Hoca Ahmet Yesevi’de Türkçe Sevgisi (1)

Osman BAŞ

           

X11.asırda Türkistan’da yaşayan, Hazret-i Türkistan Ahmet Yesevî bir büyük ahlâk, aşk ve irfân adamı, bir Allah dostudur. Türk Kültür tarihimizde önemli şahsiyetlerinden birisidir. O, sadece Yûsuf Hemeddânî Hazretlerinin gönlünde yaktığı İslâm’ın aşk ve irfan kıvılcımını kendinden sonraki tâliplere aktarmakla kalmamış, yetiştirdiği aksiyoner alperenleri Asya’nın bir ucundan Avrupa içlerine kadar göndererek insanlara adalet, tevazu, birlik ve dirlik düşüncesini telkin etmiştir.

            Yesevî Hazretleri, dönemin din ve kültür dili olan Arapça ve Farsça yerine, anadili Türkçeyi kullanmış, Türkçeyi bir ilim, aşk ve irfan dili hâline getirmiştir. Sohbetlerinde ve nutk etmiş olduğu hikmetlerinde anadili Türkçeyi kullanarak geniş kitleleri etkileyen ilk Türk mutasavvıfı odur. Bugün geniş bir coğrafyada konuşulup yazılıp edebî bir Türkçeden söz ediliyorsa bânîsi Ulu Pîr Ahmed Yesevî’dir.

            Diğer taraftan Ahmed Yesevî Hazretleri kendi zamanında İslâmın çizgi dışına çıkan ve umumi olarak râfizilik, zındıklık ve mülhidlik olarak nitelendirebileceğimiz gayr-ı sünnî akım ve yollara karşı Kur’ân ve sünnet bayrağını açan kişidir. O, Kur’ân’ın tanımlayıp Hz. Peygamberin uyguladığı ve telkin ettiği gerçek İslâmı halka anlatan bir mana insanı, Kur’ân’ın aşk ve irfana dayalı yorumcusudur.

            Ahmet Yesevî deyince biz Hz. Peygamber’in yaşadığı İslâmı anadiliyle, herkesin anlayabileceği Türkçe ile anlatan ilk Türk Mutasavvıfını ve yetiştirdiği aksiyoner alperenlerle İslâmın tevhid ve adalet nurunu cihana yaymak için çalışan bir gurup serdengeçtiyi hatırlatmaktayız.

Hazret-i Türkistan sadece bizim milletimiz için değil, vaz’ ettiği mesajlarıyla da evrensel bir değerdir. Nitekim onun adına izafe edilen Yesevilik yolu esasen İslâmın Türkçe yorumundan başka bir şey değildir. Cenab-ı Hak Peygamber (a.s.) ve varlık sevgisini gönülde toplayan bu abide şahsiyet, aşk ve irfanın, samimiyetin, hoşgörünün insana saygı ve sevginin derinleşme ve genişlemenin bir sembolüdür. (Yıldız, 2016, 6)

            Vefatının 850.yıldönümü nedeniyle 2016 yılı UNESCO tarafından Hoca Ahmed Yesevî yılı ilan edilmiştir. 2016 yılında Ulusal ve Uluslararası tanıtımlar yapılacaktır.

            Yönetim Kurulu başkanlığını yaptığım Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği olarak bu tanıtımda bizde üzerimize düşeni yerine getireceğiz.

            Müslüman Türk dünyasının manevi hayatında etkisi asırlardır devam etmektedir. Başta Yesi ve çevresi olmak üzere devrin bütün sapkın fikirlerine karşı Hz. Peygamber’in yaşadığı İslâmın özünü anlatarak sönmeyecek, bitmeyecek aşkı anlatmış ve gönülleri aydınlatmıştır. Türkistan’dan Balkanlar’a bütün Müslüman Türk Dünyasına hizmetleri halen canlılığını korumaktadır.(Yıldız, 2016, sayfa: 6)

            İslamiyet’ten sonraki Türk Edebiyatı’nda, milli ruhu ve milli zevki anlayabilmek için en çok tetkike lâyık bir devir, halk lisanını ve halk veznini kullanmak suretiyle geniş bir kitleye hitabetmiş ve eserleri asırlarca yaşamış büyük mutasavvıflar devridir.

            Bilindiği üzere; Türkler, başkaları gibi kılıç kuvvetiyle değil, sırf kendi arzularıyla kabul ettikleri İslâmiyet’i az zamanda benimsediler ve Müslüman Türkler, henüz İslâmiyet dairesine girmemiş yahut girip de onun akideleri ve esasları ile layıkıyla uyuşamamış kardeşleri arasında din propagandası yapmaktan geri durmadılar. İşte, Türk edebiyatının İslami şekilde ilk intişarı bu suretle dini bir mahiyette oldu: Birçok Türk dervişleri yeni dini ve tarikatlarını yaymak aşkıyla göçebe Türkler arasında geliyorlar ve yeni mefkureyi onların anlayacakları bir lisan ve zevk alabilecekleri bedi’i bir şekil ile yaymağa çalışıyorlardı. Böylece temeli kurulan tasavvuf edebiyatına, Türkler arasında asırlardan beri devam edip gelen halk edebiyatının bir model vazifesini ta’ görmesi işte bundan dolayıdır. Bizim görebildiğimiz ilk safhalarında belki de propagandacı bir gaye ta’kibettiği için biraz kuru ve basit eserler veren bu edebiyat, asırlar boyunca incele incele Türk’ün milli dehasını gösterecek derecede hususi bir mahiyet almış, Acem mutasavvıflarının en yüksek mahsulleriyle ölçülebilecek eserler vücuda getirmiştir. (Köprülü, 1991,1,2)

 

 

·         Yıldız Musa (2016), “ Takriz ” Dîvan-ı Hikmet Hoca Ahmet Yesevî –Ahmet Yesevi Üniversitesi- sayfa 6)

 

·         Köprülü Fuat (1991), Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Diyanet İşleri Başkanlığı, Emek Ofset, sayfa: (1,2)