CAHİT KÜLEBİ HASRET DUYDUĞU TOPRAKLARDA NİKSAR'DA

Cahit KÜLEBİ’nin Niksar’a defninden önce basında çok değişik haberler ve yorumlar yer aldı. Hatta mezarının Zile’ye getirilmesi karşılığında onun adına bir lise yaptırmak gibi değerli iş adamlarımızı öne süren zayıflıklar bile tartışmaya açıldı. Bu tür olumsuz haberler ise Ali KÜLEBİ yayınladığı tarihli mektupta son noktayı koydu. Ben burada bu tür yazı ve konuşmaları bir kenara bırakmak istiyorum. Zira ortaya çıkan bir gerçek var. KÜLEBİ, Niksar’a gömülmeyi her fırsatta ailesine söylemiş, vasiyet etmiştir. Ailesinin ve bizim elimizdeki bütün belgeler de bu yöndedir.

 Ailesi onu o günlerde Ankara’ya defnetmiş ama vasiyetini yerine getirememenin ezikliğini yaşamıştır.

Niksarlı Gazeteci, değerli hemşerimiz Yazar Rıza ZELYUT da onunla sağlığında iyi görüşen şahsiyetlerden birisidir. Dolayısıyla aynı eziklik duygusunu o da bu toprakların bir insanı olarak yaşamıştır. Daha vefatında bu konuyu gazetelerde dillendirmiş, onun yerinin Niksar olduğunu vurgulamıştır. Bir diğer değerli isim de Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Sayın Yekta Güngör ÖZDEN’dir. KÜLEBİ’yi 1995 yılında son olarak Niksar’a getiren, hasretini dindiren hemşerisidir. O da değişik basın organlarında defalarca bu hususta görüşlerini belirtmiştir.

İkincisi özellikle Rıza ZELYUT’un daha sonra hayal dediği ve 2009’da Niksar’da düzenlenen “Niksar’dan Cahit KÜLEBİ’ ye Bakış Paneli”ndeki anıt mezar projesi teklifi ve girişimleri destek bulmuş, kamuoyu oluşmuştur. 25 Haziran’daki etkinliklere yurt dışında olduğu için katılamayan Cahit KÜLEBİ’nin oğlu Ali KÜLEBİ Temmuz ayıda Niksar’a bir şükran ziyareti yaparak resmi ve mahalli yöneticilerle, halkla görüşmeler yapmıştır. Niksar Kaymakamlığı, Niksar Belediyesi’nin olumlu çabaları ve Niksar halkını yoğun isteği üzerine KÜLEBİ Ailesi karar alıp Temmuz 2009 ‘da Niksar Belediyesi’ne dilekçe ile başvurarak Cahit KÜLEBİ’nin eşiyle birlikte Niksar’a götürülmesine onay vermiştir.

            Bu talep doğrultusunda Cahit KÜLEBİ ve eşi Süheyla KÜLEBİ’nin naaşları Ankara Asri Mezarlıktan alınarak Niksar Belediyesi’nin özel olarak tahsis ettiği bir araçla alınarak 11 Haziran 2010’da ebedi istirahatgâhlarına gömülmüşlerdir.

İşte 25 Haziran 2010 günü Niksar’da yaşananlar. Niksar’ın protokolü sabah 10.00 sularında halkla bütünleşmiş Belediye önünden Anıt Mezara Yürüyüş gerçekleştiriyor. Tören alanı Türk bayraklarıyla donatılmış. Keza anıt mezarın üzeri de Türk bayrağı ve saten bir beyaz örtüyle kaplanmış.

Programın sunumunu Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği’nden Araştırmacı-yazar Ahmet Turan ERDOĞAN yapıyor. Niksar Belediyesi bando takımının icra ettiği Saygı duruşunun yapılması ve büyük bir coşku içinde İstiklal Marşı’nın söylenmesinden sonra mikrofona Niksar Belediye Başkanı Duran YADİGÂR davet ediliyor:

“Cahit KÜLEBİ sevenleri, sevgili dostlar, yoldaşlar, kıymetli basın, bu özel günde Niksar için bu özel günde sizlerle birlikte olmaktan duyduğum onuru özellikle belirtmek istiyorum. Bu anma programına giden yolda 6 Haziran 2009’da Niksar’da yapılan Cahit Külebi Etkinliklerinde Hemşerimiz Gazeteci-yazar Rıza ZELYUT’un istemi oldu.

Ali Külebi’nin yine bu yolda emeğine, Niksar’a özel ilgisine ve dik duruşuna teşekkür ediyorum. Bedeni burada ama varlığı, ruhu ülkemizin her yanındadır. Niksar evladıyla, sevdalısıyla buluşuyor. İki Erzurumlu şairi bağrına basıyor. Yurt dışından, Türkiye’nin değişik yerlerinden gelerek birlikte bu özel günde buluştunuz. KÜLEBİ Ailesini ve bizleri yalnız bırakmadınız. Niksar’ın kültürel yapısına uygun şairler yatağında eşiyle birlikte buluşturmanın ayrı bir özelliği var. Önceki akşam eşimle birlikte çalışmaları görmek için buraya gelmiştik. Onların mezarlarını seyrederken oldukça duygulu anlar yaşadık.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Kaymakamımıza teşekkür ediyorum. Cahit Külebi’yi bağrımızda taşıdığımız için onur duyuyoruz.”

Bu konuşmayı Niksar Kaymakamı Uğur TURAN’ın konuşması takip ediyor:

“Cahit KÜLEBİ sevdasında, Şair Emrah sevdasında, bayrak, millet aşkında bulunan insanlar. Cahit KÜLEBİ’nin kentinin kaymakamı olmaktan büyük onur duyuyorum. Biz şehit kanlarıyla sulanan bu vatana aşığız. Aşığız hepimiz dirliğimize, halayımıza, barımıza, horonumuza, semahına aşığız. Aşığız türkü türkü Türkiye’ye. Yunuslara, Mevlânâlara, Hacı Bektaş Velilere, Bolat Babalara, Melik Ahmet Danişmend Gazilere, Hüseyin Gazilere, Atatürk’e aşığız.

Tozlu yollara, gürgen ağaçlarına aşığız. Yediden yetmişe bu ülkeye aşığız. Kurban oluruz Cahit Külebi’nin kentlisine, köylüsüne. Sizler Cahit Külebi’yi unutmamak için onun diliyle konuştunuz, onun yüreğiyle sevdiniz. Görkemli ve asil durdunuz. Dün Cahit Külebi vardı bugün de o var.

Babam anneme hep Niksar’ı, bu bölgeyi anlatmıştı. İşte şimdi buradalar. Bizi çok onurlandıran bir olay bu. O bu topraklarda gömülmek istiyordu. Memleketlimiz, Şair Emrah’ın yakınında gömülmesini istedim. Ben de burayı görünce çarpıldım. Ailece bütün Niksar halkına minnettarız. Ülkemizin, Tokat’ın, Zile’nin, Niksar’ın vefasına çok teşekkür ediyorum.

Şiirlerinde bu topraklarda gömülmek isteği dışında da hayatı boyunca hep Niksar dedi. Ben de burası olur dedim. Babama sahip çıkan Zilelilere de ayrıca teşekkür ediyorum. Onlar da buraya gömülmesi konusunda bizi rahatlattılar.

Babam bir de Karacaoğlan sevdalısıydı. Ona şiirlerinde bacanak diye hitap ederdi. Niksar aklından geçmiştir ki buraya nasip oldu. Dolayısıyla ailecek çok mutluyuz.

Erzurumlu Emrah’a sahip çıkılması bana çok cesaret verdi. Bundan sonra babam, annem Niksarlılara emanet. Türkiye sevdasıyla yüreği çarpan değerli insanlar babamı, annemi size emanet ediyorum.”

            Etkinliklere Cahit KÜLEBİ’nin Niksar yıllarında ev sahipliği yapan bir ailenin ferdi olmanın mutluluğunu yaşayan, Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçıları dâhil bir otobüs sanatseveri toplayarak getiren Niksarlılar Derneği Başkanı Hâkim Sabahattin Ali ERDEM de kısa veciz bir konuşma yaptı:

“Dernek yöneticileri olarak hepimiz buradayız. Bu güzel çalışmaları, etkinlikleri gerçekleştiren Belediye Başkanımızı destekliyor, tebrik ediyoruz. KÜLEBİ ve eşinin emaneti Ankara’da da olsak, bizimdir.

Cahit Külebi ile tanışıklığımız, görüşmelerimiz eskiye dayanıyor. Zira onun Niksar’da yaşadığı ev bize aitti. Babamla beraber futbol oynarlardı. Emanetine Niksarlılar sahip çıkacaktır. Müsterih olun.”

Cahit KÜLEBİ ve mezarının nakli hususunda çok büyük katkıları olan Gazeteci-Yazar Rıza ZELYUT rahatsız olasına rağmen kendini bu işte mecburi gönüllü hissetmiş hasretle Niksar’a gelmişti. Konuşmasında haklı olarak siyasilere ve bürokratlara sitem dolu cümleler vardı:

“İsterdim ki çocuklarımız, Tokat milletvekillerimiz de burada olsun. Hiçbir program bundan büyük olamaz.

Her iş hayalle başlar. Hayal edeceksiniz önce. Cahit Külebi ve sevgili eşinin ruhu bugün buradalar. Onlarda huzura kavuştular. Ruh gerçektir.

Canlar ölesi değil/Ölür ise ten ölür.

O Hakka yürüdü. Atalarımızın, dedelerimizin ifadesiyle onlar bizi şimdi gözlüyor, dinliyor. İslam öncesinde bile ruhun ölmezliğine inanan atalarımız bunu destanlara yansıtmışlardır. Her türlü sanat eserimizde karşımıza çıkan kuş motifi bunun en güzel örneğidir.        

 

 

Ben, Cahit Külebi 27 Haziran 1997’de vefat ettiği zaman şiirlerini yeniden okudum. Bakın ne diyordu:

 

Dostlar bilin ki burada

Bir fakir Cahit Külebi

Garaja çekilmiş hurda

Paslanmış kamyonlar gibi

Bekler durur Ankara’da

 

Bu mısralar karşısında canım sıkıldı, kalbim sıkıştı.1997’ de gazetelerde de yazdım. Cahit Külebi Ankara’da ne kadar görkemli bir yerde yatarsa yatsın ruhu paslanmaktaydı.

Zileliler alınmasın, o şiirlerinde hep Niksar’ı anlatmıştır. Yüce Allah, bunu bana nasip etti.2005 yılında zamanın Belediye Başkanına konuyu yazdım, telefon ettim. “Bakalım” dedi. Bu başkanı seçildiğinde aradım  “bakalım” demedi. “Yapalım” dedi. İşte değer farkı budur.

Kaymakam Bey de beni heyecanla karşıladı.  “Yaptıralım.”Dedi. Ailesi de bu teklifleri olumlu karşıladı.

Sıkıntılarımızı hayal ederek atlatacağız. Biz büyük bir milletin torunlarıyız. Siz Cahit KÜLEBİ gibi değerlere sahip çıktınız. Atalarına sahip çıkmayan toplumlar yıkılmaya mahkûmdur. Bunu çocuklarımıza anlatalım. Ben artık ona Cahit Dede diyorum. Şayet biz geleceğimizi garanti altına almak istiyorsak Cahit KÜLEBİ’ye sahip çıkmalıyız. Hasan AKAR Hocamdan da gençlere yönelik bu konularda projeler rica ediyorum”

(SÜRECEK)