KOMŞUNUN YUVASI

Hayli yuva gördüm ama yapılışına ilk kez tanık oldum. Dümdüz duvarlara monte edilen kırlangıç yuvaları, bacalara ya da telefon direklerine, açıktan açığa korumasız, doğa olaylarının tümüne meydan okuyan leylek yuvaları. Kabartılmış toprakta açılan küçük bir delik gibi gözüken ve sakinlerinin durup dinlenmeden sürekli hareket halindeki karınca yuvaları, bozkırdaki kabartılmış taze topraklarıyla buradayım diye bağıran köstebek yuvaları. Yine bozkırda güçlü ve otsu bir bitkinin korumasına sığınmış serçe yuvaları ki küçükken mal güderken kimi arkadaşlarımız serçe yuvalarından buldukları yumurtaları hoyratça kırarak eğlenirlerdi…

            Karga, edebiyatımızda alık, çirkin sesli diye tanıtılır. Nedense karga dal ile bütünleşmiştir. “Bir dala konmuştu karga cenapları” karga karga gak dedi, çık şu dala bak dedi”  “Ağzındaki peyniri kapınca, tilkinin “Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir / Bu derse de fazla olmasa gerektir bir peynir” diyerek, kendisinin dalkavuk, karganın ise alık olduğunu vurgulaması gibi… Bu ve benzeri söylemlerle karga ile ilgili iç açıcı, göğüs kabartıcı cümlelere pek yer verilmemiş.

            Sait Faik’in deyişiyle “Ama ben kimi seveceğimi, kime saygı duyacağımı biliyorum.”

            İki gündür penceremin önündeki çınarda yoğun bir çalışma izliyorum. İş ahlakı, işbölümü, yardımlaşma, dayanışma ve becerinin en güzel örneğini onlarda izledim. Temizler. Yerde hayli kuru dal olmasına karşın onlar zoru seçip ağaçtaki dalı tercih ediyorlar.  İşçi karganın  İlgilendiği dal hemen kırılırsa ne âlâ. Direnirse bu da inatlaşıyor. Sağından solundan çekiştiriyor. Koparamazsa iyice ısırıp kendini boşluğa bırakıyor. Kanat açıp çırpına çırpına üstesinden geliyor.

            Bin bir güçlükle koparıp yuvaya taşıdığı dal standartlara uymuyorsa işini erteleyen ustanın da yardımıyla hakkından geliyorlar. İşçi, yeni malzemeler için tekrar havalanınca usta bıraktığı yerden işine tekrar koyuluyor. Kuyruğunu havaya dikmiş titreterek onu çekiyor bunu yitiyor didiklendikçe didikleniyor. İçerdeki işi biraz toparlayınca dışarı çıkıyor. Yuvanın dış görünüşünü onarıyor. Estetik de önemli. Yarım yamalık bırakırlarsa el adama ne der, sonra?

            Bu sabahın beş buçuğunda spor için kalkınca gözüm yuvaya takıldı. Saniye farkıyla peşi peşine havalandılar yuvalarından. Demek ki taşınmışlar ve geceyi yuvalarında geçirmişler.

            Yağmur da yağıyordu. Onlar işe başladıktan sonra hava hiç açmadı ki. Yağmurlar, dolular, güçlü rüzgârlar birbirini izledi. Ne hikmettir ki bu doğa olayları komşularımızın inşaat malzemelerinden bir dal bile götüremediler. Bir çatalda bu kadar dalın sapa sağlam durması… Karga yuvası, kentsel dönüşüm inşaatı mı ki daha yapılma aşamasındayken çöksün! Onların mühendisliği, işçiliği Allah vergisidir, evvel Alllah.

 

            Kim ne derse desin ala kargaları, yeni komşularımı seviyor, sayıyorum. Çünkü onlar hile hurda bilmiyor, kimseyi kandırmıyorlar. İşlerini dürüst ve sağlam yapıyorlar. Yalnız eşim, balkondaki çiçeklere dirlik vermedikleri için kargaları suçluyor ama elinde yeterli delili yok. Kargalar da olabilir ama ağaçlı bir bahçeye bakan balkona türlü çeşitli kuş geliyor. Bakalım hangisi suçlu?