CAHİT KÜLEBİ HASRET DUYDUĞU TOPRAKLARDA NİKSAR'DA-4

         Ankara Devlet Tiyatrosu Sanatçılarından Meral ÜLKÜ VE Cahit ÇAĞIRAN birlikte sahne alıyorlar Cahit KÜLEBİ’ni şiirlerini seslendirmek için. Ve Belediye Başkanının soyadına ithafen güzel bir giriş yapıyorlar:

Aç kapıyı bezirgân başı

Arkamdaki “YADİGÂR ” olsun

 

Folklor ustaları Ekrem ÖNCÜ Hocamız sazıyla ve Yaşar GÜÇ kavalıyla şiirlere yörenin müziklerini katıyorlar.

 

Tokat’a Girerken Şiirinden:

Tokat’a girerken bir derin

Vadi var her taraf yeşil,

Tokat’a girerken bir derin

Vadi var her taraf yeşil.

Ben hep gece geçtim oradan

Bir su gibi dibinden ekinlerin

 

İstanbul Şiirinden:

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm.

Kamyonlar kavun taşır ve ben

Boyuna onu düşünürdüm.

Niksar’da evimizdeyken

Küçük bir serçe kadar hürdüm.

 

Sonra ikili yorumlar dinleyenleri mest ediyor.

 

Meral ÜLKÜ:

Ben senin hasretinle

Yanar dururum ömrüm boyunca

Tanrıdan sonra yurdum

Yurdumdan sonra sen varsın

Haziran’da bir duman tüter buram buram

Sen o dumansın

 

Cahit ÇAĞIRAN:

Önce gelincikleri yolduk

Nar ağaçlarını tuttuk kurşuna

Ardından andızları devirdik

Aptallık, bilinçsizlik bir hiç uğruna

 

Meral ÜLKÜ: Çanakkale içinde vurdular beni türküsünü tüm içtenliğiyle dillendirirken salondaki seslerle bütünleştiriyor. Devamında Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda Oratoryosundan bazı bölümler okuyorlar

 

Edirne’den Ardahan’a kadar

Bir toprak uzanır,

Boz kanatlı üveyikler üstünden uçar

Ardahan’dan Edirne’ye

Edirne’den Ardahan’a kadar

 

Cahit ÇAĞIRAN:

Gökyüzünde kara kara bulutlar

Başımıza nerden geldiniz

Bizler konukseveriz ama

Düşmanları sevmeyiz.

 

Meral ÜLKÜ:

Bu ne inançtır ki Gazi Paşa!

Atının teri kurumadan

Sürüp gittin yeni savaşların peşinde

 

Davullar zurnalar döğende

Ben seni hatırlarım!”

 

Cahit KÜLEBİ’nin yeniden Niksar’a kazandırılmasında büyük emekleri olan Niksar Eski Belediye Başkanı Ahmet Duran ÜNVERDİ geçmişteki ektiklerinin bugün ürünleşmesinden dolayı oldukça sevinçli:

 

“Siz baksanız bir şey göremezsiniz

 Benim yurdumdur orası

Ardıçlar, gürgenler tozlu yollar…

Tokat’la Niksar arası

 

1994 yılında Belediye Başkanı olunca 3 gün süren Niksar Çamiçi Yayla Şenlikleri düzenlemeyi düşündük.1995 yılında Niksar’la ilgili şiirleri bulunan şairleri de etkinliklerinin içinde değerlendirmeyi planladık. Öncelikle o zaman Anayasa Mahkemesi Başkanı olan Yekta Güngör ÖZDEN’i ziyaret ederek düşüncemizi açıkladım. Cahit KÜLEBİ’den bahsettim.

-Sen Cahit Külebi’yi ziyaret ederek davet et ben onu kendim getiririm. Dedi.

Çankaya’da oturuyordu, gidip onu ziyaret ettim. Niksar deyince yorgun gözleri ışıldadı.

-Başkan, ben nasıl geleyim. Deyince Yekta Bey’in sözünü hatırlattım. Davetimize çok memnun oldu. 

         Şiirlerle Niksar Geceleri o yıl Ayvaz Mesire Parkında yapıldı. İğne atsanız yere düşmüyordu. Kaymakam Erhan TÜRKER Beyle birlikte Cahit KÜLEBİ’nin koluna girerek sahneye götürdük. Onun okuduğu şiirler doğrultusunda geceye Atatürk ve Yurt şiirleri damgasını vurdu. Şiir okurken çok heyecanlandı. O gece Çamiçi Yaylasında Doktor Şahsuvar SAVURAN Beyin evinde konuk ettik. Ertesi günü de etkinliklerin devam ettiği yayladaki Osmanlı Otağı’nda programları izledi.

            Ankara’da daha sonra evine ziyaretine gittim. Uzun bir özel sohbetimiz oldu.

Başkan Allah aşkına bu otağ işi nereden aklına geldi çok güzel olmuştu, çok hoşuma gitti. Dedi. Ben Anadolu şairiyim. Beni bilirler ama bilmezden geldiler dedi. Tabii bu sözlerinde sitem vardı. Bazılarını hakkı olmadığı halde yüceltiyorlar. Onların değişik yerlerle bağlantıları var onun için beni pek sevmezler diye ilave etti. Diğer taraftaki kütüphanesine geçtik. Amerika’da basılmış bir eseri göstererek: Bunun içine yüz şairi almışlar ve Türkiye’den sadece ben varım dedi.

Niksar’a dönüşümde insanlar hep öldükten sonra yer adları konuluyor. Bu insan Niksar sevdalısı bir şair. Sağlığında büyük bir caddeye onun adını verelim arkadaşlar dedim. Belediye Meclisi de bu teklifimizi oy birliği ile kabul ederek şehrin en işlek caddesine onun adını verdik.

Ankara’ya bir gidişimde Niksar Belediye Meclisi’nin bu kararını götürdüm. Çok mutlu oldu, gözleri doldu. Onun 19955’de Niksar’a gelişi demek ki bir veda imiş. İki yıl sonra vefat etti. Şimdiki başkanımız da bizim çalışmalarımızı perçinleştirmektedir. Cahit Külebi artık bizim emanetimizdir.”

Cahit KÜLEBİ’nin dayısının oğlu, Gümrük ve Tekel Eski Bakanlarından Prof.Dr. Tuncer BARAN da duygu ve hatıra yüklü:

“Ben bu topraklarda doğdum. Yıllar sonra tekrar aranızdayım. Cahit Külebi ve eşi aradığı yeri buldu bence. Anıt Mezar açıldığı zaman sanki dayımla beraberdim.

Bursa’da nişanlı iken bizi ziyarete gelmişlerdi. Yengem çok güzeldi. Dayım ise deli fişek. Zaten yengemi ikna etmesi kolay olmamış. Ömürlerinin son anlarına kadar mutlu yaşadılar. Zaten şiirlerinde de bu apaçık görülür.

1934 yılında Niksar’a döndüm. Dedem Nüfus Memuru, babam Hayri TUNCER Ziraat Memuru idiler. Babam ziraatçı olduğundan genellikle at sırtında gezerdi. At yorgun geldiği zaman Cahit Külebi kaşağıyla ahıra koşar tımar yaparmış. Dayım, Sivas Lisesi’nde okurken yazdığı şiirleri annemle paylaşır, onun onayını alırmış.

Benim ismimi soyadı kanunundan önce Bayan olarak koymuşlar. Soyadı kanunu çıkıp da bay bayan isimleri ortaya çıkınca iş karışmış. Dayım bu çocuğun ismini ben koyacağım demiş. Bu kez Baran yapmışlar. Bu ismi Yozgat Valisine daha önce Soyadı Kanunu çıkınca Atatürk vermiş. Ortaokula giderken bile ismim bayan’dı. Sonra mahkeme kararıyla düzeltildi.

Dayımın şiirlerini ben de ezberlemeye çalışır, ona özenirdim.

1947 yılında babamla birlikte Ankara’da Dayımı ziyaret ettik. Cebimde yazdığım şiirler vardı. Babam.

-Cahit şunun şiirlerine bir bak. Dedi. Baktı, inceledi. Babama:

-Bu adamdan şair falan olmaz, vazgeçsin bu işten. Dedi.

            Son yıllarda sık sık beraberdik. Vefatından sonra 100 kadar şiirini İngilizceye tercüme ettirerek Ali KÜLEBİ’nin de desteğiyle bastırdık.”

            Yine bir Niksar aşığı, kültür sanat adamı           TÜRKSAV Başkanı Yahya AKENGİN sahnede:

“Cahit Külebi’nin yazdığı dergide yazma onurunu yaşadım. Süt, Hisar Dergisi yayınları arasında çıkmıştı. Hatta o kitabın tanıtımı ile benim “İstesen” şiiri aynı dergide çıkmıştı. Genç bir şair olarak şiirim, İlhan Geçer tarafından tanıtımı yapılmıştı.

Okul günlerimde Bayburt yollarına düşerken kop Dağının zirvelerinde Çoban Çeşmesinden su içerdik. Sonra baktım ki o çeşme onun şiirlerine konu olmuş.

 

Kop Dağında akar bir çeşme var

Serçe parmak kalınlığında suyu

Haram etmiş gece gündüz uykuyu

Akar da akar

 

            Daha sonara o çeşme benim için Cahit Külebi Çeşmesi olmuştu. Onun hatıraları geçer.

Onun şiirlerinde Cumhuriyetin idealleri vardır. Memleket şairliğinin özünde Yahya Kemal var derler. (SÜRECEK...)