CAHİT KÜLEBİ HASRET DUYDUĞU TOPRAKLARDA NİKSAR'DA-4

 

CAHİT KÜLEBİ HASRET DUYDUĞU TOPRAKLARDA NİKSAR’DA

 

Yahya KEMAL: Artık memleketten mektebe geçmek lazım der. İşte onun şiirlerine hep bunu buldum. Bugün ona çok ihtiyacımız var.

 

İnönü’de iki kılıç karşı karşıya

 Aşk olsun birinciye su veren kılıççıya!

 

Dadaşvari yanını ön plana çıkarmış var diye düşünürüm. Atatürk sevgisi, memleket sevgisine dayanır. Ben bu günlerde ümitsiz değilim ama hüzünlüyüm. Televizyonları izleyin dostlar bu iş bitti diyorlar. Memleketi tartışıyorlar. O,yedi düvele kafa tutan bir milletin şiirini yazmıştır.

 

Gökyüzünde kara kara bulutlar

Başımıza nerden geldiniz

Bizler konukseveriz ama

Düşmanları sevmeyiz.

Memleket, Milet, devlet bekası olunca o farklı bir insandır. O memleketin kırlarını, çeşmelerini nakış nakış işlerken bu memleket sevgisinden ileri geliyordu.

         Faruk Nafiz’in Çoban Çeşmesi memleketi ifade ediyordu. Kop Dağındaki çeşme de o idi. Her şair hayatında iken onun sevenleri oldu, sevmeyenleri oldu. Ben memleketimi seviyorum diye sevmiyorlarsa bırakın sevmesinler.

Şairin, Hak bildiğin yolda yalnız yürümek gibi bir kaderi vardır.

Tokat’ta, Niksar’da Niksar’ın yeni fidanları ile yeniden yeşerecektir. Türkiye ve Türk Milleti yaşadıkça.”

Cahit KÜLEBİ için Almanya’dan kalkıp gelen öğrencisi Ruhi TÜRKYILMAZ:

 

 

“Dostlar bu törene katılmak için Almanya’dan heyecanla koştum. Bir yanda öğretmenim Cahit KÜLEBİ’nin 13 yıldır yasını tutanlar diğer yanda öğrencisi olduğum için onurluyum.

O bu topraklarda, Niksarlıların kalbinde yaşayacak. Kendine en yakın topraklarda, Türk ulusunun sinesinde anıtlaştı.

1955-1956 yıllarında Ankara Gazi Lisesi’nde onun öğrencisi oldum. Yine onun öğrencisi olarak edebiyata yöneldim. Yazmak ve onun ufuklarına koşmak için yazmaya başladım. Bir gün bana.

- Ruhi TÜRKYILMAZ sen teneffüse çıkma. Dedi. Ona daha önceden verdiğim Kara Meşe şiirini çantasından çıkardı. Bazı bölümlerin altını kımızı kalemle çizmişti. Ben eyvah olumsuz bir şeyler söyleyecek, şiir sizin neyinize diyecek derken şiirimi beğendiğini söyledi. İşte onun etkisiyle yazdığım Kara Meşede Akşam şiiri.

 

Kanatlandığımdan beri yalnızlığı severim

Kırsal doğa tutkunuyum

Yaban meyveleri yerdim

O ıssız yaylalarda geceyi dinledikçe

Yıldızlardan ışık bekledikçe

Mezar kazdı bana kurtlar”

Yine onun Ankara’da iken sık sık görüştüğü Hacettepe Üniversitesi Emekli Öğretim görevlilerinden ŞEHABETTİN ERDEM mikrofonda:

“Cahit KÜLEBİ ile dostluğumuz eskiye dayanıyor. Onların Niksar’da iken oturdukları ev anneannemlere aitti. Dolayısıyla biz onu ailemizden öğrenmiş olduk. Daha kardeşim 3.sınıfta iken Külebi’nin bir şiirini ezberlemişti. Yerli yersiz oku dediğimiz zaman sandalyenin üzerine çıkar okurdu.

 

Otobüs Şiiri

Hey yol üstündeki otobüs

Karoserin ne yeni

Kız gibi motorun var

Benzin kokuyorsun

Lastiklerin sağlam

Uçar gider misin şoförün olsam?

 

 Bu şiir ailece bizi Cahit Külebi’ye bağladı.

Yıllar sonra Ankara’da bir araya geldik. Niksarlı olduğumu öğrenince çok mutlu oldu. Görevli olduğum hastaneye başvurmuştu. Soğuk algınlığı vardı. Bütün hocalar onu el üstünde tuttular. Yatmak istememesine rağmen yatırarak tedavi ettiler. Etrafında pervane oldular.

Hastanede yatarken benim Niksar’da kaldığı evin torunu olduğunu öğrenince Niksar’la ilgili her şeyi sordu. Niksar İdman Yurdu’nda oynadığını, üniversitede okurken Niksar’a gelişinde hemen takıma alındığını anlattı. Benim babam da bu takımda kaleci idi. Futbol takımı ile ilgili fotoğrafları götürdüm, merakla baktıktan sonra bazı yüzleri saymaya başladı.

-Benim yüzümden baban çok gol yedi. Ben iyi top oynayamazdım ama yine de takıma alırlardı. Dedi.

Bir başka gün aile ziyaretine gitmiştik.

-Sen hiç susen bilir misin? Dedi.

-O bir mezarlık çiçeğidir. Diyerek eşi için susen soğanları istedi. Daha sonra eşinin mezarı için getirttiğim bu soğanları beraber mezarlığa giderek diktik

Posta kutusunda bir gün mektup buldum. Zarfın üzerinde gönderen yazmıyordu. Baktım, KÜLEBİ göndermişti Çok sık görüşmemize rağmen onu ihmal ettiğimi düşünerek mektup göndermişti.”

Programda şiir şölenine geçiliyor. Mikrofona önce Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcısı Ömer BOZOĞLU Bey’i davet ediyorum. Külebi’den bir kıta okuyor:

 

“Küçük çeşmeyim yurdumun

Unutulmuş bir dağında

Hiç kesilmeyecek suyum

Yıldızların aydınlığında

Boyuna akar dururum.”

 

Lale Şairi, Abdullah SATOĞLU sahneye geliyor:

 

 

“İnsanın maddi ve azmi faaliyetlerinin urlar gibi kubbe kubbe bükülüp zerre zerre küçültüldüğü günümüzde içinde hâlâ şiir ve edebiyat sevgisi taşıyanları selamlıyorum. Ülkemizde bu günlerde artan terör saldırılarını kınıyorum.

 

Niçin bu hallere düştüm niçin ben

Bir koca çınar idim özüm nerede?

Öyle bir mukaddes dava içinde

Yanıp kül olmuşum közüm nerede?”

 

Etkinliğe Bursa’dan katılan Şair, Ömer Ekinci MİCİNGİRT:

“Bugün merhum üstadı Cahit KÜLEBİ’yi anarken duygu denizinde yüzüyoruz adeta. Yüreğimiz şairin memleket sevdalı şiirleriyle atıyor. Ve bir KÜLEBİMİZ var Tokat’ta kale gibi yaslanmış Niksar’ın bağrına. Şairlik irfan denizinin mahsulüdür. Şairler toplumlara yön veren, ışık veren gönül süvarileridir. Bu vefa ve fedakârlıktan dolayı Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği’nin faaliyetlerini minnet ve şükranla anıyorum. Kendi yazdığım bir şiiri okumak istiyorum:

 

Bizim memleket

Ova, oba, deniz, köy bucak bucak

Çiğneme toprağı şehit yağacak

Miski amber kokar bizim memleket”

Ankara’dan değerli bir kültür sanat insanı İsmet Bora BİNATLI:

“Bir kentin halkı tarafından özellikle yöneticileri tarafından bir şairin gündemde tutulması onları yüceltmesi kadirşinaslılıkla bugünlere aktarılması her kula nasip olmaz. Onun için emeği geçen herkesi içtenlikle kutluyorum”

Ankara’da eşi Zeynel YEŞİLAY’la Niksar’a koşan İlter YEŞİLAY, Dağlıca şehitleri, kınalı kahramanlar için yazdığı şiiri okuyor:

 

“Dağlıca’da şafak kana boyandı oğul

Kan kustu dağların ardındaki ihanet

Yer yandı, gök yandı, analar yandı

Ve bir ihanetle yere düşer her Mehmet

Bizde eli kınalı kahramanlar hiç bitmez

Bizde şehitler ölmez vatan asla bölünmez”

 

Kayseri Erciyes Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Bekir Oğuz BAŞARAN: “Birkaç gündür Niksar’ın misafiriyim. Niksar’da tarihi, kültürü, vefayı, misafirperverliği gördüm. Cahit KÜLEBİ şiiri şöyle tanımlar: Ana dilinde, ana dil sazında söylenen bir türküdür şiir. Ben üniversitede KÜLEBİ’nin Türküler Şiirini mutlaka Yeni Türk Edebiyatı Dersinde tahlil ettiriyorum. Burada kendi yazdığım Türküler şiirimi okuyorum.

 

Türküleri seviyorum

Hayata güzellik katan türküleri seviyorum.

Damarlarımda akan türküleri seviyorum

Kâh ağlatan, kâh güldüren

Kâh dirilten, kâh öldüren

Kâh yeşerten kâh solduran türküleri seviyorum.

Ankara’dan İLESAM Kadınlar Komisyonu’ndan Şair Hatice YÜCEL mikrofon alıyor:

“ Edebiyat dünyamızın mihver taşlarından Cahit KÜLEBİ’yi, üstadı şefkatle, minnetle bağrına basan Niksarlıları özellikle misafirperverliğinden dolayı sizlere teşekkür ediyorum

Lahuri adlı lirik bir şiirimi seslendirmek istiyorum. Lahuri Pakistan’da üretilen dünyanın en zarif, en kıymetli bir şaldır. Öyle ki bir alyans içinden geçecek kadar da zariftir. Ben de şiiri çok severim. Bu şalı sevgiyle ben yüreğimin üstüne örttüm.

 

Ne hasret ne vuslatım yormasın seni

Hep böyle nazlan gönlümün hapsinde kal

Zamansız bir kerametle ararsan beni

Sabrımın namı için ben, ben susmaz mıyım?”

Cahit KÜLEBİ Memleketime Bakış Konulu Şiir Yarışmasında birinciliğe layık görülen Orhan Seyfi ŞİRİN:

“Otuz yıldan beri şiirle uğraşıyorum. Niksar’da geçirdiğim birkaç gün şiirle, sanatla, kültürle uğraşan Türkiye’nin en saygın merkezlerinden biri olduğunu gördüm ve çok mutlu oldum. Diyerek birinci olan şiirini okuyor.

 

KÜLEBİ’YLE Niksar’a Yolculuk

 

Ankara üstünden Niksar’a vurdum

Çamlıbel sırtında bir yolcu gördüm

Yaşlı gözlerinin sırrını sordum

“Doğduğum köylerin seylabı”dedi.

….

Memleket kokuyor halis şiirin!

Gözlerde, dillerin ucunda yerin!

“Adını bağışla ey şair!”dedim

Benim adım Cahid Külebi” dedi

 

Niksar’ a bir anıt yakışır elbet

Sevgiler sel olur, çiçekler demet

Dedim ki” Tokad’a neden bu hicret?”

“Suya indirmeye mehtabı” dedi.

 

Aynı yarışmada ikincilik ödülünü alan, Tokat’tan genç şair Muhammet AVŞAR son olarak sahneye çıkıyor:

 

“Ben şiirimi öncelikle Belediye Başkanımız Duran YADİGÂR Beyefendiye ithaf ediyorum. Başkan seçildiğinde tebrik ettim.

-Muhammet, Niksar’la ilgili bir şiir yaz ben onu asayım. Dedi.

 

Niksar Güzellemesi:

 

Niksar’da emeğin göz nuru vardır

Halısı, kilimi, çulu güzeldir

Her çeşit bitkinin oluru vardır

Ovada her şeyin bolu güzeldir.”

 

Program Ödül Töreni ve fotoğraf çekimi ile sonsuzluğa akıp gidiyor. Fonda Niksar’ın fidanları müziği çalıyor. Cahit KÜLEBİ ve eşinin ruhu Erzurumlu Emrah’la birlikte Niksar kalesindeki dalgalanan bayrağı seyrederek şad oluyorlar.