DÜRÜSTLÜK ABİDESİ AHMET BALCI

Giden ay tutulur mu?

            Bala tuz katılır mı?

            Bala tuz katılmaz ama elin oğlu neye ne, ya da neler katmıyor ki…

            İnsanımız, şeytanın bile aklına gelmeyen kurnazlıklar başarıyor: Süte su, tereyağına patates, kırmızıbibere kiremit tozu… Saymakla bitmez. Üstelik bunlar duyabildiklerimiz. Duymadığımız, bilmediğimiz başka ne hinlikler var kim bilir. Tam bunları yazarken faceye Tarım Bakanlığının yeni bir bildirisi düştü:

            “İŞTE VATANDAŞA ZEHİR  YEDİREN HİLECİ FİRMALAR – 31 OCAK 2016

2016 hileli gıda listesi. Bakanlık tarafından açıklanan ifşa listesinde birçok marka ve şirket mevcut.

Sizlerin ve ne yediğine dikkat eden tüm duyarlı vatandaşlarımızın şikâyetleriyle belirlenen ve T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın internet sitesinde ifşa edilen “Yüz Karası” üreticilerin yeni bir listesini daha yayınlıyoruz.

            Lütfen bu listeyi dikkatlice inceleyin ve bu listede yer alan markaların ürünlerini almamaya özen gösteriniz”

            Tarım Bakanlığının bildirisi, yazımı zehirle kesti. Hilelilere örnek verecektim ama gerek kalmadı. Merak edenler, face’de bir arkadaşımın paylaştığı bildiriyi bulup okuyabilirler. Demek ki hileli gıdadan şikâyet eden yalnız ben değilmişim. Bakanlık da şikâyetçiymiş. Denetlemek tarım bakanlığının asli görevidir. Denetim yapmak için vatandaşın şikâyeti mi beklenirmiş? Bakanlık, vatandaşları uyaracağına zararlı mal üretimini engelleseydi. Daha iyi olmaz mıydı?

            Ben aslında güzel bir olayı yazacaktım:

            Öğrencim, meslektaşım, sevgili Zekeriya Gündeş’le karşılaşınca bana bir sütçü önerdi. Yaklaşık iki ayı aşkın zamandır sütü ondan alıyorum. Şimdiye kadar süt diye aldıklarım, su artı süt karışımı ya da yağı alınmış bir maddeymiş.  Süt diye kaşığa ve bardağa bile bulaşmayan garip bir sıvı tüketiyormuşuz. Şimdiki sütü pişirince üzerinde bir parmak kaymak oluşuyor. Yoğurdun kaymağını bir kavanozda biriktirip yayınca sap sarı, bal renginde bir tereyağı elde ediyoruz. Abartı olmasın, on litrelik sütten yarım kiloya yakın halis tereyağı çıkıyor. Hilesiz hurdasız süt üreten Sayın Ahmet Balcı’yı kutlar, bu ortamda böyle adamlar da mı var imiş şaşkınlığıyla sevincimi okurlarımla paylaşmak istedim.

            Dünyanın, böyle dürüst kişiler sayesinde ayakta durduğuna inanıyorum.   

            Kurnazlığın hiç biri tasvip edilmez ama beterin de beteri varmış. Hadi süte su, yağa patates kattınız, bunların sağlığa zararı pek yok. Ya kocaman anlı şanlı fabrika ve markaların gıda maddelerine zehir ve kansorejen maddeler katmalarına ne buyurulur? Eğer amaç zenginlikse, zehirleyerek ulaşılan zenginliğe lanet olsun. İhraç ürünlerimizin bu nedenle iadesi, ülkemizin utancı değil midir?

            Onların iadesini biz, iç pazara süreriz. Avrupalılar gibi çıt kırıldım mıyız sanki. Enseyi karartmayalım. Bize bi şey olmaz, hastaneler dolup taşsa da…

            Demek ki diyorum halkımızın “Avrupalılar tesadüfen ölüyor; biz, tesadüfen yaşıyoruz…” sözü boş değilmiş.

 

            Tertemiz bir dünya, sağlıklı ve huzurlu günler dileğiyle…