CAHİT KÜLEBİ HASRET DUYDUĞU TOPRAKLARDA, NİKSAR'DA

                                             Hasan AKAR

 

 

“Her akşam bulutlar / Bilmez telaşımı / Her akşam bulutlar

  Belki de haziran / Bulacak naşımı / Belki de haziran.

              Bir gün geleceğim / Alıp şu başımı / Bir gün geleceğim.”

 

2009 ve 2010 yılları Türk Edebiyatının değerli şairi hemşerimiz Cahit KÜLEBİ açısından etkinliklerin yoğunlaştığı süreç oldu. İlki 25 Kasım 2006 ‘da Zile’de Zile Belediyesi ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği işbirliği ile gerçekleştirilen “Ölümünün 10 Yılında Cahit KÜLEBİ”  Panelini, Almanya’nın Köln şehrinde bizimde konuşmacı olarak davet edildiğimiz 8 Mayıs 2009’da Evrensel Edebiyat ve Sanat Eğitim Vakfı ile TÜDAY işbirliğinde düzenlenen “Cahit KÜLEBİ Paneli”,  5 Haziran 2009’da Niksar Kaymakamlığı, Niksar Belediyesi ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği’nce organize edilen “Niksar’dan Cahit KÜLEBİ’ye Bakış Paneli” ve “Cahit KÜLEBİ’ye Hasret Şiir Şöleni” takip etti.

Bu yıl ise KÜLEBİ, apayrı bir organizasyonla anılarak hem Ankara’daki mezarı Niksar’a getirilip Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da desteklediği proje dâhilinde Niksar Belediyesi’nce Anıt Mezar’a nakledildi hem de şanına yakışır bir şekilde Cahit KÜLEBİ ve Memleketime Bakış” konulu şiir yarışması ve “Erzurumlu Emrah’tan Cahit KÜLEBİ’ye Kültür ve Sanat Şöleni” etkinliği yapıldı.

Bu yılki etkinliklerin gelişimine Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Araştırmacı –Yazar Ahmet Turan ERDOĞAN’ın 25 Haziran 2010 tarihinde Niksar’da Cahit KÜLEBİ’nin Anıt Mezarının açılışında yaptığı konuşma ile başlayalım.

 

“1917 senesinde

Topraklarında doğmuşum

Anamdan emdiğim süt

Çeşmenden tarlandan gelmiş

Emmilerim hudutlarında

Seninçin dövüşürken ölmüşler

Kalelerin burcunda

Uçurtma uçurmuşum

Çimmişim derelerinde

Bir andız fidanı gibi büyümüşüm

Topraklarının üstünde”

Anadolu’yu taşı, toprağı, köyleri, dağları, insanlarıyla Türk Edebiyatına başarılı bir şekilde yerleştiren ve milletimizin gönlünde erişilmez bir taht kuran şairlerimizden Cahit KÜLEBİ’yi aramızdan ayrılışının 13.yılında rahmetle anıyor ve anıt mezarın yapımında emeği geçenleri tebrik ediyoruz.

Ona olan sevginizi, saygınızı ve her şeyden önemlisi vefanızı göstermek için ülkemizin dört bir yanından buraya gelen kıymetli şahsiyetler, bu güzel anıtı, vasiyeti doğrultusunda hareket ederek manevi dünyasıyla birlikte dikme başarısı gösteren yöneticilerimiz, emeği olan bütün değerler, Türk kültür ve sanatı için, Niksar için büyük gayret sarf eden görünmeyen kahramanlar sizleri en derin saygılarımla selamlıyorum.

 

                  1,5 ASIR SONRA BULUŞAN İKİ DOST

 

Birinin atası Rus zulmünden korunmak, yurt edinmek için diğeri Hakk’ı ve halkı aramak için Erzurum yaylalarının zirvelerinden uçsuz bucaksız yollara düştüler.

Belki de Niksar fatihi Melik Ahmet Danişmend Gazi çağırmıştı bu iki değeri. Geldikleri bu güzel şehirde Erzurum Palandöken’in yüceliğini, soğukluğunu Ayvaz suyunun sıcaklığıyla ılıklaştırdılar.

Gönül bir kere düşmeyi versin gurbet ele ya dönülür ya dönülmez. Onlar da dönemediler. Sanki burada yeniden doğdular yeniden doydular. Ve yüz elli yıl sonra burada, Tekke Bayırı’nda tekrar Ahi Pehlivan’ın bağrında buluştular.

            Cahit KÜLEBİ son olarak 1995 yılında Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör ÖZDEN’le beraber Çamiçi Yayla Şenlikleri’ne gelmişti. Yaşı bir hayli ilerlemiş ve yorgundu. Her yeri gezemeyeceğini kendisine ve çevresine sıkıntı vereceğini biliyordu. Sonunda içini dışa vurdu:

-Beni, Erzurumlu Emrah’ın mezarına götürün. Orada dinlenmek istiyorum. Dedi.

Bunu, Nisan 2010’da kendisiyle bir mülakat gerçekleştiren bir Niksar sevdalısının bilgileri doğrultusunda, o günün canlı şahidi halen bu sokakta yaşayan 1933 doğumlu Ali Osman EKER’in ağzından nakledelim:

“Rahmetliyi bir araba ile buraya bana bıraktılar. Çevremizdeki evlerde yaşayan beyler ve hanımlar hemen yanına geldiler. Derken burada derin bir sohbet başladı. Cahit KÜLEBİ, bize uzun uzadıya Erzurumlu Emrah’tan bahsetti. Niksar’ı unutamadığını, çok sevdiğini, ömrünün en güzel günlerinin burada geçtiğini, Niksar’ın fatihi Melik Gazi’ye gidip dua ettiğini belirtti.

Etrafındakiler ayrılınca biz bize kaldık. Bana yeniden Emrah’ın şiirlerinden büyük bir heyecan içinde bölümler okudu.

-Bilir misin o da ben de Erzurumluyuz. diyerek buraları inceleyip gezip dolaştı. En son sözü ise:

-Buraya iyi bakın lütfen. Oldu.

Şimdi anlıyoruz ki buralara gömülmeyi ta o zaman aklından geçirmiş ve bu sözleri sarf etmiş.

İşte on beş yıl sonra bu dileği, vasiyeti ve ailesinin kararı doğrultusunda nihayet gerçekleşti. Kabri Ankara’dan Niksar’a nakledildi. Tabii onun yeri hepimizin, bütün Türkiye’nin gönlündedir. Ruhu şad olsun.”

            Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği olarak” Cahit KÜLEBİ Memleketimize Bakış “konulu yarışmayı Niksar Belediyesi ile birlikte düzenledik. Dileğimiz bu tür etkinliklerin, yarışmaların devam etmesidir. Kültür ve sanat adına bu tür konularda üzerimize düşeni daima yapacağız.

Evet, 25 Haziran 2010 tarihi Niksar için unutulmaz bir milat. Zira o topraklarda büyümüş, şairliğini o tarih, tabiat ve kültür kentinin çeşmelerinden akan sularıyla tatmış olan Cahit KÜLEBİ’nin vasiyeti yıllar sonra gerçekleşiyordu.13 yıl önce Yüce Rabbine ruhunu teslim eden KÜLEBİ eşi Süheyla Hanımla birlikte hemşerisi Erzurumlu Emrah’a komşu oluyordu. Yukarıdaki mülakatı derinlemesine okuduktan sonra olayları çok iyi yorumlamak gerekir. (SÜRECEK...)