100 tam puan alan Tuba Emirler

2016 EKPSS sınavında lisans düzeyinde işitme engelliler alanında 100 tam puan alan Tuba Emirler: Duygularımızı, bilgilerimizi bir başkasına aktarabileceğimiz en ideal yol kitaplardan geçiyor

            *Bize kısaca kendinizi  tanıtır mısınız, hangi okullarda okudunuz?

TUBA  EMİRLER: İsmim Tuba Emirler; Eskişehir doğumluyum, 27 yaşındayım, nişanlıyım. Memur çocuğu olduğum için Türkiye'nin çeşitli yerlerinde, farklı okullarda öğrenim görmek zorunda kaldım. İlkokulu Sivas'ta, ortaokulu Şanlıurfa ve Manisa'da okudum, liseyi de yine Manisa'da olan Dündar Çiloğlu Anadolu Lisesi'nde okudum. Üniversite eğitimimi ise Konya Selçuk Üniversitesi'nde tamamladım, Kamu Yönetimi mezunuyum. İkinci üniversite olarak da Anadolu Üniversitesi Adalet Bölümünü okuyorum şu anda.

            *EKPSS'de 100 alan ilk işitme engellisiniz galiba hangi  alanda kaç soruyu bilerek bu başarıyı elde ettiniz?

TUBA EMİRLER: Evet sonuçlar açıklandıktan sonra gelen bilgiler bunu doğruladı. Sınav toplam 60 sorudan oluşuyor, genel yetenek kısmından 29 doğru, genel kültür kısmından 24 doğru ile toplamda 53 doğruyu elde ederek bu sınavda başarıya ulaştım.

            *Bize ailenizden bahdeser misiniz, anneniz babanız ne iş yapar?

TUBA EMİRLER: Biraz önce bahsettiğim gibi memur çocuğuyum. Babam  astsubay emeklisi,  annem ev hanımı. İkisi de lisans öğrencileri şu anda. Babam İktisat 4. sınıf öğrencisi, annem ise güzel sanatlar fakültesi grafik tasarım öğrencisi, ikisi de hayallerine ulaşabilmek için ellerinden geleni yapan azimli ve fedakar  insanlar. Onlara sahip olduğum için çok şanslıyım. Bir de üniversiteye hazırlanan, Anadolu Öğretmen Lisesi'nde son sınıf öğrencisi olan bir erkek kardeşim var. Aramızda üniversite hayatını sabırsızlıkla bekleyen tek o kaldı. Onun da hayallerine ulaşacağına olan inancımız tam. Bu yüzden aile bireylerim sonunda başaracağımıza inancını koruduğu için çabalarımızı maddi ve manevi olarak her zaman destekler. İhtiyaçlarımı her zaman temin ettiler, psikolojik olarak yorulduğum zamanlarda motive edici konuşmalarla ayakta durmamı sağladılar. Hiç bir imkanı benden esirgemediler. Öncelikleri her zaman huzurlu ve rahat bir kafayla amaçlarıma motive olmam oldu. Hayallerime ulaşmam için çok teşvik ettiler, bu yüzden gerek kardeşim olsun gerek ben olayım ne yaparsak yapalım üzerimizdeki çabalarını inkar edemeyiz. Ayrıca bu başarımda nişanlımın da etkisi oldu. O da hiçbir zaman çalışmalarımdan umudunu kesmedi, iş arayışlarımda, ders çalışmalarımda her zaman benimle beraber hareket etti. Anlayışını ve desteğini, sevgisini sürekli hissettirdi.

            *Bu başarıya ulaşmak için nasıl bir çabada bulundunuz ?

TUBA EMİRLER: Ben bu yaşıma kadar aile desteği, öğretmen desteği ve kendi azmim sayesinde bir çok zorluğu aşmak için engelimi öne sürmek istemedim. Eğitmenlerimin, öğretmenlerimin bakış açılarıyla sağlıklı insanlardan bir farkım olmadığına dair bir kanı oluştu bende. Bu yüzden okul hayatımı normal okullarda sürdürdüm, her zaman destek bulamıyorsunuz tabi. Ama bulduğunuz destek eğer hedefiniz varsa ve kendinize inanıyorsanız size yetiyor. Ben bu destek ve bakış açısı sayesinde üniversiteden mezun olduğumda kendime büyük hedefler koymuştum. İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi mezunu olarak, bakanlıklarda uzman yardımcılığı, denetçilik, idari yargı hakimliği gibi kariyer meslek gruplarını hedeflemiştim. Bu meslek gruplarına ulaşabilmek için çok çetin ve zorlu bir yoldan geçmek gerekiyor. Gece gündüz çalışmanız, bazen uykusuz kalmanız, bazen zorlayarak çalışmaya devam etmeniz gerek. Ben de bu zorlu süreci tüm İİBF mezunu arkadaşlarım gibi yaşadım. Bu süreçte tabi ki sağlıklı olan kişilerden daha fazla uğraşıyorsunuz, daha fazla emek ve çaba sarfetmeniz gerekiyor. Üzerinizdeki baskı bazen inanılmaz boyutlara geliyor. Yapamayacağınızı ima edenler oluyor, yapsanız bile engelinizden dolayı sonucunda bir şey elde edemeyeceğinizi ifade edenler sizin hayallerinizi baltalamak için uğraşanlar oluyor. Yine de bunları göz önünde tutmayıp, kendime inandığım için emek sarfetmekten hiç kaçınmadım. Kaçmak ve saklanmak bana göre değildi. Başaramadığım her seferinde daha fazla yüklendim ders çalışmaya, kitap okumaya. Emeklerimin ziyan olmayacağını tekrarladım sürekli. Bu zamana kadar emek sarfettiğim bu zorlu süreçlerin, EKPSS'de başarıya ulaşmama da çok faydası olduğunu söyleyebilirim.

            *Engelli çok arkadaş hep sınavın zorluğundan  adaletsizliklerden bahseder  siz bu konuda neler  söyleyeceksiniz?

 

 

TUBA EMİRLER: Sınav formatının olması gerektiği gibi olduğuna inanıyorum. Ne çok kolay ne çok zor.

            *EKPSS de işitme engellilerin başarı sağlaması  için kurs mu kitap mı çalışmak için neler gerekli?

TUBA EMİRLER: Kurslarımız maalesef her ilde bulunabilecek bir imkandeğil. Tabi ki faydasının olduğunu inkar etmiyorum. Ancak kurslardan da önce yapılması gereken şeyin kitaplarla temel atmak olduğuna inanıyorum. Kitaplar aslında tüm insanlığın ortak dostu. Gözü görmeyenin, kulağı duymayanın, ortopedik engele sahip olanın, sağlıklı olanın... Kısacası herkesin ortak paydada buluşabileceği en iyi iletişim aracı. Duygularımızı, bilgilerimizi bir başkasına aktarabileceğimiz en ideal yol kitaplardan geçiyor.

            *Siz iki üniversite okuyan çok okuyan insansınız bunun EKPSS  de başarınıza etkisi nedir, bu konuda detaylı bilgi verir misiniz?

TUBA EMİRLER: Tabi ki çok büyük bir etki söz konusu. Eğitim almanın insanların ufkunu açtığını düşünüyorum. Her şey eğitim olmayabilir ama bir çok şeyin eğitimle yoluyla kazanıldığı da bir gerçek. Dışarıda bilmediğimiz bir dünya var ve bu dünyaya ilk adımı eğitim sayesinde atıyoruz, geriye kalansa hayallerimizi sağlam temeller üzerine inşa etmek.

            *Toplumda herkes çalışmak, okumak  yerine  bir şeyleri suçluyorlar bunun  sizce  okul ve hayat başarısına  etkisi nedir?

TUBA EMİRLER: Doğamız gereği insan nefsi rahatlığa daha meyilli bir karaktere sahip. Bu yüzden önümüze çıkan engellerle savaşmak yerine bir kenara çekilmek daha kolayımıza geliyor. Ancak bu bize birşey kazandırmıyor, tam tersine bize zarar veriyor. Eğer içeriden bir istek yoksa ve bunu zorlamaktan çekiniyorsak mücadele etmek insanlara bir zulüm gibi gelebiliyor. Yeteri kadar emek ve çaba sarf ettiğinizin farkında olmayınca isyana düşüyorsunuz, bu çok yanlış bir tutum. Kendinizdeki eksiklikleri görmediğiniz ve başka etmenleri suçladığınız müddetçe ancak kendinize zarar verirsiniz. Bu halde devam etmek hayatınızda herşeyin ters gittiği izlenimini verir, sizin direncinizi ve umudunuzu kırar. Bu şekilde kendinize de dış dünyaya da faydanız olmaz. İşe önce kendinizdeki eksiklikleri farkederek, bu eksiklikleri tamamlamaya karar vererek başlamanız lazım.

            *Engelli olarak bugüne kadar oku hayatında ve hayatta ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve nasıl aştınız?

TUBA EMİRLER: Bir engelli olarak okul ve sivil hayatımın çok rahat geçtiğini söyleyemem. İşitmede problemim olduğu için duymakta ve anlamakta çok sıkıntı çektim, öğrenim hayatım boyunca boyum uzun olmasına rağmen sınıfta en ön sıralara oturdum, anlamadığım sözcükleri tekrar tekrar sormak zorunda kaldım. Öğretmenler bakımından çok şanslıydım -hepsi değil belki ama- engelimi bildikleri için ellerinden gelen yardımı sunmakta çekinmediler. Özellikle lise hayatımda ingilizce öğretmenlerim bu konuda çok hassas davrandılar. Ama her bir öğretmen bir olmayabiliyor. Örnek vermek gerekirse aynı okulda müzik öğretmenimin 4 yıllık öğrenim hayatım boyunca engelimi dalga konusu yapmasını hiç bir zaman unutamıyorum. Maalesef kendisi okulun bir an önce bitmesini istememe sebep olmuştu. Yaşıtlarım açısından da kişiden kişiye göre değişen tepkiler aldım, maalesef bizim ülkemizde engelli eğitimi ve hassasiyeti hala tam oturtulamamış bir kavram. İnsanlar kendileri yaşamadıkça engelli olmanın ne demek olduğunu kavrayamıyorlar, bizlere hayatı kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyorlar. Ve bu tutum ebeveynlerden çocuğa geçiyor. Bu konuda empati kurabilen ve hassasiyet gösteren insanlar çocuklarına da aynı eğitimi verdikleri zaman bu kolayca anlaşılıyor. Çoğu arkadaşım bu empatiye sahip insanlardan oluştu hep. Diğer kişilerse engellilere acıma veya dalga geçme yolunu seçiyorlar. Bu o kadar yanlış bir tutum ki! Engelli insanlar kendilerine acınmasından nefret ederler, onların istedikleri yardım acıma şeklinde olan bir yardım değil. Gözü görmeyen birisi bir çok şeyi kendi başına yapabilir, ancak gözünün müsaade etmediği veya yapamayacağı şeyler vardır. O bu konuda kendisine yardım edilmesini ve karşılık beklenmemesini ister. Ben de aynı şekilde, duyabildiğim ve anlayabildiğim sürece kimsenin bana acımasını ve yardım etmesini talep etmem. Yalnızca duyamadığım veya yanlış anladığım konularda insanların söylediklerini bir kez daha ve tane tane söylemelerini ya da yanlış anladığımda buna gülmemelerini tercih ederim. Engellilik kimsenin kendi başına seçtiği bir yaşam tarzı değil, engelli olan insanları da zora sokan bir durum değil. Yardımcı olmak zaten insan olarak üzerimize düşen gereken bir görev. Bunun bilincinde olan insanların çoğalmasını istiyorum. Diğer yandan değinmek istediğim bir başka nokta var ki kamuoyunda çok yanlış bir algı var; "Engelliler ne iş yapabilir ki?" sorusu. Ben insanların iş hayatında bu sorunu çok abarttıklarını bizzat gördüm, yaşadım. Bu konuda çok acımasız bir tutum var iş dünyasında. Engelli bir bireyin neler yapabileceğini hesaplayamayan, düşünemeyen insanların gözünde engelliler bir hiç! Engelli bir birey de öğretmen olabilir, muhasebeci olabilir, mühendis olabilir, katip olabilir, avukat, hakim, kaymakam olabilir. Bizlerin engelliliği işe yaramadığımız anlamına gelmiyor, belki tam tersine işine daha çok sarılan insanlar olabileceğimiz anlamına geliyor. İş hayatında öncelikle aranması gereken şey kafamızın çalışıp çalışmadığı olmalı, yapılacak işe hakim olup olmadığımız olmalı. Nice engelliler var ki azimleri ve kafalarındaki projelerle dünyayı değiştirebilir. Kolumuz yoksa gözümüz var, gözümüz yoksa kulağımız var, kulağımız yoksa sağlam çalışan bir beynimiz var. İş dünyası sadece beden gücüyle ayakta duran bir dünya değil, zeka gücüyle de ilerleyen bir dünya. Sağlık açısından bir problemi olmayan insanla engellinin arasındaki farkı ufak bir yardımla ortadan kaldırabilirsiniz, sorunlar çözülmek için vardır. Çözümsüz de hiç bir sorun olacağını düşünmüyorum. Bu yüzden iş hayatında engellileri sadece beden gücü olarak görmek yerine onların fikirlerinden ve çalışmalarından da ilham alınması gerektiğinin farkında olan işverenlerin çoğalmasını umut ediyorum.

            EKPSS'de sizin gibi başarılı olmak isteyenlere neler önereceksiniz?

TUBA  EMİRLER: Önereceğim tek şey, çalışın. Çalışın, kendinize güvenin, pes etmeyin. İmkanlarınızı zorlayın. Dış dünyayı algılamaya ve ondan faydalanmaya bakın. Hayatta hiçbirşey imkansız değildir. Zor görünebilir ama imkansızı isteyin. Bir gün sizin imkansız dediğiniz şey yarın gerçek olabilir.

 

            Çok güzel bir röportaj oldu Tuba Hanım sizi başarılarınızdan dolayı tekrar  kutlar başarılarınızın işitme engelli herkese  örnek olmasını temenni ederiz.