AKRABALARINI GERÇEK MANADA ÇOK SEVEN KIZIM

Sevgili Kızım ,

Senin büyürken fark ettiğim özelliklerden bir tanesi de akrabalarını çok sevmen oldu. Yaşın küçük ve saf temiz duygularla dolu olduğundan , anne ve babanın akrabalarını neden senin kadar sevmediklerini anlamakta zorlanmaktasın. İlerde yaşın ilerledikçe ve dünyanın  ne kadar etme bulma dünyası olduğunu gördükçe sen de bizleri anlayacaksın. Ben bu mektuplarımla olumsuz duygular aşılamıyorum sana . Sadece dünyanın acımazsızlıklarını  olduğu gibi anlatmaya çalışmaktayım. Dünyanın acımasızlıklarını asana anlatarak , ilerde tedbirlerini ona göre almanı sağlamanı istemekteyim.

Canım kızım,

Sevmek eylemi gerçek manada sevmesini bilen insan için çok ulvi , çok güzel duygu. Bizleri yaratandan başlayarak,  bizi seveni sevmek gerçek manada benim de çok sevdiğim duygular. Ancak karşılıksız sevgilerin de  bir işkenceden farkı olmadığını hayatta yaşarken anlamaktayız. Bizi seviyor görünüp de sevmeyen insanlarla muhatap olmak insanın gerçek sevgisini ve güvenini sarsmakta. Bu konuda çok  sıkıntı çektim bende.

Canım kızım,

 Sadece akrabaları değil, insan olması hesabı ile herkesi sevmek  insanlık borcudur. Ancak  seni sevdiğini söyleyip de sevmeyen , davranışları tavırları ile   bunu ispatlamayan insanlar  ne yazık ki sevgimizi sarsmakta. Seni ziyaret etmediği halde “ Geldim , bulamadım , yoktun” gibi yalanlarla kendi yalanlarına da inanan, davranışları ile çocuklarını maddiyata boğarak halasına, amcasına düşman eden hacı hoca geçinen insanların  sahte sevgilerine inansam mı, inanmasam mı ? İnansam yalana inanmış olacağım, inanmasam “kimseyi beğenmemiş” damgası yiyeceğim. Bu durumda işte böyle iki arada bir derede kalıyorum.

Sevgili kızım, canım,

İnsanlar sadece maddi kaygılarla yaşadıkları zaman, her şeye maddi pencereden baktıkları zaman, manevi dünyalarını ne yazık ki geliştirememekteler. Her ne kadar onlar manevi dünyalarını  zenginleştirmek için  ibadetlerini ortaya koysalar da ibadetler kul ile Allah arasında olan şeyler. Bizler ise insanız beşeri münasebetlere bakarız . İnsanların bize doğru olmasını , sevmiyorsa açıkça söylemesini , güvenmiyorsa açıkça anlatmasını, bizi yanlarına istemiyorlarsa “ Artık yanımıza gelme” demesini bekleriz.  Ancak insanların  “ Bizi niye ziyaret etmiyorsun? “ diye bizi sorgulaması ama kendilerinin bizi ziyaret etmemesi onların ne kadar samimi olduğunu göstermekte. Acaba böyle söyleyerek böyle davranan insanların samimiyetine ne kadar  inanacağız. İşte sen de zamanla bunları anlayacaksın.

Canım kızım,

Zaman geldikçe insanların barışını istiyormuş , onların barışmasını  istiyormuş görüp de   onların arasında fitne fesat ekmeye çalışan hacı hoca takımını da göreceksin. Bu insanlar maddiyata düşkün olunca , maneviyatları işte böyle samimiyetten uzak , yalan dolan ile olmakta. Bu yüzden ben sana derim ki, yalancıktan sevmekten ve insanları kandırmaktansa , doğru sözlü olup ta , kaba görgüsüz  tanınmak,  samimi olmak daha gerçekçi. Bu da manevi yaşamı gerçek manada yaşamak demek bence. Sende büyüdükçe bunu anlayacaksın.

Canım kızım,

 Bizler de anne ve babamızdan akrabaları sevmeyi öğrendik. Kitaplarda akraba sevgisinin önemine baktık. Okuduk. Bizlerde akrabalarımızı sevmeye baktık. Onları ziyarete gittik. Kucakladık.  Baktık ki akrabaların amacı ev araba yığmak,  bizlerden maneviyatımızdan , bilgimizden faydalanma gibi niyetleri yok. Onların amacı evlerine yeni nasıl evler ekleriz? Arabamızın  modelini nasıl yenileriz ? ile meşguller. Kimse kendine Bugün  Akrabalarımızdan kimleri ziyaret ettik ?   Kime gerçek manada sevgi gösterdik ? Falanca akrabamızın  başarısının sırrı ne acaba? Sorularını hiç sormamaktalar. Sanki çocuklarının sevgiye hiç ihtiyacı yokmuş gibi davranmaktalar. Bu da manevi yaşam olmakta. Bizler  bunları görüp akrabalara anlatınca bizlere iyi gözle bakmamaktalar.

Canım kızım,

Çocuklarının çok başarılı olmasını isteyen insan, evle, araba ile meşgul olduğu kadar, ne kadar işlerle meşgulseler de  çocuklarına sevgi ve ilgi göstermek  zorundalar da aynı zamanda. Çocuklarda insan az ilgi ile, hiç gösterilmeyen ya da sahte gösterilen sevgilerle  onlardan büyük başarı beklemek sadece cahillerin işi.

Canım kızım,

Manevi yaşamı  güçlü akrabaları sevmek yerine , bizim toplumuz bu insanları kıskanmak  yolunu seçer. Manevi yaşamı güçlendirmek isteyene  kanaat önderleri kıskançlığın çok kötü şey olduğunu, bunun yerine manevi yaşamı güçlü insanları sevmenin ne kadar  manevi yaşama güç katacağını tavsiye etseler de insanlar mal ve servetin esiri olunca  manevi yaşamı hiç emek vermeden güçlü yaşamak istemekteler. Halbuki, ev ve araba gibi maddi şeyleri elde etmek için harcadıkları çabayı akrabalarını sevmek, bilgisi ve kültüründen  faydalanmak konusunda da  gösterseler hem kendileri gerçekçi manevi yaşamı güçlü insan olmanın mutluluğunu yaşayacaklar, hem de  çocuklarını hakiki manada seven , akrabasını kollayan, onlardan manevi  yaşamı güçlü olanlardan çocuklarının faydalanmasını sağlayan insanlar olarak  yaşamanın sevincini yaşarlar. Evler arabalar belki bizlere  kısa vadede fayda sağlasa da , manevi yaşamın sağladığı faydalar uzun vadeli olmakta. Bunu ancak gerçek manada sevenler anlar.

Canım kızım,

Bir anne ve baba ilkokul mezunu bile olsa ,  küçük yaşta çocukları üzerinde maddiyat sevgisi aşılarsa , eğer çocuklarında, kendi fikirlerini edinme, kendi yaşamlarını  kurma konusunda bilinç oluşamazsa,  isterse iki üç üniversite tamamlasalar bile,  o ilkokul mezunu anne ve babanın maddiyat hırs çocuklarına geçmekte, onlardan da torunlarına geçmekte. Ben akrabalarıma baktığım zaman hayretle bunu gördüm.  Öyle ki, amcamın torunlarının  manevi yaşamla alakalı  fikirlerinin yıllar önce ölen amcamın fikir ve yaşam tarzını bile aşamadığını gördüm. İki Üniversite tamamlamış akrabalarımın , ilkokul mezunu anne ve babalarının  fikir ve hayat tarzını aşamadıklarını gördüm. Anne babaları , kardeşlerini sevmiyorsa,  çocukların da halalarını , hala çocuklarını sevmediklerini, onlara yakınlık göstermediklerine, onları ziyaret etmediklerine şahit oldum. Ama lafa gelince çok sevdiklerini de iddia etmekteler.Yunus Emre boşuna “ Malda yalan mülkte yalan, gel biraz da sen oyalan” lafını  yüzyıllar sonra bile olsa hepimiz daha iyi anlamaktayız.

Canım kızım,

Akrabaları sevmek konusunda,  işte bu yüzden sana baskı yapmak istemem. Benim sevmediğim, tasvip etmediğim akrabamı illa sen seveceksin veya sevmeyeceksin diyemem. Ben sana uyarımı yaparım. Gerisi sana kalmış. Bu sadece akrabalar için değil, aynı zamanda da  her insan için geçerli .

Canım kızım,

Akrabalarını sevmen  hem hoşuma gitmekte, hem de  beni endişelendirmekte. Geçmişte “ Akrabanın akrabaya , akrep etmez ettiğini”   ata sözünü doğrularcasına akrabalık  ilişkileri yaşamış olduğumdan, “ Sen çalış, biz yiyelim” zihniyetinin çok zaman bizim akrabalar arasında da geçerli olduğundan,  “ Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, isterse akrabam ölsün” anlayışı çok zaman geçerli olduğundan senin de akrabalarını bilinçsizce rast gele sevmen konusunda endişelenmekteyim. Ama zamanla anlayacağım ki, sana güvenmekteyim. Yaşın ilerledikçe , manevi yaşamı ve insanları daha iyi tanıdıkça , sende bana ve annene hak vereceksin. Seni maddi şeyler mi, yoksa manevi şeyler mi mutlu etmekte o zaman anlayacaksın.

Canım kızım, İnsanların başına gelen felaketlerin çoğunluğu , insanların manevi yaşamı yanlış anlamaları ve  ilim, irfan ve bilgi sahibi insanları  dinlememeleri ve ilim ve irfan sahibi insanlarımızın da konuşmaları ile yaşamaları arasında  dağlar kadar fark da görmekteyim. Eğer bilgi sahibi akrabalarımızı yeterince anlayabilsek ve sevebilsek, daha doğrusu insanlar bunu yapabilse ev ve araba  sahibi olmak kadar manevi yaşamı güçlendirmek ve  çocuklarımızı manevi yaşamı güçlü, hayatta  faydalanacakları bilgilerle donanmış insanlar olarak yetiştirmenin mutluluğunu yaşayacaklar.

Anlayana  her şey saz gelir kızım

 

Seni muhabbetle kucaklamaktayım.