VEFADA ADİL OLMAK

Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra bu şehir İmparatorluğun ve İslam aleminin kalbi olmuş ve Osmanlı’nın üç kıtaya doğru yayılması hızlanmıştır. Bir çağ kapanıp başka bir çağ başlamıştır.

            İstanbul hem tarihi hem doğal güzellikler açısından benzersiz bir şehir. Eşi ve benzeri olmayan bir tarih hazinesi. Onu bize emanet edenlere minnettarız. Onları saygı ile anıyor şükranlarımızı sunuyoruz. İstanbul’u alan devletin adı Türk olmasa da Avrupa’da “Türkler geliyor” unvanı yayılmış Türk adı 1453’den sonra nam salmıştır. Dinimiz de bu tarihten sonra dünyada daha çok yayılmıştır. Bu olay bizim için sevindirici olmakla birlikte Avrupa ve Hıristiyan dünyası için ziyadesiyle üzücüdür. Bu yüzden yaralarını deşecek kadar büyük törenlerle kutlanmasını doğru bulmuyorum. Zamanla unutmalarını ve yeniden alma hayallerinin silinmesini sağlamalıyız. Birinci Dünya savaşı sonunda bu fırsatı yakalayarak işgal etmişlerdir. Daha sonra işgal Anadolu topraklarına doğru yayılmıştır. Üç kıtaya yayılan İmparatorluk Anadolu ortasına hapsolmuş İstanbul İngilizlerin eline geçmiştir. Halk ise umutsuzluk içinde kaderine razı olmuştur.

            İşte bu ortamda Mustafa Kemal liderliğinde bağımsızlık yanlıları isyan ederek düşmana karşı savaştılar. Padişah ve yandaşları ise onlara yardımcı olacak yerde çalışmalarını baltalamaya çalıştılar. Atatürk yurdu kurtardıktan sonra en son İstanbul’u da kurtardı ve milletine yeniden armağan etti.

            İstanbul’un fetih yıldönümünü kutlamak elbette doğru ama burayı yeniden milletine kazandıran Atatürk’ün adını anmamak vefasızlık değil mi? Vefada adaletsizlik değil mi? Fetih kutlamasında on binlerce insanı oraya toplarken terör tehlikesi söz konusu olmuyor. Gerekli tedbirler alınıyor. Çok güzel. Ama yurdun kurtuluşu için tertip edilen milli bayramları kutlamamak için terör ve şehitler bahane ediliyor. Allah yanında şehirlerimizin buna razı olmayacağına eminim. Şehitlerimizin atalarının yaptığını bugün torunları yapıyor. Torunları dedelerinin hatırlanmasına, kutlanmasına niçin üzülsünler. Küçük hesaplar için gerçekleri milletten saklamak insanlığa sığmaz. İnsanlığı her zaman gurur ve hep benim düşüncelerim doğrudur düşüncesi yok eder. Böylece yakın tarihimizi yok etmeye çalışmak Türklüğü yok etmek demektir. Çocuklarımızdan doğruları saklamakta geçmiş ve geleceğimizi yok etmek anlamına gelir. Elimizden alınmaya çalışılan vatanımızı bize yeniden kazandıran Atatürk ve Kurtuluş savaşı kahramanlarını unutturmaya çalışmak vefasızlıktır. Siyasi düşüncelerimiz için bunları yapıyorsak küçülür ve bir gün kayboluruz. Gelecekte şerefle değil nefretle anılırız.

            Atatürk; “Eğer bu memleket ve bu millet parçalanacak olursa umumi şerefsizliğin altında, şunun bunun şerefsizliği de parça parça olur” sözüyle bunu anlatmaktadır. Saygılarımla.