KOMŞULUK VE DOSTLUK

Sayın başbakanın göreve başlarken düşmanlarımızı azaltıp dostlarımızı çoğaltacağız mesajı çok olumluydu. Cumhurbaşkanımızın İsrail ve Rusya ile barışma girişimleri olumlu girişimler oldu. İnşallah iyi günlere gidiyoruz. Bu durum ormana bakıp ağacı görmek, ağaca bakıp ormanı görmek demektir. Önce vatanı düşünmeliyiz. Devlet adamına aymazlık yaraşmaz. Devletlerin komşuluk ve dostlukları apartman ve komşu dostluğu gibidir. Komşularımızla dost isek ailemizi korkmadan bırakıp istediğimiz yere gidebiliriz. Gözümüz arkada kalmaz. Evimizde huzurla yaşarız. Karşımızdaki kişinin iyi olmasını istiyorsak önce kendimiz iyi olmalıyız. İnsanların yaptıkları yanlışları unutmak, affetmek en iyi intikamdır. ,

            Bir zamanlar komşularımızla dostken ne güzel yaşıyorduk. Dostluk meftunu bir kişi olarak bu düşmanlık beni üzüyor. Ülkemiz için hayırlı olmadığını düşünüyorum. Ülke olarak diken üstünde yaşıyoruz. Oy toplama kaygısıyla İsrail ile düşman olduk. Ülke büyük zararlara uğradı. Turizm ve sebze pazarımız olan Rusya ile bozuşmamız ne büyük yanlıştı. Ülkeye ve vatandaşa büyük zararlar verdi. Turizm dibe vurdu. Bir çok otel kapandı insanlar mağdur oldu. Zamanın başbakanı uçağı düşürme emrini ben verdim diye hava atmaya kalktı. Bu kararın millete getirisini düşünmedi. Tahammülsüzlüğü yaparken millet yararını öne koymalı, böyle durumlarda günü birlik yaşanmayacağını görmeliydi. Ülke yönetiminde “keşke”leri azaltıp “iyiki” leri çoğaltmak yurdumuzun çıkarınadır.

            Komşu ülkelerdeki yönetimlere benim düşünceme uymuyor diye karışmak onların iç işlerine karışmaktır. Beğenmesek de yeni yöneticilerle milletimizin çıkarı için uyumlu yaşamak zorundayız. Aksi durumda bütün komşularla kavgalı durumuna düşeriz. Bir gün gelir barışmak için tükürdüğümüzü yalamak zorunda kalırız. Suriye ve Mısır’la bozuşmada böyle bir durum görüyorum. Burada sevgi, sabır, şefkat ve hoşgörü hakim olmalıdır. Zararın neresinden dönülse kardır deyip bu iki devletle barışmak ulusun çıkarınadır. Onları olduğu gibi kabul edip barışmak akıl işidir. Çaydanlık ıslık çalmaya başladı geriye dönülmesi daha da zorlaşmadan barışmalıyız.

            Şu anda yine oy kazanma düşüncesiyle Suriyelileri vatandaş yapma yanlışlığına gidiliyor. Altı milyon işsizimiz varken bu sayıyı daha da artırmak ne kadar doğrudur. Bu yurdun esas sahibini dışlamaktır bu. Türk halkını ikinci sıraya koymaktır. Vatandaşın ekmeğine ortak bulmaktır. Okullarımızın eğitim başarısını azaltmaktır. Bilhassa ilerde tahmin edemeyeceğimiz sosyal ve güvenlik sorunları doğacaktır. Suriye ile barış da baltalanacaktır. Yapılacak en iyi iş diğer komşularımızla olduğu gibi Suriye ile anlaşıp ülke bütünlüğünü sağlamaktır. Böyle bir taşla iki kuş vurmuş oluruz. Hem Suriye ile dostluğumuz başlayacak hem de terör örgütlerine verilen desteğin önünü alacağız.

            Sayın Başbakanın sıra iç barışta demesi de çok olumlu bir girişimdir. Yurt içindeki ayrımlar çok tehlikelidir. Yandaş basın ülkeyi yüzde elli yüzde elli diye bölmüş durumda. Bu ayrımlar devam ettiği sürece aradaki uçurum giderek artar ve insanlar birbirinden kopar. Allah göstermesin Suriye gibi iç savaşın içinde buluruz kendimizi. Telafi edilemeyecek durumlar doğar. Meydana gelen enkazın altında da hepimiz kalırız. Bu durumda komşularla barış da bir işe yaramaz. Bu yüzden önemli olan iç barıştır.

            Atatürk’ün “yurtta sulh cihanda sulh” sözünü unutmayalım, sayın vatandaşlar.

Saygılarımla.

11. 07.2016

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen