ORUÇLU GÜNLER...

“Kim iman ederek ve sevabını Allah'tan umarak ramazan orucunu tutarsa önceki günahları affedilir.”

Oruçla ilgili yazılan ve söylenenlerin dışında, oruçlu insanın kendi dünyasını yansıtan yazıları daima ciddiye aldım. Ben oruçlu iken ne düşündüm, ne yaşadım, ne yazdım.

Bu çok önemli diye düşündüm. Çoğu kez vücudumun bütün hücrelerini oruç tutmaya hazırlayabildim mi? Sorusunun kendimde cevabını aradım.

“Önceki günahlar affedilir.” derinliğinin insan beynindeki fırtınasını kelimelerle dans ederek tahlil makamında bir ses verişle iftara doğru yürümek. Daha öncesi sahur sessizliğinde topsuz, salasız kendi sessizliğinde bir kardeş ülkede sabrın en yüksek noktasına ulaşmak.

“Oruç sabrın yarısıdır.”

“Oruçlunun uykusu ibadettir.”

Hazar kıyısında iftar öncesi yaptığım yürüyüşlerimin huzuru, mutluluğu ve tatlı telaşını her ramazan ayında hatırlamak adet haline geldi sanki.

2001 yılı 16 Kasım-15 Aralık ayı Bakü’de geçirdiğim oruçlu günler.

Oruç tutuğumuz günlerin sevabını kimden isteyeceğimizi ve alacağımızı çok iyi biliyorum. Kardeş ülkede bu güzel günlerin manevi atmosferini görmek, tutmak, dokunmak, etrafında kim varsa birlikte yaşamak biraz zor olsa da zoru başarmak gerektiğine inandığınız an kendinizi rahatlatacak yeri, insanları bulmakta zorlanmıyorsunuz.

Özellikle ikindi sonrası rahatlamak ihtiyacı hissettiğim an Bakü’nün başta sahil şeridi (şehir merkezi) olmak üzere önemli bölümünü görme şansını yakaladığım şehitlikteyim. Burada hem Azerbaycan şehitliği var hem de bizim şehitlerimiz yatıyor.

Bir de şehitlik camii var.

Şehitlik Camiinin inşa edildiği park, dost ve kardeş ülke hükümeti tarafından şehitlik olarak ayrılmış ve Azerbaycan topraklarını savunurken şehit olan askerler burada toprağa verilmişler. Zamanın Azerbaycan yöneticileri burada bir cami yapılmasını Türk yetkililerden istemişler, bu istek üzerine Türkiye Diyanet Vakfı, şehitlerin aziz hatıralarının kalplerde daima yaşaması ve günde beş vakit dualarla anılması için camii yapılmıştır.

Biliyorum ki bu cami yapmakla hem şehitlerimize karşı görevimizi yaptığımıza, hem de Azerbaycan’lı kardeşlerimizin manevi hayatlarının zenginleşmesine katkıda bulunmaktadır.

Yaklaşık bir yıl Cuma namazlarımın çoğunu kıldığım Şehitlik camiinde ve avlusunda kardeş ülkede yaşayan başta bizim ve dünyanın dört bir tarafında Bakü’ye gelmiş Müslümanlarıyla saf olmanın tadını bilenlerdenim.

            Şehitlik Camiimizin 12 Temmuz 1996 Cuma günü hizmete açılış töreni nedeniyle hazırlanan broşürden genel bilgiler aktarmak istiyorum.

            Camii projesi, 16. Asır klasik Türk-Osmanlı mimarisi tarzına göre hazırlanmıştır. Bu sebeple cami Mimar Sinan çağının özelliklerini taşımaktadır.

            * Azerbaycanlı kardeşlerimize, camii bol bir şehir olan İstanbul’u hatırlatması için projede klasik Türk-Osmanlı mimari tarzı seçilmiştir.

            *Camiin dış cephesi Bakü Karadağ’dan çıkarılan ve ahşap yapı elamanları Türkiye’den getirilip yerine monte edilmiştir.

            *Mermerden yapılmış olan mihrap ile dış cephe kapıları üzerine yazılmış olan ayetler ve süslemeler altın varakla kaplanmıştır.

            * Minare şerefelerinin kandillerle aydınlatılması geleneğine uyularak, camiin minare şerefeleri kandillerle aydınlatılmıştır. Spot lambaların şerefe taşlarında açılan oyuklara yerleştirilmesi suretiyle, kandille aydınlatmada yeni bir usul uygulanmıştır.

            *  Camiin ısıtma tesisatı yerden ısıtma usulüyle yapılmıştır. Bu sebeple kış mevsiminin soğuk günlerinde cemaat sıcak bir üzerinde ibadetini rahatça yapabilecektir.

            * Minarenin biri camiin içinden, diğeri dışından olmak üzere ikişer kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan hem minarelere, hem de mahfil katına çıkılabilmektedir. Böylece kadın cemaatin minare kapıları ile doğrudan mahfil katına çıkmasına imkan sağlanmıştır.

            * Bu camiin projesi İstanbul ve Aşkabat-Kıpçak Obasında da uygulanmıştır. Yani bu camiinin biri İstanbul’da diğeri Aşkabat- Kıpçak’da olmak üzere iki kardeşi bulunmaktadır.

* Camiin bütün masrafları Türkiye Diyanet Vakfı tarafından karşılanmış, halısı ise Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL tarafından serilmiştir. Bu sebeple Şehitlik Camii ve çevresindeki binalar Anadolu Türklerinin Azerbaycanlı kardeşlerine bir hediyesidir.

            2000’li yıllarda yaklaşık dört milyon nüfusu olan bir şehirde beş-altı camii olduğunu düşündüğünüzde Şehitlik Camiinin önemi daha iyi anlaşılabilir.

İkindi namazlarının bitirilmek istenmeyen rekatlarının manevi derinliğinde şehitlik mekanında duaya teslim oluşun titreşimini anlatmak için yaşamak gerek.

            Cuma namazları sonrasında Din Müşavirliğimizin isteyen herkese semaver çayı ikramıyla özellikle Türkiye’den herhangi bir nedenle orada olan insanımızın tanışması, kaynaşması, yardımlaşması ne kadar güzel.

            İlk günlerde her Cuma namazı sonrası size Osman Bey’i tanıştırayım diye ayağa kalkışı en az yarım saat süren el sıkma, memleket muhabbeti unutulmaz anıların en güzelleridir.

Sonra Bakü’de Hazar’ın kıyısında, Azatlık meydanına bitişik çok önemli bir taş bina. Hükümet binası. Sekizinci katında bulunan işyerimle ile ilgili uzun tarifler. Türk İşbirliği Ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Baku koordinatörlüğü ve Din Müşavirimiz Halil Demir’in samimi iltifatları.

            Bakü’ye giden hemen herkesin ziyaret ettiği şehitlikteki camii yapılırken klasik Türk-Osmanlı mimari tarzı seçildiğini ifade etmiştik.

Okuyucularımıza oruçlu günlerin feyz ve bereketini paylaşmak adına başladığımızın derinliğinde Kardeş ülke Başkenti Bakü’de gezintiye çıkmanın da sessizliğinde Şehitlik Camiini Şehitler Çeşmesi, Şadırvan, İmam bürosu ve Din Müşavirliğimizin süslediğini de belirtmek gerekmektedir.

            Her akşam teravih kılmanın ön hazırlığını yaşamak. Çünkü camiiler her mahalle, cadde veya sokakta değildir. Vaktinde yetişmek için iftar sonrası, akşam namazı kılınışıyla hemen evden çıkmanız gerek trafiğin o anki durumuna göre değişen otuz yada kırk beş dakika yolunuz var.

            "Oruç da, Kur'ân da kula, yani, kendilerine devam edenlere, kıyamet günü şefaat edeceklerdir.” denmiştir. Öyleyse teravih rekatları oruçla bütünleştiğinde anamızdan doğduğumuz günde ki gibi günahlarımızdan arınmış olacağız.

Önümüzde gecelerin sultanlarından olan Kadir gecemiz var. Biraz ötesi Ramazan Bayramı.

            Başta okuyucularımın olmak üzere, hemşerilerimin ve Türk-İslam Aleminin bayramını tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

 

Osman BAŞ

 02.09.2010