YETER ARTIK

Berat Kandilinin uhrevi havasıyla gönül dünyamızda saba havası esmedi desek yalan olur.  Kanın, acının, ıstırabın, ihanetin kokuştuğu şu günlerde bir an olsun nefes alabilmek… Evet, bir an olsun nefes alabilmek gerçekten hepimize çok iyi geldi. Geçtiğimiz akşam, saba melikelerini kıskandıracak güzellikteki camilerimizde yaşanan huşu dolu demler, gerçekten pek ÇOK mustarip gönlü bahtiyar etmeye yetti sanırım. Bu havanın ülkemin yedi iklim dört köşesinde ebediyen hâkim olmasını ne çok isterdim.

            Fakat heyhat ki heyhat…

            TBMM’sindeki ihanet çığlıkları, içinde bulunduğumuz şartların hangi boyuta kadar vardığının ibretamiz bir göstergesidir.  Ülkenin bir bölümünü kan revan içinde bırakmaya meyilli, bu kimi zaman Ermeni, kimi zaman Rus, kimi zaman ne idüğü belirsiz iç ve dış hainlerin uşağı, bu zavallı mahlûkların, TBMM’de hırlamaları bardağı taşıran son damla olmuştur. Artık bu iğrenç yüzlü, hilti burunlu katillerin sözcülerini; hatta katillerin ta kendilerini, TBMM’nin çatısında görmeye bu milletin tahammülü kalmamıştır.

            Yeter artık!

            Çektiğimiz bunca acıya yenilerinin eklenmesine sebep olan hainlerin yüzünü bile görmek istemiyoruz. Ya adam olup akıllarını başlarına devşireler, ülkenin birlik ve beraberliğine hizmet edeler… Ya da tez günde bunları defteri dürüle…

            Acılar devşirmekten, şehit cenazelerindeki hazin manzaralardan, yakılmış, yıkılmış cami ve okul manzaralarını artık görmek istemiyoruz. Aslında bu türü görüntülerin TV’lerde gösterilmesi bile son derece sakıncalı… Bu görüntüler, hainlerin reklamını yapmaktan başka neye yarıyor? Körpe çocuklarımızın korku dolu bakışları içimizi eziyor… İnanın kendimizi zor tutuyoruz...

            Yeter artık!...  

            Gözümüzün içine baka baka, ”Dilediğim gibi öldürürüm, dilediğim gibi yakarım, yıkarım. Ondan sonra da elimi kolumu sallaya sallaya gezip tozarım” diyen bu kendini bilmezlerin, hadlerini bildirmenin zamanı çoktan gelip de geçmiştir. Kimseyi; kana, kıyama davet etmiyorum… Gerçekleri olduğu gibi haykırıyorum.

            Şunu çok iyi biliyorum: Bu güzel ülke, dün nasıl hepimizin vatanı, bu ay yıldızlı bayrak, dün nasıl hepimizi bayrağı ise, bu gün de aynı olmalı.

            Aynı vatan ve aynı bayrakla ülkemin hür ufuklarında kendini hür hisseden herkesle birlikte yaşamaktan şimdiye kadar hep onur duyduk, bundan sonra da onur duymaya devam edeceğiz. Canları canlarımız, kanları kanlarımız, namusları namuslarımızdır. Acıları acılarımız, dertleri dertlerimiz, kederleri kederlerimiz, sevinçleri sevinçlerimizdir.

            Ancak; hak, hukuk, devlet, millet tanımayana, bu ülkeyi batının uşağı yapmak isteyenlere, boyun eğeceğimizi sananların; ya akıllarından zoru var, ya da akılları yok…

            Yeter artık!

            Bıçak kemiğe değil, boğaza dayandı…

            Bilirim  "Hak şerleri, hayreyler

            Neylerse güzel eyler

            Görelim Mevla’m neyler

            Neylerse güzel eyler”

 

MEHMET EMİN ULU