DÜZEN

Güneşin, ayın aydınlatmadığı, insanların ürettiği ışıklarının olmadığı, havanın açık olduğu bir gecede başınızı gök yüzüne çeviriniz. Yıldızlar dört bir yanı sarmışlar. Kümeler halinde olan yıldızların her birinin bir adı vardır. Gök yüzünün her tarafını yıldızlar sarmıştır. İrili ufaklı, yüksek ışık saçan az ışık saçanlarla doludur.

            Sanırsın ki bir birleriyle çarpışacaklar. Fakat her nedense çarpışmalar. Çünkü bir düzen ve ahenk vardır. Hepsinin evrende bir yeri var. O düzen sabittir.Yer yüzünde ki düzene baktığımızda canlıların bir yaşama düzeni, nizamı, intizamı var. Ağaçlarda, bitkilerde de bir yaşam biçimi var. Sonbaharda yapraklarını dökerler, baharla birlikte yeşerir çiçeklerini açar, meyve verirler. Arıların, karıncaların, insanların ve diğer canlıların bir yaşama biçim ve düzenleri var. İnsanlarında kendilerine göre bir yaşam düzeni vardır. Bugün bebek olanlar, yarın çocuk olurlar. Yarın çocuk olanlar, öbür gün genç daha sonraki gün olgun bir insan olurlar. Olgunluğunun belirtisini hal ve hareketlerden görünürken, saçlarda beyazlaşır. ''Gün akşam oldu, bir dost bulamadım" türküsünü içini çekerek dinler. Efkarını dağıtır. Topluluklarda kendi yaşadığı ortama bir düzen ve kanun koyarlar. Bu düzen bozulduğunda toplumun huzuru ve dengesi de bozulur. Şiddet, terör, yersiz kanunların yerini değiştirme, insanların uyamayacağı kurallara zorlama, toplumu rahatsız eder. Birde silahla, bomba ile zora ki fikir ve düşüncelerini kabul ettirenler var. Bu olaylar toplumu derinden ve içten sarsar. Günümüzde ülkemizin doğusunda ve batısında rastlamak mümkün. Atatürk hava limanında 44 kişinin ölümüne yüzlerce kişinin yaralanmasına, ülkenin ekonomisine atılan üç ayrı bombalama olayıyla karşılaştık. Ateş düştüğü yeri yakıp kavuruyor. Halkta, yöneticilerde başınız sağ olsun diyorlar. Hiçbir yöneticinin suçu günahı ve sorumluluğu yokmuş. Sorumlular yurt dışında, muhalefet ve görev yapanlar mı dersiniz? Düzeni koruyan kollayan devleti yönetenler ne zaman bu akan kanı durup, ekonomik gelişmelerle uğraşıp halkın refahıyla dört dörtlük uğraşacağımız günleri iple çeker olduk.

            İnsanlar yaşadıkları yere, kendilerine bir çeki düzen verirler de, her nedense toplumun ortak alanları olan yerlere pekte itina ile bakmazlar. Ortak kullandıkları yolları, caddeleri, parkları, sokakları görmezlikten gelirler. Aslında  ortak alanlar bir şehrin yaşam kaynağı ortak güzelliğidir.En az bu alanları kendi mülkümüz kadar koruyup kollamalıyız. Bir kentin sokakları, parkları caddeleri düzenli korunup, kurallar içinde kullanılmıyorsa o şehrin düzeni bozuk ve hasta şehir diyebiliriz. Hasta olan bir şehirde yaşayanlar ne kadar sağlıklı yaşarlar ki? Nerede ve hangi alanda bir düzensizlik varsa orada yöneticiler görevlerini tam ve gereği gibi yapmıyorlar demektir. Bir düzensizlik başka düzensizliği tetikler. Oda tüm ülkenin kaderini ve geleceğini etkiler. Görevi hak edene, diploması olana, tecrübesi olana verilmediği sürece her yerde ve her zaman başımız ağrımaya devam edecektir. Her birey birkaç dakika düşünsünler ? Herkes hak ettiği maaşı hakkıyla alıyorlar mı? Fazla maaş alanlar bu paranın ne kadarını hak ediyorlar? İşsiz ve yoksul olanlara iş ve görev dağılımında adaletli olunuyor mu? Sağlıkta, eğitimde, iş hayatında  ayrım yapılmadan fırsat eşitliği tanınıyor mu? İşte o zaman düzen yerine oturmuş sağlıklı bir toplumla huzur ve mutluluk içinde yaşıyorsunuz demektir. Demokrasi, Cumhuriyet, Laiklik bulunmaz bir nimettir. Bunların kıymetini bilelim. Bir kez elimizden kaçtı mı Ortadoğu ülkelerinden beter oluruz. Düzeni her birey koruyup kollamalıdır. Düzenli yaşayan insanlara sevgi ve selam olsun.

Süleyman ERKAN

01-07-2016

 

Şişli-İstanbul.