CAHİT KÜLEBİ HASRET DUYDUĞU TOPRAKLARDA NİKSAR'DA-3

Niksar denilince işini gücünü bırakan İLESAM’ın başarılı yeni Başkanı M.Nuri PARMAKSIZ:

“İLESAM (Türkiye İlim ve Sanat Eserleri Meslek Birliği) adına bütün kültür sanat dünyasını selamlıyorum. Bugün burada farklı bir konuşma yapmak, kavramlar üzerinde durmak istiyorum. Şiir, şair, kültür, medeniyet, miras, nesil, ruh KÜLEBİ, Niksar. Bu kavramlar birbiriyle ilgilidir. Şiirdir bu âlemin güzelliğini başka bir görüp dillendiren, şairdir dillendireni kelimelerle ifade eden. Kültürdür ortaya konulanın kabuller dünyası. Medeniyettir kültürle oluşan değerler bütünü. Nesildir var olanı koruyan onu geleceğe ulaştıran. Ruhtur ölümsüz olanı ifade eden. KÜLEBİ’dir. Bütün bunları şiirlerinde bir araya getiren. Güzelliği ve sanatın ismi ve Niksar’dır. Külebi’nin ruhu, yurdu güzel insanların değerlerin ruhu.

 

Siz baksanız bir şey göremezsiniz

Ardıçlar gürgenler tozlu yollar

 

            13 yıldan sonra Külebi istediği yerde artık. Mehmet Kablan’ın Nesillerin Ruhu eseri aklıma geldi. İşte Niksar’da böyle bir ruh, böyle bir nesil, tarihe sahip çıkan bir kuşak var. Ne mutlu Niksar’da böyle bir kaymakam, Belediye Başkanı Duran YADİGÂR, Ali KÜLEBİ var, Hasan AKAR, Necati GÜNEŞ Müjdat ÖZBAY, Turan ERDOĞAN var. Var da var. Niksar’da çok değerler var.

Yurt dışında sorarlar sizin kültürünüzde kimler var diye. Ben bugün çok mutluyum. Külebi, özlemle yâd ettiği Niksar’da artık. Ben de bu topraklara çok geldim. Tabiat güzelliği, tarihi, değerli dostlarım var burası artık bizim memleketimiz.”

            Mikrofona gelen Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Cahit ÇAĞIRAN oldukça heyecanlı ve sevinçli. Güzel, tok sesiyle bulunanları kabri başında Cahit KÜLEBİ’ye ulaştırıyor:

“Cahit KÜLEBİ’ye en güzel hediyenin onun mezarında şiirlerini seslendirmek olduğuna inanıyorum.

 

Yurt Şiirinden:

Tokat’la Niksar arasında

Bir küçük ev görünür uzaktan

Kütükten duvarlı, önünde çeşme akar,

Yeşermiş gibi topraktan

 

Hikâye Şiirinden:

Senin dudakların pembe

Ellerin beyaz

Al tut ellerimi bebek

Tut biraz

 

Atatürk Kurtuluş Savaşında Şiirinden.

Bu toprak bizim yurdumuzdur

Deli gönül yücesine çıkar,

Bir üveyik olur uçar gider

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a kadar.

 

Gel Seninle Resim Yapalım Şiirinden:

Gel seninle resim yapalım.

Bir yüz çizelim ince,

Küçük nezleli bir burun

Ve gözler zeytin iriliğinde”

 

Dua için mikrofona gelen Niksar Müftüsü Selahattin ŞANVER etkili bir dua yapmak için elleri, kalpleri duaya yönlendiriyor:

“Ezelden beri bir vefa borcu olarak düşündüğümüz gerçeği icra ettik. İki şairi, iki söz ustasını yan yana getirdik. Vatan sevgisi bizde ezeldendir, imandandır. Şairlik ince ruhlu demek. Gençlerimize ince ruhlu, merhametli olmayı nasip et. Bize vatan sevgisini, millet sevgisini, gençlerimizi, evlatlarımızı böyle değerli, mümtaz şahsiyetler yolunda eyle.”

Ve dua yağmurunun güzelliğinde beklenen Anıt Mezar törenle açılıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin BOZOĞLU, Niksar Kaymakamı Uğur TURAN, Niksar Belediye Başkanı Duran YADİGÂR ve Ali KÜLEBİ kurdeleyi keserek anıt mezarın açılışını gerçekleştiriyorlar.

İkindi Namazında Niksar Şeyh Keşfi Osman Efendi Camiinde Cahit Külebi ve eşi için Mevlid-i şerif okunarak ruhları şad ediliyor. Etkinlikleri ART, Tokat Güneş Televizyonu, Tokat Gazetesi, Niksar Danişmend Gazetesi, Yeşil Niksar Gazetesi, Niksar Zafer Fotoğraf Stüdyosu mensupları titizlikle takip ederek kayıt altına alıyor.

Yemek sonrası misafirler için şehir kültür gezisi var programda. Araştırmacı yazarlar M.Necati GÜNEŞ, A.Turan ERDOĞAN ve Hasan AKAR, Niksar’ın tarihi anıtlarını ve restoresi yeni tamamlanan Niksar Yağı Basan Medresesi’ni gezdirerek bilgilendiriyorlar.

Akşam şehrin en güzel salonu olan Şöhretoğlu Sosyal Tesisleri’nde ”Erzurumlu Emrah’tan Cahit KÜLEBİ’ye Kültür Sanat Şöleni” var. Niksar’ın kültür ve sanatseverleri salonu doldurmuşlar

Şölenin konuşmalar bölümünün sunumunu Araştırmacı M.Necati GÜNEŞ Bey yapıyor. Gecenin açış konuşmasını yapmak üzere Niksar Belediye Başkanı Duran YADİGAR’ı davet ediyor. Başkan nezaketen selamlama konuşması yaparak, hoş geldiniz dileklerinden sonra sözü misafirlere bırakıyor

 Niksar Belediyesi Kültür Ekibinden Kemal ÖZBAY ve Gökhan ATAKLI’nın hazırladığı “Külebilerin Niksar’ı”konulu sunum ilgi ile izleniyor.

            Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı Ömer BOZOĞLU nezaket konuşması için mikrofona davet ediliyor:

“Sayın Bakanımız Ertuğrul GÜNAY programları sebebiyle çok arzu etmelerine rağmen katılamadılar. Selamlarını, saygılarını iletiyorum.

 

Cahit Külebi:

 Niksar’daki evimizde iken

Küçük bir serçe kuşu kadar hürdüm

 

Dediği Niksar’ına geç de olsa kavuştu. Onun duygularının aramızda olduğunu hissediyoruz. O da bu duyguyu eminim ki istiyordu. Kendi vasiyeti ve ailesinin kararı yerine getirildi. Ruhu şad olsun. Bu etkinliklerin gerçekleşmesinde emeği geçen yetkililere ve görünmeyen kahramanlara ayrıca teşekkür ediyorum.”

Sahneye alkışlar içinde Cahit KÜLEBİ’nin oğlu Ali KÜLEBİ davet ediliyor. KÜLEBİ, yorgun ama çok duygulu ve böyle bir şairin evladı olmaktan da çok mutlu. Zaman zaman duygusallığının sözleriyle birlikte gözlerine vuruşunu engelleyemediği konuşmasında:

“Dedem Necati ERENCAM, Niksar’da uzun yıllar Nüfus Memurluğu yapmış. Prof.Dr. Tuncer BARAN halamın oğlu, amcam Nihat ERENCAM keza burada doğmuş büyümüş. Küçük halamın beyi Sermet BALCI yine bu şehirde başarılı bir kaymakamlık yapmış.

Babamı yıllarca unutmayan dostları vardı. O da bu bağları hiç koparmadı. Yekta Güngör ÖZDEN bizim her zaman kopmayan bir bağımızdı.

Niksarlı, babama her zaman değer verdi. Hayatı boyunca onda da ayrı bir Niksar sevgisi ve yeri vardı. Burada Cahit KÜLEBİ Caddesi var. Özellikle sağlığında isminin verilmesine çok mutlu oldu. Eski Belediye Başkanlarından Ahmet Duran ÜNVERDİ ‘nin kendisini ziyaretinden çok mutlu olurdu.

         Ben de babamın Niksar’la ilgili duygularını biliyorum. Rıza ZELYUT yıllar önce babamın kabrinin buraya nakli konusunu ortaya atmıştı. Doğrusu önce olumlu yaklaşamadım. Zira cenazenin nakli kolay değildi.

Belediye Başkanı Duran YADİGAR’ın göreve başlamasından sonra Rıza ZELYUT’un bu konudaki girişimleri hız kazandı. İnsanlar sevdikleri yerde bulunmaktan çok mutlu olacak diye düşündüm. Benim zor kararımı olumlu yöne çevirdi. Buraya geldiğimde Geçen yıl buraya gelişimde Niksarlıların babama olan sevgilerini hâlâ yaşattıklarını gördüm. Bunlar kararımın netleşmesine sebep oldu.

Niksar Kaymakamı Uğur TURAN Bey de gelişmelere daima sıcak baktı. Zaten babamın Niksar’a son gelişinde ilk gittiği yer hemşerisi Erzurumlu Emrah’ın türbesi olmuştu. Bunu da bir hayli düşündüm. Daha sonra Araştırmacı Yazar Hasan AKAR Hocamın yapmış olduğu mülakatların neticesinde bu ziyaretinin manevi yanlarının da olduğu kanaatine vardım. Bugün Niksar’daki konuşmalardan ve anlatılanlardan da bu manevi güzellik apaçık ortaya çıktı.

            Beni bu noktaya getiren bir neden de Niksarlıların vefa örneğidir. Erzurumlu Emrah’a 160 yıldır burada sahip çıkıyorlar. Biz bugün varız, yarın yoğuz. Babamı ve annemi emanet etme noktasında Niksarlıların dualarını esirgemeyeceklerinden hepimiz çok eminiz.

Biz bazı tepkilere rağmen karar verdik ve bazı ısrarcı girişimleri bir kenara bırakarak kararımızdan dönmedik. Vermiş olduğumuz bu kararda da ne kadar haklı olduğumuzu bugün bir kere daha gördüm. Biliyorum ki annemin ve babamın ruhu burada şad olacaktır.

Bize ve kültür sanat dünyasına bu değerleri kazandıran Kültür ve Turizm Bakanı’na, Niksar Kaymakamına, Belediye Başkanına, Rıza ZELYUT Bey’e, Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği’ne, Ankara Niksarlılar Derneği’ne keza bizi önemli ölçüde yüreklendiren Yekta Güngör ÖZDEN Beye teşekkür ediyorum.

         Artık annem babam burada size emanet. Çünkü babamın gönlünden hep buralar geçiyordu.(Gözleri doluyor).Kardeşim Ahmet ölünce mezar yeri aldık. Önce annem sonra babam öldü.

         1946 yılında yazdığı Çarşı şiirinde de babam sanki bu günleri hatırlatıyordu.

 

Mezarımı çarşının ortasına kazısınlar

Akça kadınlar

İnce kadınlar

Başucuma gelip ağlasınlar.

 

Ben öldükten sonra

Ben öldükten sonra

Dostlar yaşasınlar.

 

Kaleye çıkıp da buraları seyredince işte bunu gördüm.

Keza Haziran Şiirinde de böyle:

Her akşam bulutlar

Bilmez telaşımı

Her akşam bulutlar

 

                                                

Belki de haziran

Bulacak naşımı

Belki de haziran

 

Bir gün geleceğim

Alıp şu başımı

Bir gün geleceğim

 

Bu şiiri 1938 Haziranında yazmış. O da Haziran’da öldü ve 13 yıl sonra başka bir Haziran’da Niksar’a defnedildi. Bunlar derin değerlendirilmesi gereken olaylardır.

Babam Bacanak dediği Karacaoğlan’dan da halk türkülerini derlemiştir.

Ona yazdığı bir şiirde şöyle seslenmiştir:

 

Bacanak, senin sevdiğin

Kızların gelinlerin

Kemikleri sürme oldu ama

Yaşadı türkülerin

 

Konservatuarda iken Muzaffer SARISÖZEN’e Niksar’ın Fidanları türküsünü yaşatalım dediğini çok iyi hatırlıyorum.

Bir anısında Niksar’da at yarışlarına katıldığını, üçüncü olduğunu anlatmıştı.

Biz, Erzurum kökenliyiz. Gullabi lakabımızmış. Tacikistan’ın Özbek tarafında Gulleb adındaki coğrafi yerden babaannem bahsederdi. Ancak Niksar’daki Külebi Köyü’nden de esinlendiğini biliyorum.” (SÜRECEK...)