ÇINAR AHALİSİ

Tarih, 03.05.2016 saat, 08.40. Hava parçalı bulutlu. Karşımdaki çınar taş çatlasa sekiz on yaşında ama dört katlı il kütüphanesinin duvarıyla boy ölçüşüyor. Dünkü yağmurun yıkadığı kocaman yapraklar, sabah güneşiyle pırıl pırıl. Yaprakların arasında torunumun sallama küpesine benzeyen oluşumlar, hafif rüzgârla nazlı nazlı sallanmakta.

            Sonbaharda yapraklarını döküyor da çınar, bu top küpeye benzeyen oluşumunu titizlikle koruyor. En sert kışa bile kafa tutuyor, küpecikler.

            Çınar; dalı, yaprağı ve küpecikleriyle sabah mahmurluğundayken iki tane ala kargayı ağırlamak zorunda kalıyor. Kargalar dost mu, yoksa şagil kuvvetler gibi zoraki konuk mu belli değil. Yaptıklarına göre karar vermek zor. Dışarıdan bakınca genç çınar, dalı yaprağı küpecik ve gövdesiyle sap sağlam, dip diri bir ağaç görüntüsü veriyor. Kargaların topladıkları malzemeden, çınarın göründüğü kadar sağlam olmadığını, onun da bazı dertlerinin olduğunu anlıyoruz. Her kulun bir derdi, değirmencinin su derdi varmış. Demek ki çınarın derdi de kuruyan kırılgan dallarıymış.

            Bir kere çok hızlı hareket ediyor, kargalar. Bir dalda yan yana iken birisi süratle iki alt dala konuyor. Öbürü daha yükseklere çıkmasıyla çabucak cayması bir oluyor. Bu kez, öncekinin de altındaki dalı seçiyor.

            Bir süre sonra acelelerinin sebebini çıkarır gibi oldum: kargalar bulundukları yerdeki kuru dalları ısrarlı bir gayretle ve de gagalarıyla kırıyor. Kırdığı dalı kaptığı gibi jet hızıyla terk ediyor. Öbürünün işi de aynı. Demek ki diyorum kargaların telaşı yeni bir yuva için malzeme temin etmekmiş. Yuvayı dişi kuş yapar derler. Ya bunlar eştir. Erkek yardım ediyordur dişisine, ya da ikisi de dişidir. Herkes kendi yuvasının malzemesini hazırlıyor.

            Ne yapsın zavallılar, TOKİ'ye güvenemezler ya yuvalarını yapması için J

            Kargaların dost ya da düşman oluşuna karar verememiştim. Şimdi kararım kesinleşti. Kargalar, yuvalarına malzeme tedarik ettikleri için kendilerine; çınarın ölü dallarını budadıkları için de çınara yarar sağlıyorlar. Bu duruma göre kargalar, çınarın dostuymuş. Öyle ya günümüzde bir budamacının ücreti ne kadardır kim bilir.

            Öğleden sonra bir gerçeğin daha farkına vardım ki bu daha ilginç. Kargaları gidici konuk sanmıştım. Meğerse çınarı yurt diye seçmişler, kalıcıymışlar. Doruğa yakın bir çatala kuruyorlar yuvayı. Birisi işçi, diğeri usta olmalı. İşçi, kâh aşağıdan uzatıyor kuru dalı kâh yukarı konup aşağı sarkıtıyor. Usta da bir nazlı, bir nazlı. Şunun ucundan biraz tutsa ne olur sanki! Ablam olsa, “kuşlar pahıl gardaşım pahıl” derdi. Pahıl ne ise..

            Yüce Tanrı’nın büyüklüğünün bir ispatı da bu olmalı. Doğanın dengesi böyle bir şeymiş, demek. Kargalar, ihtiyaçlarını çınardan tedarik ediyor, çınar ise gereksiz ağırlıklarından kurtuluyor.   Yani iki başlı Samsun ticareti…

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Meraklısına: şagil, işgalci demektir. Süleyman Demirel tabii senatörler için kullanmıştı: “Fuzuli şagiller!” diye...