ERGENEKON

Ergenekon meselesi oluşunca isnat edilen suçu söz konusu kişilere hiç yakıştıramamıştım. Bildiğim kadarıyla hükümetlere darbe yapacak kişilerin eline büyük silahlar ve o silahları kullanacak gücün olması gerekir. Emekli olmuş subaylar, bilim adamları, gazeteciler gibi kişilerin elinde böyle bir güç olmadığına göre darbe söz konusu olamazdı. Bunun ancak komplo olacağını, Bu kişileri düşüncelerinden dolayı sindirmek, korkutmak isteyenlerin uydurması olduğunu düşünmüştüm.

Bugün Ergenekon uydurması meydana çıktı. Atalarımızın dediği gibi yalancının mumu yatsıya kadar yandı. Başkalarına çamur atanların bir gün çamurlu elleriyle kalakalması kaçınılmazdır. Zaman sessiz testeredir. Yanlış yolda olanlar bir gün ettiklerini bulacaklardır. Dinimize göre yalandan büyük günah olamaz. Düşüncelerini halka kabul ettirmek için dini kullanarak yalan ve iftira atanlar bu insanlar yarın Allah huzuruna nasıl çıkacaklar. Bence bu yalanları uyduranlar Müslüman olamazlar. Bir kişi çıkarı için satılmışsa adamlıktan çıkmış demektir. 

Ergenekon ve Balyoz davaları ile büyük tehdit yapıldı. Çoğu kişi ve basın bu durumu araştırmadan alkışladı. Uydurma deliller, gizli tanıklarla masum kişilere cezalar yağdırarak demokrasi dediler. Gerçekler meydana çıkınca özür dilemek insanlığını bile gösteremediler. 

Milletin insanlık ölçüsü adalettir. İnsanları ona göre değerlendirir. Adamlık yükselişte olana değil düşüşte olana davranışla ölçülür. Bu suç paralel yapıya yıkılarak aradan sıyrılmakla olmuyor. O gün bu suçu beraber işlediğinize göre suça ortaksın demektir. Ülkede yapılan yanlışları önlemek yöneticilerin görevidir. Bunu önleyemediğine göre suçlu sayılırsın. Suçu kabul etmiyorsan hesap verme ilkesi ortadan kalkmış olur. 

Bunca kişiyi hapse tıkıp yıllarca eza cefa çektiren yargıçlarımız komplonun farkına nasıl varmadılar. Adaletin çemberinden geçen kişiler nasıl adaletsizlik yarattılar. Eskiden adalete güven yüzde yetmişlerdeyken bugün nasıl yüzde otuzlara düştü. Kurumlarının onurunu baltalayıp vatandaşı umutsuzluğa sevk ettiler. İnsanlık bir makama gelince nasıl davrandığına göre ölçülür. Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. O günlere çanak tutan yargıçlarımızın bugünlerine bakmak yeter. 

Dr. Sezai Konukgil “Dünyada en berbat şey kötülerle birlik kurmaktır. Bütün meyveleri daima acıdır. Çıkarları için bu işi yapanlar elde ettikleri meyvelerin acılığını görmüş olmalılar. Bencil olan bu kişiler bir gün unutulup giderler veya kötülükleri ile anılırlar.” der. Prof. Dr. Yıldır Tümerdem ise “Bütün çıkarlar küçüktür. İlkelerinden küçük çıkarlar için vazgeçenler ise küçükten öte küçüktür” diyerek benzer vurguyu yapar.

Kuddusi Okkır görüşe gelen ailesinin karşısına sedye ile çıkarılıyor. Bir deri bir kemik kalmış hala cezaevinde tutuluyor. Çıkarıldıktan beş gün sonra da vefat ediyor. Bu kişinin katilleri tedavisine izin vermeyip ölümüne neden olan kişilerdir. Allah yanında en büyük günah adam öldürmektir. 

Yazımı Atamızın şu sözü ile bitiriyorum:

“Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin devlet halinde varlığı kabul edilemez”

Saygılarımla.

16. 05.2016

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen