ŞAFAĞI BEKLEYEN GECELERDE…

Vakit mevsime ait olan her şeyi kendi kontrolüne almak isterken, isteklerin bir adım ötesindeki bütün yollar Yaz mevsimine çıkıyor. Bahar ile Yaz arası olması gereken bütün değişimler yavaş yavaş gerçekleşiyor. Sonra kendine has, kendi seyrinde rahat, huzurlu ve bilerek yoluna devam ediyor.             Ses vermesi beklenenler, çiçek faslını tamamlayıp, meyve olma vakti gelenler, Kelkit kıyısında kendine ait maniler söyleyen gönül sultanlarını anımsatıyor.

            Çocukluğum ve gençliğime ait bütün güzellikler benimle beraber ikindi sonrası akşama yol alırken, olgun yılların sorumluluğu ve yorgunluğu omuzlarımda otağ kuruyor. 

            Bütün güzellikleri besleyen sesler, duygular çoğu zaman susma hakkını kullanıyor. Merhaba sonrasında konuşamayan diller misali boğazda düğümlenen kelimeler.

            Yutkunmak insanı bazen rahatlatıyor.

            Mevsimin sabahı, öğlesi ve akşamından yatsıya ulaştığı anlar geceye varıştır. Uykuya hazırlık, kendini dinlediğin ve koca bir günün tahlilini yaptığın uzanıştır.

            Hücrelerden hissedildiği, kasların rahatladığı saniyelere ulaşmak zordur. 

            Gün içinde bulutların seyahati, rüzgârın hissedildiği şiddet, güneşin ısısı değişir. Güneş daha yakın olur, daha fazla gülümser, daha çok güne hâkim olur.

            Günün süresi uzar da, saniyeler, dakikalar ve dahi saatler bu değişime tam dikkat bağlı kalırlar.

            Sonra akşam olur. Geceye uzanışı anlatan cümleler yıldızlarla buluşur. Ay görüntüsünde yoluna sağlıklı devam ederde dua vaktine avuçlarını uzatır.

            Ay etrafı aydınlatırken, gezegenler etrafında pervane olup, yıldızlar şahına misafir olma arzularını iletirler.

            Akşam güneşine el sallayıp, geceye teslim oluşun rahatlığı ve huzuruyla kaç kez yıldızları saymaya kalktığımı, binler hanesinde yorulup, karıştırıp bir de “offf”  çekip onca yıldızdan birini seçip uyumadığını bildiğim, hissettiğim gönül dünyamın varlığına selam gönderdiğim unutulmazlarım vardır.

            Halka halka, ısı ve ışığın rahatlığıyla gözlerimi kapattığım geceler. Bir türlü bulutlara vermek istediğim dileğimdeki, yüreğimdeki, gözlerimin önündeki yıldız. Gökyüzünde ve yeryüzünde sayamadığım kadar çoklar… İşte o çoklar içinde bir tanesine gülümseyiş, titreyiş, yol yürüyüş ve uzanış…

            “Sıcak, ılık ve özlem” izahı gözyaşı, yağmur ıslanışı ve bitmeyen duygular.   Doğduğum şehirde bıraktıklarım…

            Bilirim ne kokusu gelir, ne de kokum ulaşır.

            Sevgi dağlar ardında var mı, yok mu belirsizdir.

            Yardım istediklerimden olumlu bir haber ulaşmaz. Rüzgârın her tenime dokunuşunda tenim titrer.  Ağustos ortasında buz olurum.

            İşte dünya hayatımın şiir akıntılarına uzananlar.

            Yanında olmadan, dokunmadan, koklamadan var olduğuna inanmak, derin bir nefes alıp ılık bir esintiyle rahatlamak.

            Vakit çok geç. Masamı toparlıyor, bilgisayarımı kapatıyor, çalışma odama veda ediyor, gecenin akıntısına merhaba diyorum.

            Gökyüzünde bulutlar, serin bir sabah için hazırlık yapıyor.

 

Uykusuz geceler bilirim,

 Vakti, dualarla süsleyen

Seherde yıldızca eririm,

Geceyim, şafağı bekleyen.