu mekana gelirler, otururlarmış. Daracık sokakta, küçücük dükkanlarda insanlara hizmet eden bazı esnaf ve sanatçılar halâ yaşamaktadırlar. Bu çarşı ne sevinçler, ne mutluluklar, ne huzursuzluklar, kavgalar görmüştür. Çarşının dili olsa da konuşsa, kim bilin ne övgüler anlatır bizlere.

Yüksek kahvenin karşısında yaşlı bir kavak ağacı vardı. Yakınlarda kesildi. O ağaçta kaç kişi infaz edildi. Adliye hikayeleri, jandarma anıları, Behzat Deresi’nin taşarak yüzlerce insanın ölmesine yüksek kahve hep şahit olmuştur. Bu günlerde yoğun, harap ve yaşlı görünümü insanların pek de ilgisini çekmemektedir. Valilik tarafından Şevket Aydın’dan kahvenin satın alındığını ve yapım projesinin yakında başlatılacağı da ayrı bir sevinç kaynağıdır.

Avrupa’da 1800’lü yıllarda yapılmış ahşap binalar, yollar, alanlar korunmaktadır. İçlerinde insanlar oturmakta, dükkanları kullanılmaktadır. Bu tür binaların dış bakımların yarı paralarını belediye karşılamakta diğer yarısını da mülk sahibi karşılamaktadır. Peki ya bizde öyle mi?

Yüksek kahve demokrasinin sesi olmuştur. Atatürk'ün Fevzi Çakmak, İsmet İnönü, Adnan Menderes ve birçok millet vekili, bakan, siyaset adamı Yüksek Kahvenin balkonundan halka seslenmişlerdir. Birçok plan projelerini buradan halka duyurmuşlardır. Türkiyenin bir çok yerinde olduğu gibi demokrasinin sesi olmuş, mecliste seslenmiştir, yüksek kahve.

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olurmuş ya Tokat’ta 110 yıldan fazla hatır ve gönül yapmıştır yüksek kahve. Ülkemizin gelişmesinde, kalkınmasında basamak olmuştur. Bir ilin turizminin gelişmesi için bu ve buna benzer yapıların korunup kollanması gerekmektedir. Geçmişini iyi bilmeyenler gelecekte kimliğini, kişiliğini, benliğini yitiren bireyler olurlar. Yüksek kahve genç Cumhuriyet’in, demokrasinin sesi soluğu olmaya devam etsin. Ay yıldız bayrağın altında özgürlüğümüz, demokrasimiz hep var olsun. Hoşgörü, sevgi, demokrasi, karanlık yollarımızı aydınlatsın.

 

Süleyman Erkan

13-04-2016 Çarşamba

 

Bedesdenlioğlu-Tokat