HADDİNİ BİL!

Hiç şüphesiz Diyanet İşleri Başkanlığının aldığı en güzel kararlardan biri, camilerimizdeki imamlarımızın da, vaaz edebilecek olmalarıdır. Bu Cumhuriyet Türkiye’si için son derece önemli bir karardır.  İmamlarımızın birçoğu bu kararın hakkını veriyorlar. Cemaati irşat ediyorlar. Allah onlardan binlerce kez razı olsun.  

            Fakat zaman zaman öylesine sözler öylesine duyuyoruz ki, insanın içi acıyor. Ne cemaate, ne tarihi değerlerimize saygı kalmıyor. Üstelik bir sözün nereye gideceğinin farkında bile olmuyorlar.

            25 Haziran Cumartesi günü Kümbet Camiinde buna benzer bir şey yaşadık. Caminin imamı vaaz içinde öyle şeyler söyledi ki, insanın inanası gelmiyor…

            İşte bir kaçı… “Teravih namazı uzun namaz... Kılıncaya kadar canımız çıkıyor, onun için çabuk kılıyoruz. (!) Müslüman için beş vakit namazda çektiği tesbihat yetmiyor mu da, diğer zamanlarda oturup zikir çekmekle meşgul oluyorsunuz?

            Günde 165 defa “Suphanallah”, 165 defa “Elhamdülillah”, 165 defa “Allahüekber” demiyor muyuz da, elinize beş yüzlük, binlik tespihler alıp zikirle meşgul oluyorsunuz? Hem kime, niçin bağlısınız? Allah’tan ve Resulullah’tan başka kimseye bağlanamazsınız.

            Abdülkadir Geylani de kimmiş? (!) O ve onun gibilerin hepsi ölmüştür. Kimseye faydası olmaz(!). Kendinize çeki düzen verin. Sahte şeyhlerle, sahte alimlerle aklınız fikrinizi meşgul etmeyin!...”

            Neyse uzatmayayım. Mustafa Hoca o gün akşam gerçekten bir tuhaftı. Ne söylediğini bilmeyecek kadar da, kendini kaybetmiş gibiydi.  Bu sözleri duyan cemaatin içinde başta ben olmak üzere söylenmekten geri kalmadık. Elbette söyledikleri sözlerde doğrular var. Fakat İslâm büyüklerine “Onlar da kimmiş, hepsi ölmüş, ölüden kime ne fayda gelir?” sözleri cehaletin ta kendisidir.

            Allah Resulü (S.A.V) “Ümmetimin âlimleri gökteki yıldızlar gibidir” diyor. Şimdi Abdülkadir Geylani, Hoca Ahmed Yesevi, Şahı Nakşibendî, Mevlana, Yunus Emre ve onun gibi nice âlimler, hepsi tarikat ehlidir. Hepsi Hakk yolunun yolcusudur. Hayatlarında ibret alınacak nice güzel kıssalar vardır.  Onlara nasıl “Hepsi ölmüştür, kimmiş bunlar, hiç birinin faydası yoktur.” Gibi lafları neden sarf edersin? 

            Abdülkadir Geylani Hazretleri 6 ciltlik Kur’an Tefsiri yazmıştır. Kur’an ve Hadis Sohbetleri kitabı vardır. Yazdığı eserlerin sayısı yirminin üzerindedir. Her biri Allah ve Resulullah yolunu aydınlatan birbirinden güzel eserlerdir.

            Şimdi Abdülkadir Geylani’ye hakaret edeceksin, ondan sonra da Mevlâna’dan bahsedip, Yunus Emre’den her akşam ilâhi okutacaksın.  Bu ne perhiz bu ne turşu?

            Herkes haddini bilmeli. Ağzından çıkanı kulağı duymalı.

            Ey Hoca, eğer dil sürçmesi ile bu lafları etmiş ve tövbe etmişsen diyeceğim yok. Yok, eğer hâlâ aynı düşüncede isen, bu fikirlerinle cemaati zehirlemekten vazgeç.   

            Sana verilen “vaaz u nasihat” hakkını doğru kullan! Yoksa halin ahvalin harap bunu bilesin.  Diyeceğim şudur ki:

“Âlimin sözü lal ü mercan ü incidir

Cahilin sözü nice canlar incitir. “ vesselam…

            Her şeye rağmen biz de sürçü lisan etmiş isek af ola. Kadir Geceniz ve Bayramınız mübarek ola…                                                                               

 

MEHMET EMİN ULU