ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN

            Allah’ü Teala’ya sonsuz şükürler olsun ki, “On Bin Ayın Sultanı” diye adlandırılan rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı, mübarek Ramazan’a yine kavuştuk. O’nun şerefiyle yine müşerref olduk. Ramazan, yine haneleri şenlendirdi.

            RAMAZAN AY’I İBADET, BEREKET VE MAĞFİRET AYI’DIR

            Ramazan ay’ı, ibadet ay’ıdır, rahmet ve mağfiret ay’ıdır. Bereketi bol bir aydır. Bu ayın 12 ay içinde özel bir yeri ve değeri vardır. Bu nedenle yıl içinde ayların sultanı olmuştur.

            İnsanlığı sapıklıktan, cehaletten, karanlıktan, vahşetten kurtaran, doğru yola ve ilahi nura, ilme medeniyete ve mutluluğa ulaştıran Kur’an-ı Kerim, bu ayda nazil olmaya başlamıştır. Yapılan hayır ve hasenata bu ayda, sayısız sevap verilmektedir. Bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi, bu aydadır. Bu ay baştan sonra hayırdır. Hayrın karşılığı ise, cennettir. Bir ekenin bin biçeceği manevi hasat mevsimidir. Bu nedenle rahmet, mağfiret, lütuf ve duaların kabul olduğu ihsan ayıdır. İslam İnkılabının dönüm noktası olan Bedir Savaşı, bu ayda vuku bulmuştur.

            Ramazan-ı Şerif ayı öyle mübarek bir aldır ki, gelişi İslam Aleminin manevi iklimini değiştirmekte ve insanın ruhunda çok büyük gelişmeler meydana getirmektedir. Teneffüs ettiğimiz hava başka bir hava, güneş başka bir güneş, ay başka bir ay, insan başka bir insan, zaman başka bir zaman oluyor. her şeyi başkalaşmış, güzelleşmiş görüyoruz. Her ses kulağımıza güzel geliyor. Herkeste bir güzellik ve her şeyde daha iyi bir hal müşahede ediyoruz. İşte duygularımızdaki bütün bu değişiklikler hiç şüphe yok ki, bu mübarek ayın kutsallığının bereketiyle, ruhlarımızın yükselmiş, aydınlanmış ve kendisine gelmiş olmasından ileri gelmektedir. Çünkü zamanların ve mekanların, insanların ruhları üzerinde büyük tesirleri vardır. Her mü’min, Ramazan ayı gelince içinde bir sevinç, gönlüde bir ferahlık hisseder. Oruç tutanlar bu yüksek duyguları yaşarlar ve kalplerinde hak ve hakikat nurları parlar.

Ramazan ayında yerine getirilen Salih amelleri, ibadetler, yapılan dualar, tevbe ve istiğfarlar, hayır ve hasenat, güz mevsiminde yağan yağmur’un yere dökülüp, doğa’yı temizlediği gibi, mü’minin günahlarını temizler. Bu ayda tutulan oruçla, vaaz ve nasihatlerle ve ahiret düşüncesiyle mü’minlerin kalpleri nurlanır. Böylece mü’min, Allah (cc) katında ve mü’minler arasında sultan olur.

            RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

            Bu ayın faziletini Allahü Teala şöyle belirtmektedir.

“O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hakkı batıldan ayıran, doğru yolun rehberi Kur’an, onda indirildi, onun için sizden her kim bu ay’a erişirse onda oruç tutsun…”

            Allah Resulü (s.a.v) bu ay hakkında bizlere müjdeler vermektedir.

            “Bu ayda rahmet ve Cennet kapıları ardına kadar açılır. Cehennem ve azap kapıları tamamen kapanır. Şeytanlar bağlanır, hileleri önlenir. Her kim Ramazan ayının faziletini idrak edip, sevabını da Allah’tan umarak orucunu tutar ve namazlarını kılarsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından temizlenir.”

            Ramazan Ayı, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennemden kurtuluş ayıdır.

            Ramazan Ayı geldiğinde Allah, mahlukatına rahmet nazarıyla bakar. Allah rahmet nazarıyla baktığı kuluna ebediyen azap etmez. Allah’ın rahmeti sizi baştan sonra kadar kuşatmıştır. Bu ayda günahlar bağışlanır, dualar kabul olunur. Allah, Ramazan’da mü’minlere rahmet nazarıyla bakar ve onların günahlarını bağışlar.

            ORUÇ İBADETİ VE FAZİLETLERİ

            İnsani duyguları ve iradeyi kuvvetlendiren, feragat ve merhamet hissini geliştiren, maddi ve manevi kirlerden arındıran oruç ibadeti, İslam’ın beş esasından birisidir.

            Orucun, farz olmasındaki asıl hikmet, Allah’ü Teala’ya kulak görevinin yanında, oruç sebebiyle insanların fenalıklardan kaçınmalarıdır.

            Oruç diğer ibadetlerde olmayan meziyetlere de sahiptir. Çünkü o, bizi daima kötülüğe davet eden nefsi ve şeytani arzuları diğer ibadetlerden daha çok kırar, hayvani kuvvetlerimizi daha fazla zayıflatır. Onun için oruç, insanı her türlü kötülükten koruyan bir kalkan, bir siperdir. Oruç, insanı gözü ile harama bakmaktan, dili ile çirkin ve yalan sözler söylemekten, kulağı ile haram şeyler dinlemekten, midesine haram şeyler doldurmaktan, eliyle kötü iş yapmaktan ve ayağı ile kötü yerlere gitmekten meheder. Oruç insanı sabır ve tahammülü alıştırır ve iradesini kuvvetlendirerek, onu kemale erdirir.

            Dinimizde dış temizliğe ne ölçüde önem verilirse, iç temizliğe de aynı derecede önem verilir. İki kanadı tam olduğu zaman uçabilen kuş misali kâmil bir Müslüman olmak için sadece dış temizlik kâfi değil, iç temizliği, hatta kötülüğe meyli dahi firenlemek gerekir. İşte nefsin arzularını durduran firenlerden birisi de oruç ibadetidir.

            Oruç tutan insan, nefsine ve nefsinin isteklerine hakim olur, oruç, insana, günlük  alışkanlıklarından feragat ve fedakarlık melekesini kazandırır.

            Oruçta aç ve susuzluğun zorluğuna katlanmak, zengine, fakirliğin ne demek olduğunu öğretir. Ve yoksula yardım duygusunu canlandırır. Aylarca ocağına tencere koymayan, midesine yağlı yemek düşmeyen fakirlere yardım elini uzattırır. Netice olarak merhamet duyguları kuvvetlenir. Dolayısıyla Müslümanlar arasında dayanışma sağlanmış olur. Birbirlerine yardım eden insan topluluğu arasında ise çekişmeler olmaz. Böylece, zenginle fakir arasında bir sevgi ve muhabbet bağı kurulmuş olur.

Orucun diğer ibadetlerden farkı, onda gösteriş yoktur. O, kul ile Rabbi arasındadır, başkalarının haberi bile olmaz.

            Oruç, gizli bir ibadettir, kimse fark edemez, ondan ancak yaratıcımızın haberi olur. Bunun içindir ki, rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ademoğlunun bütün amelleri kendisi içindir, oruç hariç. O, benim içindir. Yemesini içmesini, nefsani arzularını benim için terk ediyor, onun karşılığını da ben vereceğim”

            Oruç bir aç kalış değildir. Allah’ın nimetlerinin bir kısmından bir süre geri durarak, hem nimetin kadir kıymetini öğrenmeyi hem de bu nimet’e ulaşamayan aç, yoksul ve ihtiyaç sahiplerini düşünmeyi öğretir.

            Diğer tarafta insan her zaman nimetlerin içinde bulunduğundan onun değerini bilemez. Halbuki oruçlu insan, açlığın verdiği zorluklara rağmen mevcut nimetleri yiyemeyince kıymetlerini daha iyi takdir eder, o insan, nimetleri yerli yerince harcar, israftan kaçınır. Aynı zamanda o nimetlerin şükrünü eda etmede gecikmez.

RAMAZAN AYI’NIN İNSANLARA KAZANDIRDIĞI ERDEMLER

            Oruçlu Müslüman, kendi helal malını dahi sırf yaratanın rızası için tenhada da olsa yiyemez. Yemesini engelleyen kuvvetli iradeye ve sabra sahip kılar. Fazilet itibariyle bu kadar yükselen kimsenin; başkalarının malında gözü olmasına veya haram bir şeyi yemesine imkan var mıdır?

            Oruç sayesinde, insanları huzursuz eden tartışma ve kavgalar yerine, nezaket ve sağduyu kurallarına uymayı sağlamış olur. İstatistiklere göre, ülkemizde en az suç işlenen dönem Ramazan Ayıdır. Demek ki İslami ibadetlerin tamamı yerine getirilen toplumlar da  kavgaya yer  verilmediği gibi Saadet Devri  hayatına benzer bir hayat yaşanır.

            Oruç tutan kişi, orucun adap ve erkanına uygun davrandığı gibi, Allah’ın huzurunda ve ibadet halinde olduğunu hatırından çıkarmaz. Artık bu insandan, Allah-u Teala’nın rızasına uygun olmayan hareket ve davranışlar beklenemez. Zaten o bilir ki, yalan başkalarını çekiştirme, yerme, kötüleme, koğuculuk ve her türlü kötü söz orucun faziletini eksiltir. Peygamberimiz (s.a.v) şu Hadis-i Şerifle bizleri müjdelemiştir: “ramazanın faziletine inanarak ve mükafatını umarak oruç tutan kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.”

            İlmi ve anlayışı yüksek olanlar, bedenin, ruhun mekanı ve nefsin arzularının dönüp durduğu yer olduğunu bilirler. Nefsin, bedeni arzuları ne kadar çok olur ve bedene ne kadar galip gelirse, ruhun gelişmesi de, o kadar az ve hatta hiç olmaz. Bütün dinlerde, nefsin ararını yapmamak yani nefsi kırma, kanaat içinde yaşamak, Allah-ü Teala’ya yaklaşmaya vesile olur diye bildirilmiştir. Riyazet nefsin şehvetini kırar. Bunun için her dinde nefsi kırmak, kıymetli tutulmuştur.

            Orucun, dünyadaki faydalarından biri, insanlara açlığın ve susuzluğun ne demek olduğunu öğretmektir. Zira tok olan, hiçbir zaman açın halinden anlamaz ve ona merhamet etmez. Oruç, nefse hakimiyeti de öğretir.

            ORUCUN SAĞLIĞIMIZA YARARLI ETKİLERİ

            Oruç sıhhat kaynağıdır. En sık görülen hastalıkların başında sindirim bozuklukları gelir. Senenin onbir ayında devamlı yemek ve içmekle sindirim organları yorulmuştur. İnsan midesi ve bağırsakları, senede bir ay dinlenerek sağlığını korumuş olur. Maruz kalınacak bir takım hastalıklara karşı vücut kendi kendine hazırlık yapar. Yüksek tansiyon gibi hastalıklar yok olur. Bu hikmete binaen Peygamberimiz: “Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz” buyurmuştur.

1) ORUÇ KANSERİN DÜŞMANIDIR: Kanser üzerinde yapılan bir araştırmada oruçlu kimselerin adrenalin ve kortizon hormonlarının kana daha kolaylıkla karıştığı gözlenmiştir. Bu hormonlar tesirlerini kanserli hormonlar üzerinde de göstermektedir. Böylece adı geçen hormonlar kansere karşı bir çeşit kalkan rolü oynamakta, yani kanser hücrelerinin çoğalmasını önlemektedir. Oruç tutan bünye adeta bakıma girmekte, iç organları saran yağlar erimekte, vücudun zindeliği artmakta, direnme gücü kazanarak mide, böbrek, şeker, kalp ve karaciğer hastalıklarına karşı mukavemet etmektedir. Oruçlu iken gündüzleri kolesterol seviyesi düşer. Damar cidarında biriken eski kolesterol artıkları da yavaş yavaş sertliklerini yitirir. Böylece günümüzün ani hastalığı olan kalp krizleri ve felçler orucun tesiriyle adeta yok olur. Kalp üzerinde ani ve kötü tesiri olan üç sebep vardır: Damar sertliği, sinir yorgunluğu, midenin devamlı tazyiki. Bu üç tesir de oruçtan dolayı kati istirahat halindedir.

2) VÜCUT YENİLENİYOR: Orucun sağlığa olan etkileri sadece Müslüman alemi tarafından değil, dünyaca ünlü bilim adamlarınca da takdir edilmiştir. 1940 Nobel Tıp Ödülünü kazanan ünlü bilim adamı Dr. Alexis Carrel, “L’hamme Cet İnconnu” adlı eserinde oruç sırasında organizmalarda depo edilmiş besin maddelerinin harcandığını, sonradan bunların yerine yenilerinin geldiğini, böylece bütün vücutta bir yenilenme olduğunu anlatır, orucun sağlık bakımından çok faydalı olduğunu söyler. Keza Fransız Profesör Pier Mulen’in oruç hakkında söyledikleri de hayli ibret vericidir: “İslam dünyasının en yararlı kurumlarından biri oruçtur. Oruç, bedenin hem fiziksel, hem ruhsal dinlenişidir. Dokuları temizler, birikmiş toksinleri, zehirleri atar. Müslümanlar böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler… Hristiyan dininde orucun bulunmaması büyük bir kayıptır. Aslında insanların her hafta bir gün oruç tutmaları, başka bir deyimle diyet etmeleri ve sadece meyve suyu içmelerinde büyük yarar var. Böylece vücut, doku ve organlardaki zehirleri atar, beden dinçleşir” Prof. Strüb de oruç hakkında, “Oruç tutan bir bünye adeta revizyona girmektedir” demiştir.

3) ORUÇ ÖMRÜ UZATIYOR: Oruç tutmanın ömrü uzattığı, stresten ve şeker hastalığı gibi hastalıklardan koruduğu bildirildi.  “Proceedings of the National Academy of Sciencos” dergisindeki habere göre, yapılan deneylerde, iki günde bir yemek verilen deneklerin, düzenli, ancak az yemek verilen deneklere göre daha az stresli, kanlarındaki şeker ve insülin değerlerinin daha sağlıklı bir seviyede olduğu belirlendi.

ABD’nin Maryland eyaletindeki Ulusal Sağlık Enstitüsü’nde (NIH) görevli bilim adamı Mark Mattson ve ekibi, arada bir oruç tutmanın ve sürekli olarak az yemek yemenin etkilerini karşılaştırmak için deneyler yaptı.

            Mattson, daha önce yapılan araştırmalarda, verilen kalori miktarı 3’te 1 oranında düşürülen deneklerin daha sağlıklı olduğu tespit edildiğini hatırlatarak, yeni yapılan deneyle, iki günde bir oruç tutmanın çok daha etkili olduğunun ortaya çıktığını söyledi.

            Aynı ekip, daha önce yaptığı deneylerde, öğün atlayan deneklerin felç ve Parkinson ile Alzheimer gibi nörolojik hastalıklara daha az yakalandığını tespit etmişti. Mattson, öğün atlandığında yahut oruç tutulduğunda, beyinde sinir hücrelerinin büyümesini ve ölmemesini sağlayan BDNF maddesinin (Brain Derived nuerotrophic Factor-Beyin Kökenli Sinirsel Büyüme Faktörü) üretildiğini söyledi.

4) KALP ENFARKTÜSÜ GEÇİRENLER AZALIYOR: Ramazan ayında Koroner kalp hastalığı ile ilgili hastanelere müracaat eden hastaların sayısında azalma vardır. Kalp enfarktüsü sonrası ölüm oranlarının da azaldığı görülmüştür. Oruç esnasında metabolizmanın yavaşlaması kalbin yükünü azaltır, ancak kalbin fazla eneri üreten yakıtın temini daha kolaylaşmıştır. Yani oruç esnasında kalp daha fazla enerji üretebildiği halde, daha az yükle karşı karşıyadır. Kalp ritim bozukluğu olanların ve kalp yetmezliği bulunan hastaların oruçla daha rahat oldukları gözlenmiştir.

5) ORUÇ TUTUN, SIHHAT BULUN: Oruç tutmanın insanın sağlığı üzerinde sayılamayacak kadar çok faydası vardır. Hastalıkların çoğu, çok yemekten ileri gelmektedir. Orucun en önemli tesirleri, karaciğer ve damarlar üzerinde görülür. Karaciğer; vücudun muazzam bir kimya laboratuarıdır. Vücudumuzda çok önemli görevleri vardır. Bundan dolayı 24 saat çalışır. Bu yüzden çok yemek ve çok içmek karaciğer için çok zararlıdır. Oruç tutarak karaciğer dinlendirilir ve bir sene daha sağlıklı çalışma imkanı bulunur.

Oruç, damarlardaki besin artıklarının birikmesine engel olur. Oruçlu iken su azaldığı için, damarlar üzerindeki basınç kalkar ve küçük tansiyon sağlıklı olur.

            Oruçla, alkolikler ve sigara tiryakileri bu kötü alışkanlıklarından da kurtulmaktadır.

            Kutsal Ramazan-ı Şerif ayınızı kutlar, mutluluk ve huzur dolu nice Ramazan’lara sağlıklı olarak ulaşmanızı Cenab-ı Hak’tan dilerim.

            Onbir ayın sultanı Ramazan için yazdığım bir şiirimi takdim ediyorum.

            Hoşça kalınız…

 

ON BİR AYIN SULTANI RAMAZAN

 

            On bir ayın sultanı,

            Kavuştuk RAMAZAN’a

            Her gecesi mübarek,

Geldik RAHMET Ayı’na.

 

Bak donandı kandiller,

Dolup taştı camiler,

Geldi ŞEHR-İ RAMAZAN,

Barışmalı küskünler.

 

Bu ayın başı RAHMET,

            Ortası da BEREKET,

Bu fırsatı kaçırma!

Sonu ise MAĞFİRET

 

İftar saati geldi,

Şenlendi hep sofralar

Sahura kalkacağız,

Sofrada bol yemek var.

 

Oruç sağlık getirir,

Ruhu tedavi eder.

Mü’minler melekleşir,

Bu aya hürmet eder.

 

Terevih namazında,

Coşuyor hep gönüller,

Eller açık duada,

Geliyor, mutlu günler

 

İlahiler söylenir,

Hafızlar Kur’an okur,

Kalbimiz temizlenir,

Tüm günahlar affolur.

 

Oruç sabr-ı öğretir;

Günahtan alıkoyar,

Oruç tutan insanın,

Kalbi sevgiyle dolar.

 

Sevinçlidir mü’minler,

Oruç nefsi firenler,

ALLAH’ı zikredelim,

Cennet ile müjdeler.

 

RAMAZAN’ın içinde,

KADİR GECESİ vardır

On bir ayın sultanı,

Bin aydan hayırlıdır

 

Sonunda oruç bitti,

Uğurladık RAMAZAN’ı,

MEVLA’nın mükafatı,

Yaşıyoruz BAYRAM’ı

 

Hamdi ERTÜRK